Kampüs

0 31
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraf: Erem Kızıltan

“Günün Getirdikleri” adlı haber programı yapımcısı ve Gazete 360 genel yayın yönetmeni Aysu Basri Akter, “Haberin Merkezinden Hayatın İçine Sosyal Medya” konulu söyleşide Doğu Akdeniz Üniversitesinin (DAÜ) konuğu oldu. Organizasyon DAÜ Mezunlarla İletişim ve Kariyer Araştırma Müdürlüğü (MIKA) ile DAÜ İletişim Fakültesi ortaklığınca gerçekleştirildi. Öğrencilerin yanı sıra araştırma görevlileri ve öğretim üyelerinin de katıldığı etkinlikte Akter, sektöre dair deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Söyleşinin açılış konuşmasını Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nurten Kara yaptı. Kara, konuşmasında DAÜ mezunu Aysu Basri Akter’i ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek katılımcılara teşekkür etti ve sözlerine şu şekilde devam etti: “Bu yıl Programımızı Yeni Medya ve Gazetecilik olarak yeniledik. Yeni medya ile geleneksel medya arasında ne tür bir ilişki olduğu ve habercilikle sosyal medya arasında nasıl bir bağ bulunduğunun irdelenmesi açısından, Aysu Basri Akter’in konuğumuz olarak görmekten memnuniyet duyuyorum”, dedi.

Söyleşiye, yıllar sonra yeniden DAÜ’de bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek başlayan Akter, sosyal medyanın hız ve alternatif olanakları ile habercilik alanındaki avantaj ve dez avantajlarının önemine değindi. 2013 yılında KADEM’in yapmış olduğu anket sonuçlarına göre insanların %92’sinin uyanır uyanmaz sosyal medya hesaplarını kontrol ettiğine dikkat çeken Akter, “artık yaşam biçimlerimiz değişti. Sosyal medya an ve an gün içerisindeki gelişmeleri takip ettiğimiz mecra oldu. İnsanların hayatın içerisindeki konumlanışı dahi sosyal medya hesaplarındaki ilgi alanları ve takipleriyle şekilleniyor”, dedi.

“Herkes adeta bir medya patronu”
Cep telefonları sayesinde artık herkesin doğru veya yanlışta olsa gazetecilik faaliyeti yürüttüğünü belirten Akter, “herkes adeta bir medya patronu olabiliyor. En sıcak gelişme ve görseller sosyal medya alanından edinilebiliyor. TV ve basılı gazeteler yeni medya karşısında yenik durumdalar. Sosyal medya çok daha ucuz, hızlı ve interaktif bir güç olarak günümüzü domine ediyor”, dedi. Ayrıca habercilerin sosyla medya takibinin önemine de değinen Akter, günümüzde artık ABD ve Rusya başkanlarının dahi twitter üzerinden birbirlerine meydan okuduklarını belirtti.

“Sosyal medya devrim yapabiliyor”
Sosyal medya üzerinden ciddi bir aktivizm hareketi başladığına da değinen Akter, “artık sosyal medya devrim yapabiliyor. Dünyada ‘Arap Baharı’, Türkiye’de ‘Gezi Parkı’, Kıbrıs’ta ‘Reddediyoruz Platformu’ gibi büyük yankı uyandıran aktivist hareketler yeni medya mecralarında örgütleniyor”, dedi.

“Muhabirler yerli halkın reflekslerini barındırmaz”
Birinci körfez savaşında konvensiyonel medyanın bilinçli kurgularla toplumları nasıl yönlendirdiğinin ortaya çıkışının ardından yeni medyanın öneminin daha da arttığını belirten Akter, “çağ o kadar değişti ki; Suriye’deki bir savaş o coğrafyada çalışan muhabirlerden ziyade orada yaşayan yerli halk tarafından yeni medya aracılığıyla daha iyi aktarılabiliyor. Nitekim o muhabirler, yerli halkın reflekslerini bünyelerinde barındırmıyorlar”, dedi.

“Sosyal medya hepimizi çıplak ve savunmasız bıraktı”
Bireylerin kendilerini sosyal medyada diledikleri gibi gösterbildiklerine de değinen Akter, “fiziksel hayatlarımızda da sosyal medyadaki hesaplarımıza bürünüyoruz. Burada ciddi bir kimlik sanrısı yaşanıyor. Öte yandan internette birey hakkında ne varsa iş dünyasından emniyet alanına kadar istihbarat için kullanılabiliyor. Sosyal medya hepimizi çıplak ve savunmasız bıraktı…”

“Yeni medya ile hukuk arasında farklı bir bağ kuruluyor “
Bu alanda örnek olarak Wikileks belgelerini gösterebileceklerini belirten Akter, belgelerdeki iddialar ve bu belgeleri ortaya çıkaranlar hakkında davalar açıldı. Yeni medya ile hukuk arasın da farklı bir bağ kuruluyor artık”, dedi. Akter ayrıca, hackerlerin geçmişe oranla toplumsal olayların ortaya çıkarılması açısından itibarlarının artmış olduğu yönündeki düşüncelerini de sözlerine ekledi.

