Kampüs

0 192
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraf: Duygu Okur

“Olağan Denemeler” adlı kısa filmleriyle uluslararası alanda 3 ödül kazanan Yönetmen Vasvi Çiftçioğlu, Doğuş Özokutan ve Görüntü Yönetmeni Peter Verburg, “Düşük Bütçeyle Kısa Film Yapımı Atölyesi” konulu söyleşide Doğu Akdeniz Üniversitesinin (DAÜ) konuğu oldu. DAÜ İletişim Fakültesi’nde 8 Kasım 2017 tarihinde saat 14:00’de başlayan organizasyona, öğrencilerin yanı sıra araştırma görevlileri ve öğretim üyeleri de katıldı. Etkinlikte Çiftçioğlu, Özokutan ve Verburg sektöre dair deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Söyleşinin açılış konuşmasını Sinema-TV Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahire Özad yaptı. Özad, konuşmasında Çiftçioğlu, Özokutan ve Verburg’u ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek katılımcılara teşekkür etti.

Söyleşiye, düşük bütçeli kısa film yapımında planlı olmanın önemine değinerek başlayan Özokutan, “ister yönetmen, ister görüntü yönetmeni olmak isteyin değişmeyen yegane faktör, en küçük ayrıntıya dahi dikkat etmeniz gerekliliğidir. Çünkü yeniden çekmek ekstra masraf demektir. Herşey önceden en ince ayrıntısına kadar planlı olmak zorundadır”, dedi. Özokutan’ın açıklamalarından öne çıkanlar ise şöyle idi:

“Hikaye herşeyden önce gelir”
Bir filmin iyi ya da kötü olduğunu belirleyen şeyin tek başına kullanılan ekipmanlar olmadığına değinen Özokutan, “hikaye herşeyden önce gelir. Kötü hikayeden iyi film çıkarmak mümkün değil ama kötü bir ışığı düzeltmek mümkün olabilir. Kötü bir kurgu ve öykü ise affedilemez”, dedi. Ayrıca bugüne dek katıldıkları festivallerde kendi filmlerinin dışındaki en düşük bütçenin 100 bin euro standartında olduğuna da değinen Özokutan, “Olağan Denemeler” adlı 3 uluslararası ödüle layık görülen kendi filmlerini ise 30 bin liralık banka kredisi ile çektiklerini belirtti.

“Açıları belirleyenler de insanlar, hikayeyi yazanlarda insanlar”
Senaryoya güvenildiği taktirde, elden geldiğince iyi ekipmanlarla çekim yapmanın önemine de vurgu yapan Özokutan, “senaryo kötüyse ekipmanlarınızın çok iyi olması ya da çok büyük oyuncuların, reklam çalışmalarının yapılması da bir işe yaramayacaktır. Sonuçta açıları belirleyenler de insanlar, hikayeyi yazanlarda insanlar. Günün sonunda cihazlar değil, insanlar yapıyor işi ve o zaman iyi bir hikaye olması gerekiyor”, dedi. Öte yandan, öğrencilere eğitim yaşantılarını noktalamadan evvel yapabilecekleri en iyi şeyin film çekmek olduğunu da belirten Özokutan, ekipmanların, oyunculuğun ve danışmanlığın üniversite bünyesinde bedava olduğunu ve DAÜ’deki bu şansı değerlendirmeleri gerektiğininin önemine değindi.

“‘Olağan Denemeler’, ilk ve tek Oscar seçmelerinde yarışan Kıbrıs Türk yapımı filmdir”
Kendilerinin bağımsız filmciler olduklarını belirterek sözlerine başlayan Çiftçioğlu ise, “biz normalde belgesel film yaparız. ‘Olağan Denemeler’ ise ilk kısa filmimizdir. Bugüne dek 23 ülkede 42 festivalde gösterildi ve ikisi ABD’de biri ise Brezilya’da olmak üzere 3 uluslararası alanda ödüle layık görüldü. İlk ve tek Oscar seçmelerinde yarışan Kıbrıs Türk yapımı film olmasıyla da bizleri ayrıca mutlu etti”, dedi. “Olağan Denemeler”i tamamen kendi imkanlarıyla çektiklerine değinen Çiftçioğlu, büyük festivallere giden filmler arasında en düşük bütçeli filmin kendilerinin ki olduğunu, ama bunun başarıya ulaşmaları önünde bir engel teşkil etmediğini belirtti.

