Authors Posts by Bahri Yenikurtulus

Bahri Yenikurtulus

36 POSTS 0 COMMENTS

0 222
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraf: Çağdaş Bozkurt

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Sosyal Medya Birimi ve DAÜ İletişim Fakültesi işbirliğiyle gerçekleşltirilen “Sosyal Medya ve Marka Haftası” kapsamında DAÜ mezunu OMD Global Medya Ajansı Birleşik Arap Emirlikleri Sosyal Medya Yöneticisi Khaled Akbik DAÜ’nün konuğu oldu.

Söyleşiye Birleşik Arap Emirlikleri’nde çok farklı kültür ve dil olduğuna değinerek başlayan Akbik, “homojen olmayan toplumsal yapılarda belli gruplandırmalar yapıp, portatif izleyici profili oluşturarak, ilgili kesimlere hitap edebilecek çeşitlilikte mesaj yaymanız gerekmektedir”, dedi.

Söyleşide öne çıkan diğer detaylar ise şöyleydi:

“İlk 10 saniyede mesajı vermeliyiz”
Sosyal medyada ilk 3 saniyede izleyicinin ilgili video hakkında izleyip izlememe yönünde karar verdiğine değinen Akbik, “bu ortamda biz reklamcılar ilk 10 saniyede mesajı vermeliyiz”, dedi. Ayrıca sosyal medyada reklam filmlerinin kısa, ve hedefe yönelik içerikte olması gerekliliğinede dikkat çekti.

“Doğru zaman ve doğru yeri bulmalıyız”
Sosyal medya alanında reklam filmlerinin hedefine ulaşabilmesi için iki önemli parametrenin varlığına da vurgu yapan Akbik, “reklamı sunabilmek için önemli olan doğru zaman ve doğru yeri bulmaktır. Reklam zamanlamasının toplumsal alanda ilgili konuyla denk düşmesi, hedefe ulaşma noktasında çok etkilidir”, dedi.
Ayrıca sosyal medya aracılığıyla marka değeri oluşturma noktasında insanları dinlemenin önemine de değinen Akbik, tüm verilerin etkili bir şekilde dikkate alınmasının ve iyi bir strateji belirlenmesinin altını çizdi. Aksi halde ortaya ortaya çıkacak çalışmanın “karanlıkta çığlık atmaktan” öteye geçemeyeceğini belirtti.
Bein Sports, Pepsi, McDonalds gibi önemli markalarla çalıştıklarına ilşikin bilgiler veren Akbik, sunumunu yapmış olduklartı çeşitli reklam filmlerinin gösterimleriyle de zenginleştirdi.

Son olarak, markaların günün sonun da ürün satmak istediklerini ununtmamak gerektiğine dikkat çeken Akbik, “onların marka değerlerine değer katmalıyız. Kısa vadede markalaştırmak, uzun vadede ise kurumsal marka oluşturmak çok önemlidir”, dedi.

Organizasyon, katkılarından ötürü Khaled Akbik’e plaketinin verilmesiyle son buldu.

0 277
Haber: İbrahim Emre Sugel

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü öğrencileri Kampanya Tasarım dersi kapsamında, “3 Aralık Dünya Engelliler Günü”ne ithafen sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirdi.

Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Umut Ayman’ın önderliğinde ki proje, Bölüm öğrencileri Çağla Katırcı, Toyosi Alaboya, Fuad Ogunbayo ve Simon Benjamin’in kurmuş olduğu “Ace Agency” tarafından gerçekleştirildi.

DAÜ İletişim Fakültesi önünde 4-5 Aralık tarihlerinde, “İrfan Nadir 18 Yaş Üstü Engelli Rehabilitasyon Merkezi” üyeleri tarafından hazırlanan el emeği sanat ürünlerinin satışa sunulduğu organizasyonda toplanan gelir ise, İrfan Nadir 18 Yaş Üstü Engelli Rehabilitsayon Merkezine bağışlandı.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan DAÜ Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü 3. sınıf öğrencisi Çağla Katırcı, yapmış oldukları sosyal sorumluluk projesiyle engellilere katkı sunmayı amaçladıklarını ve farkındalık yaratmayı arzuladıklarını belirtti. Katırcı, konuşmasında, “İrfan Nadir 18 Yaş Üstü Engelli Rehabilitasyon Merkezi’ndeki engelli arkadaşlarımınız kendi elleriyle yapmış olduğu sanat eserlerini, duyarlı vatandaşlarımızla buluşturuyoruz. Buradan elde edilen geliri de Rehabilitasyon Merkez’inin ihtiyaçları doğrultusunda kullanacağız”, dedi.