“Bilişim yasasının oy potansiyeli yok”
Son olarak Kıbrıs’ta bilişim yasasının halen olmayışına da değinen Akter, “bu durumun özel bir nedeni olduğunu sanmıyorum. Bu yaz Meclis Komisyonuna davet edildim. Yasa tasarısında bazı değişiklikler yapıldı ama hantal ilerliyor. Çünkü Bilişim Yasasının oy potansiyeli yok”, diyerek sözlerini noktaladı.

Organizasyon, Doç. Dr. Nurten Kara’nın Aysu Basri Akter’e katılımlarından ötürü hediyesini vermesi ve toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.

 

0 34
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraflar: Ozan Üstüntaş

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi “2. Geleneksel Türk Dünyası Belgesel Film Festivali”ne Ev Sahipliği Yaptı

DAÜ İletişim Fakültesinde 6 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen Festivalde “Mağusa”, “Blank Sheet”, “The Way”, “7 Maidens Theatre”, “Kırmızı”, “Oymak” adlı filmler katılımcılarla buluştu.

Festivalin açılış konuşmasını Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Mehmet Demir yaptı. Demir konuşmasında, ev sahipliği ve katkılarından ötürü Doğu Akdeniz Üniversitesine, DAÜ Rektörü Prof Dr. Necdet Osam’a, DAÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Can Tanova’ya ve katkılarından ötürü T.C Başbakanlık Tanıtma Fonu ile Başbakan Bİnali Yıldırıma teşekkürlerini sundu. Türk Dünyası Film Festivalini bu yıl Türk coğrafyasının 23 bölgesinden gelen filmlerle gerçekleştirdiklerinin altını çizen Demir, “filmlerin konusu proje kapsamında Türk kültürü ve Türk Milletinin dünyaya bakış açısını kapsamaktadır”, dedi.

İkinci konuşmacı olarak söz alan DAÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Can Tanova ise, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyon Başkanı Mehmet Demir ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin kurulduğu tarih olan 1979’dan itibaren adanın ve dünya üzerinde yer alan en iyi 10 Türk üniversitesinin biri olduğunu belirten Tanova, “KKTC Türk akraba topluluklarından uzun süre ayrı kaldı fakat günümüze gelindiğinde ise Türk coğrfayasıyla olan ilişkilerimiz gelişerek devam etmektedir. Bu bağlamda 2. Geleneksel Türk Dünyası Belgesel Film Festivaline ev sahipliği yapmaktan da büyük mutluluk duyuyoruz”, dedi. Tanova ayrıca katılımcılardan Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Menderes Demir’e, Festival Direktörü Turan Şahin’e, KKTC Başbakanlık Basın Görevlisi Züleyha Karaman’a, KKTC Genç TV Onursal Başkanı Ertem Birinci’ye, Sanat Yönetmeni Mehmet Sabit Buma’ya, DAÜ Öğretim Görevlisi Pembe Tölük’e plaketlerini takdim etti.

Açılışta ayrıca bu yıl ikinci kez sanat severlerin beğenisine sunulan “Kuzey Kıbrıs Fotoğraf Seçkisi” adlı sergide yer aldı. Sergi, eğitmenliğini DAÜ Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük’ün yaptığı temel fotoğrafçılık dersi öğrencilerinin objektiflerinden yansıyan karelerden oluştu.

Organizasyon, yönetmenliği DAÜ Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük’e ait olan, yönetmen yardımcılığını ve müziklerini ise DAÜ Öğretim Üyesi Dr. Engin Aluç’un yaptığı, “Mağusa” adlı belgesel filmin gösterimi ile devam etti. Ardından Özlük ve Aluç’un katılımıyla gerçekleştirilen söyleşiden öne çıkanlar ise şöyleydi:

“Biz Üzerimize Düşeni Yaptık”
KKTC’ de bugüne dek çektiği 10 kısa filmin yanı sıra ilk kez bir belgesel filmin yönetmenliğini yaptığına değinen DAÜ Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük, “Mağusa belgeselini yapmaktan onur duyuyorum. Filmin 2. bölümünde sözlü tarih çalışmaları ve insan hikayeleriyle karşınızda olacağız”, dedi. Ayrıca Gazimağusa Sur İçi’nin restorasyon çalışmaları hakkında gelen soru üzerine ise Özlük, “biz üzerimize düşeni yaptık. Filmimiz ne kadar çok yerde gösterilirse, bu konuda farkındalık yaratmak açısından o kadar çok katkı sunabileceğini umut ediyorum”, dedi.

“Bir Hüzün Var Sur İçinde”
Mağusa filmi yönetmen yardımcısı ve müzik direktörü DAÜ Öğretim Üyesi Dr. Engin Aluç ise, “filmin özgün müziklerinin elektronik ortamda kurguyu bitirdikten sonra kendisinde uyanan hislerin rehberliğinde yaptığını belirterek, “Uzun zamandır buradayım, çok kültürlü bir şehir ve bir hüzün var Sur İçin’de. Böylesi harkulade tarihi yapıları içeren görüntülerin fonunda kullandığımız müziğin hüzün tınısı ise bununla ilişkilidir”, dedi.

Ayrıca, Özlük-Aluç ikilisi “Mağusa” belgesel filminin fikir babası Doç. Dr. Ümit İnatçı’ya, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Osam’a, DAÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Can Tanova’ya ve DAÜ Sinema Televizyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahire Özad ile filme katkı sunan tüm asistan öğrencilere teşekkür etti.