“Kurmaca kısa film çekmek kolay değil”
Belgesel ile kısa film çekmek arasında farkların olduğuna da dikkat çeken Çiftçioğlu, “kurmaca kısa film çekmek kolay değil. Belgesel film daha doğal akışında seyrediyor, ama kurmaca bir kısa filmde ise ışık, ses, oyunculuk gibi faktörlere daha fazla dikkat etmeniz gerekiyor”, dedi. Ayrıca kurmaca filmde önceden yazılmış senaryoyu takip etmenin yarattığı güçlüklere de değinen Çiftçioğlu, belgesel filmler de ise ilgili metnin yapım aşamasında dahi ortaya çıkabileceğine belirtti.

“Işık çok önemlidir”
Sinemada ışığın kullanımı alanında uygulamalı örnekler göstererek sözlerine başlayan Görüntü Yönetmeni Verburg ise, “ışık çok önemlidir. Işığı doğru kullanmazsanız vermek istediğiniz görüntüyü ve yaratılmak istenen atmosferi kaçırabilirsiniz. Işık, izleyiciye katmak istediğiniz duyguyu etkileyici bir şekilde vermenizi sağlar. Bu alanda tıpkı ses gibi ışıkta çok önemli bir öğedir”, dedi. Sinemada kullanılan ışık tipleri ve çekim ekipmanlarını tanıttığı sunumunda, iyi tanıdıkları ekipmanlarla çalışmanın önemine de değinen Verbur, bir marangoz için kendi çekiciyle çalışmak ne kadar önemliyse, bir görüntü yönetmeni için de alıştığı, bildiği kamerayla çalışmanın ilgili performans açısından o kadar önemli olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.

Organisazyon, soru-cevap kısmının tamamlanmasının ardından son buldu.

0 179
Haber: İbrahim Emre Sugel

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) 2017-2018 akademik yılı Öğrenci Konseyi seçimleri DAÜ İletişim Fakültesi öğrencilerini sandıkta buluşturdu.

Her fakültenin kendi içerisinde gerçekleştirmiş olduğu seçimlerde İletişim Fakültesinden Öğrenci konseyinde yer almak için yarışa katılan adaylar; Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü’nden Muhammet Raşit Ağar, Hatice Nur Doğan , Sinema-TV Bölümü’nden Cemal Onur Öztürk, Samer Issa Mohammad Awad, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü’nden Firdevs Esen Süer, Erem Kızıltan, Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarım Bölümü’nden Ömer Faruk Akyıldız, Animasyon ve Oyun Tasarım Bölümü’nden ise Hüseyin Furkan Çetin oldu.

Oy verme işleminin 6 Kasım 2017 tarihi itibariyle saat 16:00’da sonuçlandığı seçim sonuçları ise aynı gün akşam kamuoyuna duyuruldu. Açıklanan resmi sonuçlara göre; Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü temsilciliğine Muhammet Raşit Ağar, Sinema-TV Bölümü temsilciliğine Samer Issa Mohammad Awad, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü temsilciliğine Erem Kızıltan, Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarım Bölümü temsilciliğine Ömer Faruk Akyıldız, Animasyon ve Oyun Tasarım Bölümü temsilciliğine ise Hüseyin Furkan Çetin seçildi.

Halkla İlişkliler Ve Reklamcılık Bölümü Öğrenci Konseyi temsilciliğini kazanan Erem KIzıltan’ın seçime yönelik değerlendirmesi ise şöyle idi:

“Kimseye vaatle gitmedim”
Seçim çalışmalarında vaatlerin inandırıcılığını kaybettiğine değinerek sözlerine başlayan Kızıltan, “ben kimseye vaatle gitmedim. Çünkü vaatlerin verilip tutulmadığı bir siyasi ortamda yaşıyoruz ne yazık ki. Geçen yıl bu alanda seçimleri kazanarak bölümümü temsil ettim. Bu yıl da hocalarımın ve öğrenci arkadaşlarımın desteğiyle yeniden aday oldum. Gerek adanın sosyo-kültürel yapısını tanıtan geziler ve gerekse sosyal sorumluluk projeleriyle bu yılda hız kesmeden çalışmalarımıza devam etmek istiyorum. Tekrar seçildiğim için mutluyum. Oy kullanan herkese çok teşekkür ederim. “, dedi.