Öte yandan “Ace Agency”ı, İrfan Nadir 18 Yaş Üstü Engelli Rehabilitasyon Merkezi ile buluşturarak projeye destek veren DAÜ Özel Eğitim Bölümü 4. sınıf öğrencisi Rasim Erdoğan ise, yapılan el emeği ürünlerin uzun uğraşlar sonucu ortaya çıktığına dikkat çekti. Erdoğan, konuşmasında,”onların bizlere ihtiyacı var. Kaynaşmaya farklılaşmaya ihitiyaçları var. Biz burada sadece onların yapmış olduğu ürünleri satışa sunmuyoruz, aynı zamanda yapmış oldukları eserler üzerinden başarı duygusunu tatmalarını da amaç ediniyoruz. Ortaya çıkan sanat ürünleri ufak şeylerde olsa, büyük dokunuşlardır”, dedi.

Organizasyonda, İrfan Nadir 18 Yaş Üstü Engelli Rehabilitasyon Merkezi üyelerinin DAÜ İletişim Fakültesi’ne gerçekleştirmiş olduğu ziyeretin ardından son buldu.

 

0 229
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraf: Çağdaş Bozkurt

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Sosyal Medya Birimi ve DAÜ İletişim Fakültesi işbirliğiyle gerçekleşltirilen “Sosyal Medya ve Marka Haftası” kapsamında Turkcell Strateji, Pazarlama ve Marka İletişim Yöneticisi Bilge Onur DAÜ’nün konuğu oldu.

DAÜ Mustafa Afşin Ersoy Konferans Salonun’da 18 Ekimde saat 11:30 da gerçekleştirlien söyleşide Onur, marka ikonu yaratmak, lansman ve reklam alanında deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Her gün ortalama 5000 reklama maruz kalan insanların zihninde sivrilmenin önemine değinen Onur, “diğer markalar arasından öne çıkmanın yolu marka kişiliğinin oluşturulmasından geçmektedir”, dedi.

Marka ikonu markayı sevdirir”
Marka ikonu yaratmanın birden fazla yolu olduğunun altını çizen Onur, “Marka ikonu markayı sevdirir. İnsan üzerinden ikon yarattığınızda süreç içerisinde yıpranma payı çok fazla olabiliyor. Oysa anime karakterlerle yaratıcı devinime müsait çok daha farklı seçeneği elinizde tutmuş oluyorsunuz”, dedi.

“Selocanlardan Emocanlara”
Günümüz çağının emoji kullanım çağı olduğuna değinen Onur, “selocanlardan emocanlara geçiş öykümüz bu gereksinimle ortaya çıkmıştır. Yarattığımız her bir emojinin toplumda karşılığı olan ve sempatize edilmiş bir karakteri vardır. “, dedi. Emojilerle duygu ve düşüncelerin çok güçlü aktarıldığına dikkat çeken Onur, bu yoğun kullanımdan marka ikonu yaratma, lansman ve reklam alanında faydalandıklarının altını çizdi.
“Fikriye’nin oluşumu adeta bir evrim süreciydi”

Emocanlar içerisinde en çok “Fikriye” karakterinin oluşum sürecinin kendilerini çok zorladığına değinen Onur, “O şirinler köyünün nadide şirinesi gibi. Karakterlerimize sonradan katılıyor. Fikriye’nin oluşumu adeta bir evrim süreciydi”, dedi.