Festival, Modaretörlüğünü Öğretim Görevlisi Pembe Tölük’ün yapmış olduğu “Türk Dünyası Sinemasında KKTC Sinemasının Yeri ve Gelişimi adlı panelle devam etti. Panelde yer alan konuşmacılar ise, DAÜ Öğretim Üyeleri Yrd. Doç. Dr. Pembe Behçetoğulları, Yrd. Doç. Dr. Yetin Arslan ve Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük oldu.

Panelin ardından film gösterimleriyle devam eden organizasyon katılımcılarla birlikte toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

0 1462
Haber: İbrahim Emre Sugel, Fotoğraflar: Burakcan Batuk

Danışmanlığını ve eğitmenliğini usta yapımcı ve yönetmen Osman Sınav’ın yapmış olduğu Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi, Radyo, TV ve Sinema Bölümü öğrencilerinin bitirme projeleri kapsamında hazırladıkları kısa filmler, görkemli bir gala ile izleyici karşısına çıktı. Senaristliğini ve yönetmenliğini Ebru Akıncı’nın yapmış olduğu “Zaman”, jüri tarafından en iyi film seçildi. Akıncı, bu başarısıyla Osman Sınav’ın yanında staj yapma şansını yakaladı.

DSC_8881

DAÜ İletişim Fakültesi Mor Salon’da gerçekleştirilen galanın jüri üyeleri; Yönetmen Osman Sınav, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Metin Ersoy, Radyo TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahire Efe Özad, Bölüm Başkan Yardımcısı Ahmet Goran, Yüksek Lisans ve Doktora Koordinatörü Doç. Dr. Tutku Akter, Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Pembe Behçetoğulları, Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yetin Arslan, Öğretim Görevlisi Pembe Tölük, Öğretim Görevlisi Barçın Boğaç ve Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürü Meryem Çavuşoğlu Özkurt’tan oluştu.

DSC_8907Organizasyonun açılış konuşmasını Radyo TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahire Efe Özad yaptı. Doç. Dr. Özad, “Bu güzel galaya iştirak eden tüm katılımcılara, değerli akademisyen arkadaşlarıma, öğrencilerimize ve bu alanda duayen olan Osman Sınav’a öğrencilerimize sunmuş oldukları katkı, emek ve fedakarlıkları için teşekkür ederim” dedi.

Adobe Photoshop PDFGaladan önce ödüllü film “Evimiz” gösterildi
Etkinlik, öğrenci filmlerinden önce DAÜ İletişim Fakültesi araştırma görevlilerinden senaristliğini Engin Aluç’un, yapımcılığını ve yönetmenliğini ise Mert Yusuf Özlük’ün yaptığı, Yeşil Barış Hareketi 5. Kısa Film Yarışması’ndan ödüllü kısa film “EVİMİZ” adlı yapımın gösterimi ile  başladı. Filmin başrol oyuncuları Hatice Çapkıner ve Edayla Eriş de izleyenler arasındaydı. Film ekibi tamamen DAÜ İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Bölümü mezunlarından oluşuyor.

Galada birbirinden değerli kısa filmler yarıştı
Öğrencilerin hazırlamış olduğu 23 eser arasından elenerek belirlenen; “Çark” (Yağmur Çelik), “Firkat” (M. Hürrem Kutay ), “İşsizlik” (Fırat Gürakansel), “Zaman” (Ebru Akıncı), “İşte Damat Geliyor” (Emre Demirören), “İyilik” (Nurin Gasimov, Afet Süleymanova, Melek Hüseyinzade), “Kendine Yabancı” (Zehra Bilgiç, Selda Bilgiç), “Kırmızı Balon” (Ali Merdan Doğan), “Eksik Yanım” (Nurseli Korucu), “Viran” (Beste Özdağ ) adlı birbirinden güzel 10 kısa filmin gösteriminin yapıldığı ve yarıştığı organizasyonda kazanan film, senaristliğini ve yönetmenliğini Ebru Akıncı’nın yaptığı “Zaman” adlı eser oldu. “Çark” ve “Firkat” adlı filmler ikinciliği paylaşırken, üçüncülüğe ise “İşsizlik” adlı eser layık görüldü.

DSC_8909
Fırat Gürakansel “İşsizlik” adlı filmiyle üçüncülük ödülünü BRT Genel Müdürü Meryem Çavuşoğu’ndan aldı.
DSC_8914
İkincilik ödülünü “Çark” filmiyle Yağmur Çelik ve “Firkat” filmiyle M. Hürrem Kutay yapımcı ve yönetmen Osman Sınav ve Radyo, TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahire Efe Özad’tan aldılar.
DSC_8916
En iyi film “Zaman”ın yönetmeni Ebru Akıncı ödülünü İletişim Fakültesi Dekan vekili Doç. Dr. Agah Gümüş’ten aldı.