“Öğrenci Konseyinin Senato’da dinlenildiğini düşünüyorum”
DAÜ yönetimini demokratik bulduğuna da dikkat çeken Kızıltan, “Öğrenci Konseyinin Senato’da dinlenildiğini düşünüyorum. Öğrenci arkadaşlarımızında pek tabii beklentileri var. Onları geçen yıl olduğu gibi bu yıl da en iyi şekilde temsil edeceğime inanıyorum”, dedi. Ayrıca seçimlerin ve propoganda sürecinin de demokratik bir ortamda yapıldığına değinen Kızıltan, bu alanda İletişim Fakültesinin lasnmanla ilgili daha etkin bir rolü oynanabileceğini de belirtti.

“Yüzyüze görüşme tekniğini uyguladım”
DAÜ İletişim Fakültesi öğrencisi olarak propoganda sürecinde izlediği strateji hakkında da görüş belirten Kızıltan, “yüzyüze görüşme tekniğini uyguladım. Bunun yanı sıra sosyal medya mecrası olarak ise sadece Facebook’tan yayın yaptım ve olumlu geri dönütler aldım”, dedi.

Seçimlerin ardından bölüm temsilcileri, İletişim Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Agah Gümüş’ün önderliğinde İletişim Fakültesi temsilciliği için biraraya geldi.  DAÜ İletişim Fakültesi temsilciliğine seçilen öğrenci ise, Samer Issa Mohammad Awad oldu.

0 179
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraf: Çağdaş Bozkurt

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Sosyal Medya Birimi ve DAÜ İletişim Fakültesi işbirliğiyle gerçekleşltirilen “Sosyal Medya ve Marka Haftası” kapsamında DAÜ mezunu OMD Global Medya Ajansı Birleşik Arap Emirlikleri Sosyal Medya Yöneticisi Khaled Akbik DAÜ’nün konuğu oldu.

Söyleşiye Birleşik Arap Emirlikleri’nde çok farklı kültür ve dil olduğuna değinerek başlayan Akbik, “homojen olmayan toplumsal yapılarda belli gruplandırmalar yapıp, portatif izleyici profili oluşturarak, ilgili kesimlere hitap edebilecek çeşitlilikte mesaj yaymanız gerekmektedir”, dedi.

Söyleşide öne çıkan diğer detaylar ise şöyleydi:

“İlk 10 saniyede mesajı vermeliyiz”
Sosyal medyada ilk 3 saniyede izleyicinin ilgili video hakkında izleyip izlememe yönünde karar verdiğine değinen Akbik, “bu ortamda biz reklamcılar ilk 10 saniyede mesajı vermeliyiz”, dedi. Ayrıca sosyal medyada reklam filmlerinin kısa, ve hedefe yönelik içerikte olması gerekliliğinede dikkat çekti.

“Doğru zaman ve doğru yeri bulmalıyız”
Sosyal medya alanında reklam filmlerinin hedefine ulaşabilmesi için iki önemli parametrenin varlığına da vurgu yapan Akbik, “reklamı sunabilmek için önemli olan doğru zaman ve doğru yeri bulmaktır. Reklam zamanlamasının toplumsal alanda ilgili konuyla denk düşmesi, hedefe ulaşma noktasında çok etkilidir”, dedi.
Ayrıca sosyal medya aracılığıyla marka değeri oluşturma noktasında insanları dinlemenin önemine de değinen Akbik, tüm verilerin etkili bir şekilde dikkate alınmasının ve iyi bir strateji belirlenmesinin altını çizdi. Aksi halde ortaya ortaya çıkacak çalışmanın “karanlıkta çığlık atmaktan” öteye geçemeyeceğini belirtti.
Bein Sports, Pepsi, McDonalds gibi önemli markalarla çalıştıklarına ilşikin bilgiler veren Akbik, sunumunu yapmış olduklartı çeşitli reklam filmlerinin gösterimleriyle de zenginleştirdi.

Son olarak, markaların günün sonun da ürün satmak istediklerini ununtmamak gerektiğine dikkat çeken Akbik, “onların marka değerlerine değer katmalıyız. Kısa vadede markalaştırmak, uzun vadede ise kurumsal marka oluşturmak çok önemlidir”, dedi.

Organizasyon, katkılarından ötürü Khaled Akbik’e plaketinin verilmesiyle son buldu.