“Mizansene uygun tanıtım yapıyoruz”
Markanın kişilik oluşumu ve ikon çalışmalarının ardından lansmanın çok önemli bir rolü olduğuna da değinen Onur, “mizansene uygun tanıtımlar yaparak hem reklam hemde lansman aşamasında çok daha başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz. Bu alanda yaratıcılık, çağın ve ilgili mecranın gereksinimlerinin takibi ön plana çıkmaktadır”, dedi. İçinde yaşadığımız zaman dilminde medya materyallerinin; tv, radyo, dijital alan (yeni medya), gazete, kamuya açık alanlar olarak çok çeşitlilik gösterdiğinede değinen Onur, her birimi kendi içinde değerlendirip, uygun mizanseni ve mesajı yaratmanın çok önemli olduğunu da sözlerine ekledi.

Son olarak Onur, yanında getirmiş olduğu bir bavul dolusu Emocanı da katlımcılara savurarak dağıttı.

Organizasyon, katkılarından dolayı Bilge Onur’a DAÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Cem Tanova’nın plaket vermesiyle son buldu.

0 196
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraf: Çağdaş Bozkurt

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Sosyal Medya Birimi ve DAÜ İletişim Fakültesi işbirliğiyle gerçekleşltirilen “Sosyal Medya ve Marka Haftası” kapsamında “Neydi Olacağı” politik mizah skeçleri yönetmenleri Mehmet Ekin Vaiz-Gülşen Erçin ikilisi DAÜ’nün konuğu oldu.

DAÜ Mustafa Afşin Ersoy Konferans Salonun’da 18 Ekimde saat 14:15’de gerçekleştirlien söyleşide Vaiz ve Erçin, reklam filmleri ve politik mizah alanındaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Yaptıkları işlerde hikayenin önemine vurgu yapan Vaiz-Erçin ikilisi, politik mizah ve oragnik reklam alanındaki başarılarının altında Kıbrıs’a özgü kültürel ve gündelik kodlarla donatılmış mizansenin olduğunu belirtti.

“Dünya Oto”, “Gelinler&Damatlar” gibi meşhur reklam filmlerinin yanı sıra, “Memurizm”, “Siber Saldırı” gibi politik mizah skeçlerinin gösterimiyle sunumlarını yapan ikilinin söyleşisinden öne çıkanlar ise şöyleydi:

“KKTC’de politik mizaha hoş görü var”
Politik mizahın dünyada çok bulunan bir mizah türü olmadığına değinerek sözlerine başlayan Vaiz, “politik mizahı Türkiye’nin siyasi iklimi kaldırmıyor, ama Kıbrıs’ta politik mizaha hoş görü var”, dedi. Politikacıları eleştirdikleri skeçlerinin yanı sıra kamu kurum ve kuruluşlarında ki memurları ve işleyişide ele alan skeçlerine de değinen Vaiz, kendilerininde Kıbrıs vatandaşı olarak yaşadıklarından ve yaşarken oldukça sinir oldukları olaylardan yola çıkarak mizaha yönelik hikayelerini olşturduklarını belirtti. Ayrıca Charlie chaplin’den bir alıntı yapan Vaiz, ” hayat yakın planda trajedi, genel planda komedidir”, dedi.

“Kıbrıs halkı samimi mizaha güler”
Reklam filmlerindeki başarılarını Kıbrıs’a ait kültürel ögeleri ve kendi öz hikayelerini yansıtarak elde ettiklerine değinen Erçin ise, “Kıbrıs halkı samimi mizaha güler. Samimi olmayan şeylere ise gülmez”, dedi. “Gelinler&Damatlar” reklam filmlerinde ilk kez aynı anda iki reklamın birden sosyal medya mecrasından paylaşıldığına değinen Erçin, “bu viral reklam alanında önemli bir başarıdır. Başarımız, hikayenin özünün yaşadığımız coğrfayayla olan bağlılığı ile ilintilidir”, dedi.

Ayrıca organik reklam içeriğinde başarının doğrudan reklamı minumum seviyede tutmaktan geçtiğini dile getiren Vaiz-Erçin ikilisi, müşterilerinin ısrarla ürünlerinin görünmesini istemelerine rağmen dolaylı anlatımın bu alanda çok daha iyi sonuçlar verdiğini belirtti.