 “Bu benim ibadet ediş şeklim”
Ödül töreninin ardından galada söz alan usta yapımcı ve yönetmen Osman Sınav, konuşmasında öğrencilerine ortaya koymuş oldukları emeklerinden ötürü teşekkür ederek, sinemanın tüm sanatların üzerinde tepede yer aldığını belirtti. Tanrı’nın kendisine sinema alanındaki yetisini, bilgi ve birikimini aktarması için verdiğini dile getiren Sınav, “Sinema benim ibadet ediş şeklim. Bünyemde barındırdığım bilgi ve birikimimi gençlerle paylaşmak için burada bulunuyorum. Başka türlü mahşerde hesap veremem” dedi.

DSC_8921
Yapımcı ve yönetmen Osman Sınav gala sonrası öğrencilerine teşekkür etti.

“Gerçekliğin inşaasını bugün artık sinema yapıyor”
Sinemanın gerçekliğe tanıklık edip anlatan bir görselleştirme sanatı olduğuna da değinen Sınav, “İnsanın kendisiyle ve medeniyetle ilk tanışması, kayaların ve mağara duvarlarının üzerine çizmiş olduğu görsellerdir. Rönesansın gerçekliğini de ressamların eserleri belgelemiştir. Günümüzde ise, gerçekliğin inşaasını bugün artık sinema yapıyor”, diyerek sözlerini noktaladı. Organizasyon, toplu fotoğraf çekiminin ardından, kokteyle geçilerek son buldu.

0 818

DAÜ İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinin ünlü yönetmen Osman Sınav danışmanlığında hazırlamış oldukları kısa filmler seyirciyle buluşuyor.

İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü son sınıf öğrencileri, aldıkları dört yıllık eğitimin sonucunda edindikleri teknik, estetik ve entellektüel birikimlerini çekmiş oldukları kısa filmleriyle sergileme olanağı buluyorlar. Türkiye’nin önde gelen sinema ve televizyon dizisi yapımcısı ve yönetmeni Osman Sınav danışmanlığında yürütülen projelerde öğrenciler kendi senaryolarını yazmanın yanında yapımcılık ve yönetmenlik görevlerini de üstleniyorlar.

Dört aylık yapım süreci boyunca Osman Sınav ile düzenli olarak defalarca bir araya gelen öğrenciler, ünlü yönetmenin yıllar boyunca sinema ve televizyon alanında edindiği tecrübeleri ışığında neredeyse gerçek sektör koşullarında film üretme olanağına sahip oluyorlar. Bireysel yaratıcılıkları motive edilirken bir yandan da yaptıkları hatalara anında dönüt alan öğrenciler, sinema ve televizyon sektörünün hızlı ve engellerle dolu çalışma koşullarının küçük ölçekteki uygulama alanını henüz üniversite eğitimi aşamasında deneyimleme şansına sahipler.

Galada gösterilen öğrenci filmleri, başta jüri başkanı ve proje danışmanı Osman Sınav olmak üzere BRTK müdürü sayın Meryem Özkurt ve Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğretim üyeleri ve görevlilerinin oluşturduğu jüri tarafından değerlendiriliyor. Başarılı bulunan projelerin sahipleri mezuniyete bir adım daha yaklaşırken en başarılı bulunan projenin sahibini ise yine bir sürpriz bekliyor. Radyo TV ve Sinema Bölümü Başkanı Doç Dr. Bahire Özad’ın belirttiğine göre önceki dönemde de olduğu gibi birinci gelen projenin sahiplerine ünlü yönetmen Osman Sınav tarafından kendi yönettiği bir film setinde staj yapma olanağı verilecek. Tüm sinemaseverlerin davetli olduğu etkinlik 9 Haziran Cuma (yarın) saat 14:00’da FCMS011 numaralı salonda gerçekleşecek.

0 635

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Temel ve İleri Düzey Fotoğrafçılık Eğitmeni Mert Yusuf Özlük ile öğrencileri, SOS Çocuk Köyü Derneği yararına Fotoğraf Sergisi düzenledi. DAÜ İletişim Fakültesi Sergi Alanı’nda 23 Mayıs 2017 tarihinde, saat 11:30’da, SOS Çocuk Köyü Derneği yararına ve Fotoğraf Sanatçısı Prof. Dr. Sabit Kalfagil anısına düzenlenen serginin açılış konuşmasını, DAÜ İletişim Fakültesi Dekan Vekili Doç. Dr. Agah Gümüş yaptı. Doç. Dr. Gümüş konuşmasında, SOS yararına yapılan bu anlamlı sergiden ötürü öğrencilere ve eğitmenleri Mert Yusuf Özlük’e teşekkür etti.

90 öğrencinin Temel ve İleri Seviye Fotoğrafçılık dersleri vize ve final projeleri kapsamında çekmiş olduğu, 2000 fotoğraftan seçilen 75 kare ile bu sergiyi gerçekleştirdiklerini belirten Özlük ise, “Öğrencilerime göstermiş oldukları özverili çalışma ve emek için teşekkür ederim. Fotoğraf sergimizde beğenilerinize sunulan eserleri SOS Çocuk Köyü Derneği yararına satışa sunuyoruz. Bu serginin benim için özel bir anlamı daha var. Benim de üzerimde emeği olan ve bu ay aramızdan ebediyete uğurladığımız Fotoğraf Sanatçısı Prof. Dr. Sabit Kalfagil’i sevgi ve saygılarımla anıyorum. Sizlerin huzurunda O’nun anısına bu sergiyi düzenlemiş bulunuyoruz”, dedi.