0 235
Haber: İbrahim Emre Sugel

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü öğrencileri Kampanya Tasarım dersi kapsamında, “3 Aralık Dünya Engelliler Günü”ne ithafen sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirdi.

Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Umut Ayman’ın önderliğinde ki proje, Bölüm öğrencileri Çağla Katırcı, Toyosi Alaboya, Fuad Ogunbayo ve Simon Benjamin’in kurmuş olduğu “Ace Agency” tarafından gerçekleştirildi.

DAÜ İletişim Fakültesi önünde 4-5 Aralık tarihlerinde, “İrfan Nadir 18 Yaş Üstü Engelli Rehabilitasyon Merkezi” üyeleri tarafından hazırlanan el emeği sanat ürünlerinin satışa sunulduğu organizasyonda toplanan gelir ise, İrfan Nadir 18 Yaş Üstü Engelli Rehabilitsayon Merkezine bağışlandı.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan DAÜ Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü 3. sınıf öğrencisi Çağla Katırcı, yapmış oldukları sosyal sorumluluk projesiyle engellilere katkı sunmayı amaçladıklarını ve farkındalık yaratmayı arzuladıklarını belirtti. Katırcı, konuşmasında, “İrfan Nadir 18 Yaş Üstü Engelli Rehabilitasyon Merkezi’ndeki engelli arkadaşlarımınız kendi elleriyle yapmış olduğu sanat eserlerini, duyarlı vatandaşlarımızla buluşturuyoruz. Buradan elde edilen geliri de Rehabilitasyon Merkez’inin ihtiyaçları doğrultusunda kullanacağız”, dedi.

Öte yandan “Ace Agency”ı, İrfan Nadir 18 Yaş Üstü Engelli Rehabilitasyon Merkezi ile buluşturarak projeye destek veren DAÜ Özel Eğitim Bölümü 4. sınıf öğrencisi Rasim Erdoğan ise, yapılan el emeği ürünlerin uzun uğraşlar sonucu ortaya çıktığına dikkat çekti. Erdoğan, konuşmasında,”onların bizlere ihtiyacı var. Kaynaşmaya farklılaşmaya ihitiyaçları var. Biz burada sadece onların yapmış olduğu ürünleri satışa sunmuyoruz, aynı zamanda yapmış oldukları eserler üzerinden başarı duygusunu tatmalarını da amaç ediniyoruz. Ortaya çıkan sanat ürünleri ufak şeylerde olsa, büyük dokunuşlardır”, dedi.

Organizasyonda, İrfan Nadir 18 Yaş Üstü Engelli Rehabilitasyon Merkezi üyelerinin DAÜ İletişim Fakültesi’ne gerçekleştirmiş olduğu ziyeretin ardından son buldu.

 

0 180
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraf: Çağdaş Bozkurt

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Sosyal Medya Birimi ve DAÜ İletişim Fakültesi işbirliğiyle gerçekleşltirilen “Sosyal Medya ve Marka Haftası” kapsamında Turkcell Strateji, Pazarlama ve Marka İletişim Yöneticisi Bilge Onur DAÜ’nün konuğu oldu.

DAÜ Mustafa Afşin Ersoy Konferans Salonun’da 18 Ekimde saat 11:30 da gerçekleştirlien söyleşide Onur, marka ikonu yaratmak, lansman ve reklam alanında deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Her gün ortalama 5000 reklama maruz kalan insanların zihninde sivrilmenin önemine değinen Onur, “diğer markalar arasından öne çıkmanın yolu marka kişiliğinin oluşturulmasından geçmektedir”, dedi.

Marka ikonu markayı sevdirir”
Marka ikonu yaratmanın birden fazla yolu olduğunun altını çizen Onur, “Marka ikonu markayı sevdirir. İnsan üzerinden ikon yarattığınızda süreç içerisinde yıpranma payı çok fazla olabiliyor. Oysa anime karakterlerle yaratıcı devinime müsait çok daha farklı seçeneği elinizde tutmuş oluyorsunuz”, dedi.