“Bizim nüfusumuz belli değil”
KKTC’nin nüfusunun bir türlü net bir şekilde belirlenememesinden ve reyting ölçümünün olmamasından yakınan Vaiz, “bizim nüfusumuz belli değil. Tahmini bazı rakamlar var. Bir üst düzey eski dönem politikacımız bu konuyla ilgili soruyu ‘kalabalık’ diye yanıtlamıştı”, dedi. Eldeki tahmini rakamlar üzerinden sosyal medya mecrasındaki beğeni ve paylaşım istatistiklerini karşılaştıran Vaiz, “iyiki Facebook var. Yoksa reyting değerlerinin ve bunun nüfusa oranının olmadığı bir ortamda reklam almak için, izlediğini iddia eden canlı tanıklarımızı yanımızda taşımak zorunda kalacaktık”, dedi.

“Mükemmeliyetçilik size engel olabilir”
Bugüne dek yaptıkları her işte tekniğin arkadan geldiğini belirten Vaiz-Erçin ikilisi, mükemmeliyetçiliğin ortaya bir ürün çıkarma hususunda insanlara engel olabileceğine, olmayı beklemektense yapmanın önemli olduğuna değindi. Bu alanda insanların bariyerlerini yıkması gerektiğini de belirten ikili, geleneksel kalıpların dışına çıkabilmek için yeni medya mecralarını kullanmaları gerektiğinin altını çizdi.

Organizasyon Mehmet Ekin Vaiz ve Gülşen Erçin’e katkılarından ötürü plaketlerinin verilmesiyle son buldu.

0 179
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraf: Erem Kızıltan

“Günün Getirdikleri” adlı haber programı yapımcısı ve Gazete 360 genel yayın yönetmeni Aysu Basri Akter, “Haberin Merkezinden Hayatın İçine Sosyal Medya” konulu söyleşide Doğu Akdeniz Üniversitesinin (DAÜ) konuğu oldu. Organizasyon DAÜ Mezunlarla İletişim ve Kariyer Araştırma Müdürlüğü (MIKA) ile DAÜ İletişim Fakültesi ortaklığınca gerçekleştirildi. Öğrencilerin yanı sıra araştırma görevlileri ve öğretim üyelerinin de katıldığı etkinlikte Akter, sektöre dair deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Söyleşinin açılış konuşmasını Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nurten Kara yaptı. Kara, konuşmasında DAÜ mezunu Aysu Basri Akter’i ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek katılımcılara teşekkür etti ve sözlerine şu şekilde devam etti: “Bu yıl Programımızı Yeni Medya ve Gazetecilik olarak yeniledik. Yeni medya ile geleneksel medya arasında ne tür bir ilişki olduğu ve habercilikle sosyal medya arasında nasıl bir bağ bulunduğunun irdelenmesi açısından, Aysu Basri Akter’in konuğumuz olarak görmekten memnuniyet duyuyorum”, dedi.

Söyleşiye, yıllar sonra yeniden DAÜ’de bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek başlayan Akter, sosyal medyanın hız ve alternatif olanakları ile habercilik alanındaki avantaj ve dez avantajlarının önemine değindi. 2013 yılında KADEM’in yapmış olduğu anket sonuçlarına göre insanların %92’sinin uyanır uyanmaz sosyal medya hesaplarını kontrol ettiğine dikkat çeken Akter, “artık yaşam biçimlerimiz değişti. Sosyal medya an ve an gün içerisindeki gelişmeleri takip ettiğimiz mecra oldu. İnsanların hayatın içerisindeki konumlanışı dahi sosyal medya hesaplarındaki ilgi alanları ve takipleriyle şekilleniyor”, dedi.

“Herkes adeta bir medya patronu”
Cep telefonları sayesinde artık herkesin doğru veya yanlışta olsa gazetecilik faaliyeti yürüttüğünü belirten Akter, “herkes adeta bir medya patronu olabiliyor. En sıcak gelişme ve görseller sosyal medya alanından edinilebiliyor. TV ve basılı gazeteler yeni medya karşısında yenik durumdalar. Sosyal medya çok daha ucuz, hızlı ve interaktif bir güç olarak günümüzü domine ediyor”, dedi. Ayrıca habercilerin sosyla medya takibinin önemine de değinen Akter, günümüzde artık ABD ve Rusya başkanlarının dahi twitter üzerinden birbirlerine meydan okuduklarını belirtti.

