“Güzel”i aramak

“Güzel”i aramak

0 475

Oldukça göreli bir kavram sayılsa da, insan evladının kendini bildi bileli evire çevire kendine ölçü saydığı bir kavramdır “güzel”. Her dönemin güzeli, her dönemin güzellik algısı yaşamdan beklediklerimizle ilgili şekil alıyor ve bu şekilci yaklaşım yücelik duygularımızı da besleyerek gündelik yaşamdaki davranışlarımıza yansıyor. Sonra bu güzeli kendimize yakıştırmaya ve bu güzellik anlayışı üzerinden de bir ben algısı yaratmaya çalışıyoruz. Ama bir de bakıyoruz ki o “güzel” diye içinde kendinize yer etmeye çalıştığınız şekil kendinizi inkar etmeye kadar varan bir yabancılaşmanın nedenine dönüşüyor.

Genelde modern düşünce ve gelenekçi  düşünce arasında net ayrılıkların olduğunu gördük yirminci yüzyıldan bu yana. Şimdilerde öyle görünüyor ki kültürel nostaljiyle beslenen bir güzellik eğilimi söz konusudur. Eski, kategorik olarak dışlanmıyor, hatta söz hakkına sahip bir estetik öğe olarak da çağdaş olanın yanında yer alabiliyor. Bunun daha fazla bellekle ilgili bir davranış olduğunu söylesek de beğeni dayanaklarının özünde yatan şeyin doğaya ve doğallığa dönüş olduğunu da söyleyebiliriz.

Kusursuzluğun yerini ham görünümler, yapay malzemenin de yerini organik malzemeler alıyor. Bu doğaya ve doğallığa dönüş hamlesi insanın kendi özüne doğru evirilmesini de içerir. Güzel olan artık doğal olandır da. Peki bu sadece bir beğeni dürtüsüyle ortaya çıkan bir eğilim mi? Hayır değil! İnsan farkına varıyor ki ne kadar doğadan uzaklaşırsak o kadar kendi özümüzden uzaklaşıyoruz…

Güzel artık bir yücelik duygusunun değil, olağan olan, doğal olanın hissiyatıyla karşılaştırılabilen bir kavramdır. Güzel, yapay abartılardan arınmış, zoraki bir görünüm, zoraki bir şeklin nesnesi değil artık. Peki belirgin bir genelleme yapabilir miyiz? Zor. Bunun farkında olup, genel geçer değerlerden arınarak kendine özerk bir konum edinebilen bireylerdir bu eğilimde olanlar. İşte bu yüzdendir ki hala çelişkiler içinde yaşamaya devam edecektir insan evladı.

Bunları neden yazma ihtiyacı duydum? Bir üniversite ortamında yaşıyoruz. Akademik olsun gündelik yaşam olsun, güzel olan ve çirkin olan arasında, hatta iyi olan kötü olan arasında daha da ileriye gidersek doğru olan ve yanlış olan arasında –her ne kadar göreli olsa da– ayrım yapabilecek bilgi seviyesine sahip olduğumuzu düşünürsek verimli bir farkındalık ortamında yaşadığımızı düşünebiliriz. Bu gerçekten böyle mi? Hiç de öyle değil. Yaşadığımız çevreden kullandığımız eşyalara kadar insan ve nesne arasında oldukça kaba saba bir ilişki var. Kılık kıyafetten, çevrenin ve içinde yaşadığımız mekanların kullanımına kadar dar anlamda bir Vandalizm ortamından bahsedebiliriz.

Çevremizin yıkık dökük halleri, bakımsız alanlar ve trajik bir terk edilmişlik hali… Varlığımıza anlam verme çabalarımızda eksik olan nedir acaba? Üniversitelinin kendine soracağı soruların başında gelen bir anomali… Güzeli aramaya başlasak mı?

BENZER HABERLER

0 472