“Selocanlardan Emocanlara”
Günümüz çağının emoji kullanım çağı olduğuna değinen Onur, “selocanlardan emocanlara geçiş öykümüz bu gereksinimle ortaya çıkmıştır. Yarattığımız her bir emojinin toplumda karşılığı olan ve sempatize edilmiş bir karakteri vardır. “, dedi. Emojilerle duygu ve düşüncelerin çok güçlü aktarıldığına dikkat çeken Onur, bu yoğun kullanımdan marka ikonu yaratma, lansman ve reklam alanında faydalandıklarının altını çizdi.
“Fikriye’nin oluşumu adeta bir evrim süreciydi”

Emocanlar içerisinde en çok “Fikriye” karakterinin oluşum sürecinin kendilerini çok zorladığına değinen Onur, “O şirinler köyünün nadide şirinesi gibi. Karakterlerimize sonradan katılıyor. Fikriye’nin oluşumu adeta bir evrim süreciydi”, dedi.

“Mizansene uygun tanıtım yapıyoruz”
Markanın kişilik oluşumu ve ikon çalışmalarının ardından lansmanın çok önemli bir rolü olduğuna da değinen Onur, “mizansene uygun tanıtımlar yaparak hem reklam hemde lansman aşamasında çok daha başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz. Bu alanda yaratıcılık, çağın ve ilgili mecranın gereksinimlerinin takibi ön plana çıkmaktadır”, dedi. İçinde yaşadığımız zaman dilminde medya materyallerinin; tv, radyo, dijital alan (yeni medya), gazete, kamuya açık alanlar olarak çok çeşitlilik gösterdiğinede değinen Onur, her birimi kendi içinde değerlendirip, uygun mizanseni ve mesajı yaratmanın çok önemli olduğunu da sözlerine ekledi.

Son olarak Onur, yanında getirmiş olduğu bir bavul dolusu Emocanı da katlımcılara savurarak dağıttı.

Organizasyon, katkılarından dolayı Bilge Onur’a DAÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Cem Tanova’nın plaket vermesiyle son buldu.

0 137
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraf: Çağdaş Bozkurt

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Sosyal Medya Birimi ve DAÜ İletişim Fakültesi işbirliğiyle gerçekleşltirilen “Sosyal Medya ve Marka Haftası” kapsamında “Neydi Olacağı” politik mizah skeçleri yönetmenleri Mehmet Ekin Vaiz-Gülşen Erçin ikilisi DAÜ’nün konuğu oldu.

DAÜ Mustafa Afşin Ersoy Konferans Salonun’da 18 Ekimde saat 14:15’de gerçekleştirlien söyleşide Vaiz ve Erçin, reklam filmleri ve politik mizah alanındaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Yaptıkları işlerde hikayenin önemine vurgu yapan Vaiz-Erçin ikilisi, politik mizah ve oragnik reklam alanındaki başarılarının altında Kıbrıs’a özgü kültürel ve gündelik kodlarla donatılmış mizansenin olduğunu belirtti.

“Dünya Oto”, “Gelinler&Damatlar” gibi meşhur reklam filmlerinin yanı sıra, “Memurizm”, “Siber Saldırı” gibi politik mizah skeçlerinin gösterimiyle sunumlarını yapan ikilinin söyleşisinden öne çıkanlar ise şöyleydi:

“KKTC’de politik mizaha hoş görü var”
Politik mizahın dünyada çok bulunan bir mizah türü olmadığına değinerek sözlerine başlayan Vaiz, “politik mizahı Türkiye’nin siyasi iklimi kaldırmıyor, ama Kıbrıs’ta politik mizaha hoş görü var”, dedi. Politikacıları eleştirdikleri skeçlerinin yanı sıra kamu kurum ve kuruluşlarında ki memurları ve işleyişide ele alan skeçlerine de değinen Vaiz, kendilerininde Kıbrıs vatandaşı olarak yaşadıklarından ve yaşarken oldukça sinir oldukları olaylardan yola çıkarak mizaha yönelik hikayelerini olşturduklarını belirtti. Ayrıca Charlie chaplin’den bir alıntı yapan Vaiz, ” hayat yakın planda trajedi, genel planda komedidir”, dedi.

“Kıbrıs halkı samimi mizaha güler”
Reklam filmlerindeki başarılarını Kıbrıs’a ait kültürel ögeleri ve kendi öz hikayelerini yansıtarak elde ettiklerine değinen Erçin ise, “Kıbrıs halkı samimi mizaha güler. Samimi olmayan şeylere ise gülmez”, dedi. “Gelinler&Damatlar” reklam filmlerinde ilk kez aynı anda iki reklamın birden sosyal medya mecrasından paylaşıldığına değinen Erçin, “bu viral reklam alanında önemli bir başarıdır. Başarımız, hikayenin özünün yaşadığımız coğrfayayla olan bağlılığı ile ilintilidir”, dedi.