“Fotoğrafın değeri onu kalıcı kılacak anlamda saklıdır”
Geçen yıl gelirini Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı’na bağışladıkları sergilerinin bir diğerini bu kez SOS Çocuk Köyü Derneği yararına düzenlediklerinin altını çizen Özlük, “Fotoğrafın değeri, onu kalıcı kılacak anlamında saklıdır. Sanatın veya hayatın herhangi bir alanında yapmış olduğumuz işlerin sosyal sorumluluk projeleriyle birleşimi, anlamı oluşturacak olan katmandır. Bu bir sosyal sorumluluk ruhu. Üniversite öğrencilerinin eğitim sürecinde bu bilinci benimsemelerini arzu ediyor ve bu yönde emek veriyorum”, dedi.

“Fotoğrafın öyküsü, kadrajın çok daha ötesinde bir bütünlük içerir
Fotoğrafın öyküsünün kadrajın çok daha ötesinde bir bütünlük içerdiğine de değinen Özlük, “bu öykü; fotoğrafın çekiminden, varacağı noktaya kadar geçen süreç ve duvara asıldığında bünyesinde biriktirdiği aura’dır. Bugün için sergilemiş olduğumuz fotoğraflarımızın aura’sı, SOS Çocuk Köyü Derneği yararına düzenlemiş olduğumuz sergi ve tüm bu süreçte öğrencilerimizle birlikte edinmiş olduğumuz yaşanmışlıklardır”, dedi. Ayrıca öğrencilerine profesyonel yaşama geçtiklerinde, ortaya çıkardıkları ürünlerin temeline “sevgiyi” koymalarını temenni eden Özlük, sevgi ve saygı ile harmanlanan emeğin güzel sonuçlara ve başarılara gebe olduğunu belirtti.

SOS Çocuk Köyü yararına düzenlenen “Fotoğraf Sergisi”, 25 Mayıs 2017, saat 17:00’ye kadar sanat severlerin beğenisine sunulurken, organizasyonun 2. ayağı ise 29 Mayıs 2017 tarihinde, saat 10:00’da, Girne’de gerçekleştiriliyor. Girne Gençlik ve Eğitim Merkezi (GİGEM) binasında 2 Haziran 2017, saat 16:00’ya kadar devam edecek olan sergide, SOS Çocuk Köyü Derneği yararına fotoğraflar satışa sunulacak.

SOS Çocuk Köyü Derneği
SOS Çocuk Köyü, dünya çapında Uluslararası SOS Çocuk Köyleri şemsiyesi altında yer almaktadır. SOS Çocuk Köyleri dünyanın en büyük, bağımsız, kar amacı gütmeyen sosyal gelişim organizasyonlarından biri olarak, 134 ülkede çocuklara aile odaklı bakım veren, çocuk hakları savunuculuğu yapan ve özellikle aile temelli bakımı kaybetmiş çocuklara aile kuran bir sivil toplum gelişim organizasyonudur. Dünyada 73 binden fazla çocuk ve genç, 491 SOS Çocuk Köyünde ve SOS Gençlik Evinde yaşamaktadır. Bunun yanında, SOS Aile Güçlendirme Projeleri, okul öncesi eğitim, mesleki eğitim merkezleri, okullar ve hastaneler ile 1 milyon çocuğa ve ailelerine sosyal destek, malzeme, psikolojik destek, sağlık hizmetleri sağlamaktadır. SOS Çocuk Köyleri kriz ve felaket anlarında ailelere ve çocuklara acil kurtarma programlarıyla da yardım ulaştırmaktadır.

Prof. Dr. Sabit Kalfagil
Fotoğrafla 1960’ta hobi düzeyinde ilgilenmeye başlayan Kalfagil, başlangıçta mimarlık ve arkeoloji eserlerinin belgelenmesi biçiminde süren çalışmalarını Anadolu insanı, doğası ve kültürüne tanıklık etme misyonuna dönüştürdü. 1981 FIAP Uluslararası Yarışması’nda ikincilik, 1983 Devlet Fotoğraf Yarışması’nda birincilik, 1988 D.D.Y. Fotoğraf Yarışması’nda birincilik, 1989 İslam Konferansı Teşkilatı Uluslararası Yarışması’nda birincilik ödülleri aldı. Yurt içi ve yurt dışında birçok sergiye katıldı. 1972 ve 1988’de iki kişisel sergi açarken, birçok fotoğrafı Turizm Bakanlığı yayınlarında ve Türkiye afişlerinde yer aldı. Ulusal ve uluslararası sempozyum ve konferanslara katılıp, birçok yarışmada jüri üyeliği yaptı. 1981’de “Fotoğraf Sanatında Kompozisyon” adlı kitap ve 1988’de “Fatih Anıtları” adlı albümü yayınladı. 1989’a kadar yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışmalarda bulunurken, 1989’da doçent oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümünde Belgesel Fotoğraf Sanat Dalı Başkanı olarak görev yaptı. 1993’de TRT için Kamil Fırat ile “Işığın Peşinde Anadolu” adlı 9 bölümlük bir belgesel hazırladı. 1998’de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümüne profesör olarak atandı. Profesyonel Tanıtım Fotoğrafçıları Derneği ile İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneğinin onur üyesi olan Kalfagil, ayrıca 2011 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”‘ne de layık görüldü.

