Mağusa tabutundan çıkmalı

Mağusa tabutundan çıkmalı

0 800

Üç maymunla sembolize edilen bir Japon atasözü: ‘‘Gör-duy-konuşma.” Görüyoruz, duyuyoruz, konuşuyoruz ama değişen bir şey yok. Duyarlı birçok insanın üç maymunu oynamaması bir işe yaramıyor çünkü üç maymunları oynayanlar yetkeyi temsil edenlerin ta kendileri. Her şey olacağına varıyor ve son dakika müdahalesi olarak bazı hamleler yapma gereksinimi ortaya çıkıyor. Yani zorunluluk kapıyı çalmadan ve son çare arayışları kaçınılmaz olarak bir kararı dayatmadan bizim yöneticilerin bir şey yapma iştahı yok. Bu her alanda böyle… Eğitimden sağlığa, sağlıktan adalete… Kültür, sanat, kültürel miras zaten dekoratif unsurlar olarak algılanıyor.

Hal böyle olunca çağdaş yaşamdan nasibini almamış bir kent yaşamıyla karşı karşıya kalırız. Mağusa’da yaşamak işte bu tür duyguların akarına sürükler insanı. Antik bir kent; onca tarih, onca yaşanmışlık, onca efsane… Üniversitesiyle eğitim, tarihi eserleriyle bir turizm, kültür ve sanat merkezi olabilecek bir kent Mağusa… Ama yaşlı, ama bitkin, ama kırılgan… Gündelik yaşam ihtiyaçlarının ve geleceğe yönelik tasarıların planlanamadığı bir kent yönetimi. Kaba materyalist, tecimsel kaygılarla kurgulanan bir düzen. Kapkaççı bir  ekonomi anlayışıyla günü kurtarmaya çalışırken geleceğini yitiren bir toplum oluverdik.

İyi de, tüm bu yakınmalar ve marazi kötümserlik ilerleme iştahımızı hep böyle köreltecek mi(?) yoksa, başımızı kaldırıp sorumlu kurum ve şahıslar olarak daha dayanışmacı bir anlayışla gereken neyse onu yapma azmini gösterecek miyiz? Mağusa’nın kentsel doku, tarihsel doku ve sosyokültürel düzlemde kendi öz karakterine kavuşması yaşama dönmesi demektir. Bunun için de kararlılık ve vizyon gerekir. Tarihine, dokusuna, belleğine dokunabileceğimiz bir yaşam tarzının Mağusa kentine kazandırılması kaçınılmazdır; bunun aksi umursamazlık ve değerbilmezliktir.

Mağusa kendi içine çöken çürük bir domatesi andırıyor. Acilen bütünsel bir rehabilitasyon planlamasına ihtiyaç vardır. Konsolidasyon, restorasyon ve çevre düzenlemesiyle birlikte kent müzesi, arkeoloji müzesi ve kültür sanat merkezleriyle çağdaş yaşama öncülük yapacak olan bir kent anlayışına hayat vermek her kurum ve bireyin yurttaşlık ödevi olmalıdır. Ama elbette ki her şeyden önce anlayış, kararlılık ve bilinç gelir… Evet, Mağusa tabutundan çıkmalı! Geriye bir tek yaşam öpücüğü kalır; platonik aşk işe yaramıyor.

BENZER HABERLER