“Sosyal medya devrim yapabiliyor”
Sosyal medya üzerinden ciddi bir aktivizm hareketi başladığına da değinen Akter, “artık sosyal medya devrim yapabiliyor. Dünyada ‘Arap Baharı’, Türkiye’de ‘Gezi Parkı’, Kıbrıs’ta ‘Reddediyoruz Platformu’ gibi büyük yankı uyandıran aktivist hareketler yeni medya mecralarında örgütleniyor”, dedi.

“Muhabirler yerli halkın reflekslerini barındırmaz”
Birinci körfez savaşında konvensiyonel medyanın bilinçli kurgularla toplumları nasıl yönlendirdiğinin ortaya çıkışının ardından yeni medyanın öneminin daha da arttığını belirten Akter, “çağ o kadar değişti ki; Suriye’deki bir savaş o coğrafyada çalışan muhabirlerden ziyade orada yaşayan yerli halk tarafından yeni medya aracılığıyla daha iyi aktarılabiliyor. Nitekim o muhabirler, yerli halkın reflekslerini bünyelerinde barındırmıyorlar”, dedi.

“Sosyal medya hepimizi çıplak ve savunmasız bıraktı”
Bireylerin kendilerini sosyal medyada diledikleri gibi gösterbildiklerine de değinen Akter, “fiziksel hayatlarımızda da sosyal medyadaki hesaplarımıza bürünüyoruz. Burada ciddi bir kimlik sanrısı yaşanıyor. Öte yandan internette birey hakkında ne varsa iş dünyasından emniyet alanına kadar istihbarat için kullanılabiliyor. Sosyal medya hepimizi çıplak ve savunmasız bıraktı…”

“Yeni medya ile hukuk arasında farklı bir bağ kuruluyor “
Bu alanda örnek olarak Wikileks belgelerini gösterebileceklerini belirten Akter, belgelerdeki iddialar ve bu belgeleri ortaya çıkaranlar hakkında davalar açıldı. Yeni medya ile hukuk arasın da farklı bir bağ kuruluyor artık”, dedi. Akter ayrıca, hackerlerin geçmişe oranla toplumsal olayların ortaya çıkarılması açısından itibarlarının artmış olduğu yönündeki düşüncelerini de sözlerine ekledi.

“Bilişim yasasının oy potansiyeli yok”
Son olarak Kıbrıs’ta bilişim yasasının halen olmayışına da değinen Akter, “bu durumun özel bir nedeni olduğunu sanmıyorum. Bu yaz Meclis Komisyonuna davet edildim. Yasa tasarısında bazı değişiklikler yapıldı ama hantal ilerliyor. Çünkü Bilişim Yasasının oy potansiyeli yok”, diyerek sözlerini noktaladı.

Organizasyon, Doç. Dr. Nurten Kara’nın Aysu Basri Akter’e katılımlarından ötürü hediyesini vermesi ve toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.

 

0 381
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraflar: Ozan Üstüntaş

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi “2. Geleneksel Türk Dünyası Belgesel Film Festivali”ne Ev Sahipliği Yaptı

DAÜ İletişim Fakültesinde 6 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen Festivalde “Mağusa”, “Blank Sheet”, “The Way”, “7 Maidens Theatre”, “Kırmızı”, “Oymak” adlı filmler katılımcılarla buluştu.

Festivalin açılış konuşmasını Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Mehmet Demir yaptı. Demir konuşmasında, ev sahipliği ve katkılarından ötürü Doğu Akdeniz Üniversitesine, DAÜ Rektörü Prof Dr. Necdet Osam’a, DAÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Can Tanova’ya ve katkılarından ötürü T.C Başbakanlık Tanıtma Fonu ile Başbakan Bİnali Yıldırıma teşekkürlerini sundu. Türk Dünyası Film Festivalini bu yıl Türk coğrafyasının 23 bölgesinden gelen filmlerle gerçekleştirdiklerinin altını çizen Demir, “filmlerin konusu proje kapsamında Türk kültürü ve Türk Milletinin dünyaya bakış açısını kapsamaktadır”, dedi.