 

 

0 457
Haber: İbrahim Emre Sugel, Fotoğraflar: Burakcan Batuk

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarım Bölümü (VACD) öğrencilerinin, fotoğraf sanatçısı ve öğretim görevlisi İsmail Gökçe önderliğinde hazırladıkları fotoğraf sergisinin açılışı yapıldı. Sergi açılışında aynı zamanda VACD öğrencilerinin şeref-yüksek şeref sertifikaları da takdim edildi.

DAÜ Öğretim Görevlisi İsmail Gökçe’nin “Tanıtım Fotoğrafçılığı” dersi kapsamında, öğrencilerin  dönem içi projelerinden oluşan sergide; 21 öğrencinin, moda, portre ve deneysel çalışmalarından meydana gelen 33 eser ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Serginin ilk gününde DAÜ İletişim Fakültesi Dekan vekili Doç. Dr. Agah Gümüş, VACD Bölüm Başkanı Doç. Dr. Senih Çavuşoğlu, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Anıl Kemal Kaya, öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve araştırma görevlileri öğrencilerini yalnız bırakmadı. VACD öğrencilerinin şeref-yüksek şeref sertifikalarının öğretim üyeleri tarafından takdim edildiği fotoğraf sergisi açılışı toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.

DAÜ Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Sergi Salonu’nda açılışı yapılan fotoğraf sergisi 9 gün süreyle ziyarete açık olacak.

 

 

0 718
Haber: İbrahim Emre Sugel, Fotoğraflar: Burakcan Batuk

CNN Türk Haber Programları Merkezi Müdürü, Yrd. Doç. Dr. Cansel Poyraz Akyol’un katılımıyla gerçekleştirilen, Sinema ve Televizyon Bölümü’nün düzenlemiş olduğu “Televizyon Haberciliği” konulu atölye çalışmaları tamamlandı.

DAÜ iletişim Fakültesi Öğretim Üyeleri, Öğretim Görevlileri ve öğrencilerin interaktif katılımıyla 5 gün boyunca devam eden atölye çalışmalarında, öğrenciler CNN Türk Haber Kanalı personeli olmanın pratiğini yaptılar. CNN Türk Haber Programları Müdürü Yrd. Doç. Dr. Cansel Poyraz Akyol’un bilgi ve deneyimlerini paylaştığı organizasyonda katılımcılar, her gün gerçekleştirdikleri haber toplantıları, haber bülteni hazırlıkları, spikerlik, muhabirlik, yayın akışı ve tartışma programları hazırlığı üzerine uygulamalar yaptı.

Cansel Poyraz Akyol’dan Staj Müjdesi
Atölye çalışmalarının 2. gününde öğrencilerin içerisinden bir kişiye CNN Türk’te staj imkanı tanıyacağının müjdesini veren Akyol, “sizlerle çok verimli bir süreç geçirdik. ‘CNN Türk’de staj yapmak istiyorum çünkü…’ konulu önermeye yazılı vermiş olduğunuz yanıtlar üzerinden seçimimizi  tamamladık. ‘Darbe olsa dahi kameramı bırakmam’ diyen arkadaşınız Semih Arslan CNN Türk’de staj imkanı buldu”, dedi.

Ne Pahasına Olursa Olsun Yayın Devam Etmeli
15 Temmuz gecesi CNN Türk’de yaşananlar üzerine hazırlamış oldukları belgeseli de katılımcılarla paylaşan Akyol, “habercinin mesaisi bitmez. O gün olağan üstü bir gecede olağan üstü çaba gösterdik. Kritik anlarda hızlı, pratik, doğru organize olabilmelisiniz. Biz de bunu başardık. Ne pahasına olursa olsun yayını devam ettirebilmelisiniz”, dedi.

Ayrıca etkinliğin son gününde konuk daveti ve ikna edimi üzerine bir öğrenci ile, pazar akşamı CNN Türk ekranlarında yer alacak “Gündem Özel” programına daveti planlanan katılımcılardan biri arasında canlı telefon bağlantısı yapılarak atölye çalışmaları noktalandı.

Kapanış konuşmasını yapan Sinema ve Televizyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahire Özad,  “Cansel Poyraz Akyol’a enerjisi, bizlere kattıkları ve emeklerinden ötürü çok teşekkür ederiz. Yeni etkinliklerle sizleri buluşturmaya devam edeceğiz”, dedi.  5 Gün boyunca DAÜ İletişim Fakültesinde devam eden “Televizyonda Habercilik” konulu atölye çalışmaları, katılımcı akademisyen ile öğrencilere DAÜ İletişim Fakültesi Dekan vekili Doç. Dr. Agah Gümüş tarafından sertifikalarının verilmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

0 746
Haber: İbrahim Emre Sugel, Fotoğraflar: Burakcan Batuk

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) uzmanı Dr. Esra Ummak, Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü’nün düzenlemiş olduğu “Homofobiyle Baş Etme” konulu söyleşide Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi öğrencileri ile buluştu.

Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünün düzenlemiş olduğu etkinliğe öğrencilerin yanısıra, araştırma görevlileri ve öğretim üyeleri de katıldı. Yüksek Lisans ve doktora çalışmalarını eşcinsellere yönelik tutumlar üzerine yapan ve halen bu alanda çalışmalarına devam eden PDR Uzmanı Dr.Esra Ummak, toplumsal cinsiyetin rollendirmeleri üzerinde durarak, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsel kimlik, cinsel yönelim ve homofobiye karşı neler yapılması gerektiğine yönelik bir sunum yaptı. Söyleşide cinsel yönelimin  cinsel kimlikle  karıştırılmaması gerktiğine  değinen Ummak, “cinsel yönelim de kişinin kendi bedeniyle ilgili özel bir isteği yoktur. Bu durum; cinsel duygu, istek ve davranışların belli bir cinsiyete çekimidir”, dedi.  LGBTİ’nin hastalık olarak görülmesinin yanlış olduğuna vurgu yapan Ummak, Dünya Sağlık Örgütünün de 90’lı yıllarda bu tutumunu değiştirerek LGBTİ’yi hastalık listesinden çıkarttığını dile getirdi. Bu bağlamda eşcinselliğin sebebini anlama çabasının yersiz olduğunu, halihazırda heteroseksüelliğin sebebinin de bilinmediğine dikkatleri çekti.

“İktidar normlarının dışında kalan her yaklaşım baskı altındadır”
İktidarın kurmuş olduğu norm sisteminin dışında kalan her yaklaşımın baskı altında olduğuna değinen Ummak, ” halen yaşam hakkı konulu eylemler yapıyoruz. LGBTİ bireylerde bu baskı çok daha fazla var, ama umut da var. İnsan hakları aktivizmi her koşulda devam ettirmemiz gereken bir mücadeledir” dedi.

“Medya eşcinselleri karikatürize ediyor”
Medyanın eşcinselleri karikatürize ettiğine dikkat çeken Ummak, “…medya çok önemli bir alandır. Cinsiyetçi, ayrımcı, homofobik yaklaşım ve dilin kullanılmaması gerekir. Kullanılan dil ve karikatürize edilen eşcinsellik ile medya, ne yazık ki toplumda kalıp düşünceleri ve ön yargıları üretmektedir”, dedi. Ayrıca bu alanda KAOS GL  derneğinin medya atölyelerindeki çalışmalarının örnek alınması gerektiğini de vurguladı.

Öğretmenlerin eşcinsel öğrencilerine karşı tutumları ve ebeveynlerin çocuklarına yönelik olan yaklaşımlarına da değinen Ummak,”öğretmenler ve ebeveynlerin yaklaşımları çok önemlidir. Ailesi ve çevresi tarafından homofobik yaklaşımlara maruz kalan kişilerde intihar, madde kullanımı ve okula devamsızlık artış göstermektedir”, dedi. Bu alanda öğretmenlere yönelik yapmış oldukları eğitim programlarıyla homofobik tutumlarda azalma gerçekleştirdiklerini de sözlerine ekledi.

Söyleşide ayrıca akademik çalışmaların yanı sıra, sosyal hayatta homofobiye karşı düzenlenebilecek çeşitli aktivitelerin önemine de değinilirken, Dr. Esra Ummak sözlerini şu şekilde noktaladı: “Öğrencilik yılllarımda film yaptım. Şu an akademideyim ama aynı zamanda da sokaktayım. Bu alandaki çalışmalarımız adım adım ilerliyor. Tek bir kişinin dahi homofobiye karşı düşünsel değişimi kıymetli bir kazanımdır”, dedi.

Söyleşi, Dr. Esra Ummak’ın yazmış olduğu “Homofobiyle Baş Etme / Grup Rehberliği Programı” adlı kitabının tanıtımı ile son buldu.

0 693

Küresel düzeyde yüksek lisans programlarını değerlendiren derecelendirme kuruluşu Eduniversal’ın 2017 yılı için hazırladığı raporunda, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim ve Medya Çalışmaları yüksek lisans programı en iyi ilk 200 program arasında 5. sıraya yükseldi. DAÜ İletişim Fakültesi 2011 yılından bugüne kadar istikrarlı bir şekilde aynı listede kalmaya ve ilerlemeye devam ediyor.

Avrasya’da ilk 5’te
DAÜ Halkla İlişkiler ve Basın Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, İletişim Fakültesi Dekan Vekili ve İletişim ve Medya Çalışmaları lisansüstü program yöneticisi Doç. Dr. Agah Gümüş, konu ile ilgili Eduniversal bürosundan resmi bir belge gönderildiğini, bu belgede, yürüttükleri yüksek lisans programının dünyada ilk 200 program arasında yer aldığını belirtti. Doç. Dr. Gümüş, DAÜ İletişim ve Medya Çalışmaları yüksek lisans programının Avrasya ve Ortadoğu bölgelerinin en iyi 5 programından birisi olarak ilan edildiğini vurguladı. Ayrıca listede Türkiye’den sadece Galatasaray Üniversitesi, İletişim Stratejileri ve Halkla İlişkiler yüksek lisans programının yer aldığını kaydeden Doç. Dr. Gümüş, DAÜ İletişim Fakültesi tarafından yürütülen yüksek lisans programının başarısının istikrarlı bir şekilde devam ettiğini vurguladı.