İkinci konuşmacı olarak söz alan DAÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Can Tanova ise, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyon Başkanı Mehmet Demir ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin kurulduğu tarih olan 1979’dan itibaren adanın ve dünya üzerinde yer alan en iyi 10 Türk üniversitesinin biri olduğunu belirten Tanova, “KKTC Türk akraba topluluklarından uzun süre ayrı kaldı fakat günümüze gelindiğinde ise Türk coğrfayasıyla olan ilişkilerimiz gelişerek devam etmektedir. Bu bağlamda 2. Geleneksel Türk Dünyası Belgesel Film Festivaline ev sahipliği yapmaktan da büyük mutluluk duyuyoruz”, dedi. Tanova ayrıca katılımcılardan Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Menderes Demir’e, Festival Direktörü Turan Şahin’e, KKTC Başbakanlık Basın Görevlisi Züleyha Karaman’a, KKTC Genç TV Onursal Başkanı Ertem Birinci’ye, Sanat Yönetmeni Mehmet Sabit Buma’ya, DAÜ Öğretim Görevlisi Pembe Tölük’e plaketlerini takdim etti.

Açılışta ayrıca bu yıl ikinci kez sanat severlerin beğenisine sunulan “Kuzey Kıbrıs Fotoğraf Seçkisi” adlı sergide yer aldı. Sergi, eğitmenliğini DAÜ Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük’ün yaptığı temel fotoğrafçılık dersi öğrencilerinin objektiflerinden yansıyan karelerden oluştu.

Organizasyon, yönetmenliği DAÜ Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük’e ait olan, yönetmen yardımcılığını ve müziklerini ise DAÜ Öğretim Üyesi Dr. Engin Aluç’un yaptığı, “Mağusa” adlı belgesel filmin gösterimi ile devam etti. Ardından Özlük ve Aluç’un katılımıyla gerçekleştirilen söyleşiden öne çıkanlar ise şöyleydi:

“Biz Üzerimize Düşeni Yaptık”
KKTC’ de bugüne dek çektiği 10 kısa filmin yanı sıra ilk kez bir belgesel filmin yönetmenliğini yaptığına değinen DAÜ Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük, “Mağusa belgeselini yapmaktan onur duyuyorum. Filmin 2. bölümünde sözlü tarih çalışmaları ve insan hikayeleriyle karşınızda olacağız”, dedi. Ayrıca Gazimağusa Sur İçi’nin restorasyon çalışmaları hakkında gelen soru üzerine ise Özlük, “biz üzerimize düşeni yaptık. Filmimiz ne kadar çok yerde gösterilirse, bu konuda farkındalık yaratmak açısından o kadar çok katkı sunabileceğini umut ediyorum”, dedi.

“Bir Hüzün Var Sur İçinde”
Mağusa filmi yönetmen yardımcısı ve müzik direktörü DAÜ Öğretim Üyesi Dr. Engin Aluç ise, “filmin özgün müziklerinin elektronik ortamda kurguyu bitirdikten sonra kendisinde uyanan hislerin rehberliğinde yaptığını belirterek, “Uzun zamandır buradayım, çok kültürlü bir şehir ve bir hüzün var Sur İçin’de. Böylesi harkulade tarihi yapıları içeren görüntülerin fonunda kullandığımız müziğin hüzün tınısı ise bununla ilişkilidir”, dedi.

Ayrıca, Özlük-Aluç ikilisi “Mağusa” belgesel filminin fikir babası Doç. Dr. Ümit İnatçı’ya, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Osam’a, DAÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Can Tanova’ya ve DAÜ Sinema Televizyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahire Özad ile filme katkı sunan tüm asistan öğrencilere teşekkür etti.

Festival, Modaretörlüğünü Öğretim Görevlisi Pembe Tölük’ün yapmış olduğu “Türk Dünyası Sinemasında KKTC Sinemasının Yeri ve Gelişimi adlı panelle devam etti. Panelde yer alan konuşmacılar ise, DAÜ Öğretim Üyeleri Yrd. Doç. Dr. Pembe Behçetoğulları, Yrd. Doç. Dr. Yetin Arslan ve Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük oldu.

Panelin ardından film gösterimleriyle devam eden organizasyon katılımcılarla birlikte toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.