En iyiler arasında 7. yıl
Eduniversal’ın yükseköğretim alanında önemli bir derecelendirme kuruluşu olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Gümüş, kuruluşun değerlendirme kriterlerini programın dünya çapında ünü ve tanınmışlığı, mezunların işe başlangıç ücretleri ve öğrenci memnuniyeti olarak sıraladı. En iyiler arasında 7. yıllarını doldurduklarını da sözlerine ekleyen Doç. Dr. Gümüş, Eduniversal sitesini 4 milyon 250 bin öğrencinin doğru yüksek lisans programını seçmek için kullandığına dikkat çekti.

1994 yılında Fransa’da kurulan Eduniversal’ın listesine istikrarlı bir şekilde her yıl girmelerinin, programın tanınmışlığını ve itibarını daha da arttırdığını kaydeden Doç. Dr. Agah Gümüş, en iyiler arasında kalabilmenin önemini vurgularken fakülte olarak bu programın kalitesinin daha da yükselmesi için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini ifade etti.

DAÜ İletişim ve Medya Çalışmaları
1998 yılından beri iletişim ve medya çalışmaları alanında tezli yüksek lisans eğitimi verilen DAÜ İletişim Fakültesi programlarında birçok mezun verildi. Bu mezunların arasında KKTC ve TC uyruklu öğrenciler dışında Arnavutluk, Bosna, Filistin, Güney Kore, İran, Kamerun, Nijerya, Norveç, Rusya, Ukrayna, Ürdün gibi birçok ülkeden öğrenci bulunuyor.

0 320
Haber: İbrahim Emre Sugel, Fotoğraflar: Burakcan Batuk

CNN Türk Haber Programları Müdürü, Yrd. Doç. Dr. Cansel Poyraz Akyol, Sinema ve Televizyon Bölümü’nün düzenlemiş olduğu “Televizyon Haberciliği” konulu 8-12 Mayıs tarihleri arasında sürecek olan atölye çalışması kapsamında  Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi öğrencileri ile buluştu.

Sinema ve Televizyon Bölümü’nün düzenlemiş olduğu etkinliğe öğrencilerin yanısıra, araştırma görevlileri ve öğretim üyeleri de katıldı. Organizasyonun açılış konuşmasını İletişim Fakültesi  Dekan vekili Doç. Dr. Agah Gümüş yaptı. Gümüş, açılış konuşmasında fakülte ve sektör buluşmalarının önümüzdeki günlerde de devam edeceğinin müjdesini vererek, “bu noktada öğrencilerimiz olarak çok şanslısınz. Halen sektörün içerisinde önemli bir noktada bu işi yapmakta olan ve sizlerin pratik uygulamalarla en iyi kazanımlar edinebileceğiniz birini misafir ediyoruz. Böyle değerli bir konuğu ağırladığımız için mutluyuz”, dedi.

“Ahmet Hakan ile Tarafsız Bölge”, “Şirin Payzın ile Ne Oluyor?”, “İnsanlık Hali”, “Gündem Özel”, “Mirgün Cabas ile Her Şey”, “Tecrübe Konuşuyor”,  “Gün Başlıyor” ve daha bir çok programın kordinatörlüğünü ve haber editörlüğünü yapmış olan Cansel Poyraz Akyol, atölye çalışmalarının ilk gününde öğrencilerle CNN Türk’ün işleyişini videolarla tanıştırdı. “Televizyon Haberciliği” üzerine  deneyimlerini aktaran Akyol, “haber kanalı 24 saat yaşıyan bir yerdir. Kameramanından, muhabirine, spikerinden, editörüne, masabaşı yazıcılarına kadar hemen herkesin iyi seviyede gündemi takip etmesi gerekmektedir. Yayınların oluşum aşamasındaki iş bölümünden, yayın esnasında oluşabilecek bir dizi aksiliğin ekrana yansımaması ve akışın devamlığı buna bağlıdır”, dedi.

“Haber seçmek sanattır”
Haberciliğin her şeyi işlemek değil, nelerin gündeme taşınacağını iyi belirleyebilmek olduğuna vurgu yapan Akyol, “Haber seçmek adeta bir sanattır. Gündemi çok iyi takip etmeli, bunun için de çok okumalı ve izlemelisiniz”, dedi.

Performansı en iyi öğrenciye staj müjdesi
5 günlük atölye çalışmalarının neticesinde performansını en çok beğendiği öğrenciye CNN Türk Haber Merkezinde staj imkanı sağlayacağının müjdesini veren Akyol, etkinliğin ikinci yarısında ise yapılan atölye çalışmasıyla bülten hazırlama ve ekran önü sunumu gerçekleştirdi. Öğrencilerin performansından memnun kaldığını belirten Akyol, “yarınki atölye çalışmamızda ise, belirleyeceğiniz gündemler üzerinden haber toplantısı gerçekleştireceğiz. Sıkı bir hazırlık yapmalısınız. Bu çok kıran kırana geçecek, tıpkı bizim her gün yaşadığımız gibi”, dedi. Etkinliğin birinci günü öğrenci ve öğretim üyelerinin toplu özçekim fotoğrafıyla sonlandı.