Ayrıca organik reklam içeriğinde başarının doğrudan reklamı minumum seviyede tutmaktan geçtiğini dile getiren Vaiz-Erçin ikilisi, müşterilerinin ısrarla ürünlerinin görünmesini istemelerine rağmen dolaylı anlatımın bu alanda çok daha iyi sonuçlar verdiğini belirtti.

“Bizim nüfusumuz belli değil”
KKTC’nin nüfusunun bir türlü net bir şekilde belirlenememesinden ve reyting ölçümünün olmamasından yakınan Vaiz, “bizim nüfusumuz belli değil. Tahmini bazı rakamlar var. Bir üst düzey eski dönem politikacımız bu konuyla ilgili soruyu ‘kalabalık’ diye yanıtlamıştı”, dedi. Eldeki tahmini rakamlar üzerinden sosyal medya mecrasındaki beğeni ve paylaşım istatistiklerini karşılaştıran Vaiz, “iyiki Facebook var. Yoksa reyting değerlerinin ve bunun nüfusa oranının olmadığı bir ortamda reklam almak için, izlediğini iddia eden canlı tanıklarımızı yanımızda taşımak zorunda kalacaktık”, dedi.

“Mükemmeliyetçilik size engel olabilir”
Bugüne dek yaptıkları her işte tekniğin arkadan geldiğini belirten Vaiz-Erçin ikilisi, mükemmeliyetçiliğin ortaya bir ürün çıkarma hususunda insanlara engel olabileceğine, olmayı beklemektense yapmanın önemli olduğuna değindi. Bu alanda insanların bariyerlerini yıkması gerektiğini de belirten ikili, geleneksel kalıpların dışına çıkabilmek için yeni medya mecralarını kullanmaları gerektiğinin altını çizdi.

Organizasyon Mehmet Ekin Vaiz ve Gülşen Erçin’e katkılarından ötürü plaketlerinin verilmesiyle son buldu.

0 128
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraf: Erem Kızıltan

“Günün Getirdikleri” adlı haber programı yapımcısı ve Gazete 360 genel yayın yönetmeni Aysu Basri Akter, “Haberin Merkezinden Hayatın İçine Sosyal Medya” konulu söyleşide Doğu Akdeniz Üniversitesinin (DAÜ) konuğu oldu. Organizasyon DAÜ Mezunlarla İletişim ve Kariyer Araştırma Müdürlüğü (MIKA) ile DAÜ İletişim Fakültesi ortaklığınca gerçekleştirildi. Öğrencilerin yanı sıra araştırma görevlileri ve öğretim üyelerinin de katıldığı etkinlikte Akter, sektöre dair deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Söyleşinin açılış konuşmasını Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nurten Kara yaptı. Kara, konuşmasında DAÜ mezunu Aysu Basri Akter’i ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek katılımcılara teşekkür etti ve sözlerine şu şekilde devam etti: “Bu yıl Programımızı Yeni Medya ve Gazetecilik olarak yeniledik. Yeni medya ile geleneksel medya arasında ne tür bir ilişki olduğu ve habercilikle sosyal medya arasında nasıl bir bağ bulunduğunun irdelenmesi açısından, Aysu Basri Akter’in konuğumuz olarak görmekten memnuniyet duyuyorum”, dedi.

Söyleşiye, yıllar sonra yeniden DAÜ’de bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek başlayan Akter, sosyal medyanın hız ve alternatif olanakları ile habercilik alanındaki avantaj ve dez avantajlarının önemine değindi. 2013 yılında KADEM’in yapmış olduğu anket sonuçlarına göre insanların %92’sinin uyanır uyanmaz sosyal medya hesaplarını kontrol ettiğine dikkat çeken Akter, “artık yaşam biçimlerimiz değişti. Sosyal medya an ve an gün içerisindeki gelişmeleri takip ettiğimiz mecra oldu. İnsanların hayatın içerisindeki konumlanışı dahi sosyal medya hesaplarındaki ilgi alanları ve takipleriyle şekilleniyor”, dedi.

“Herkes adeta bir medya patronu”
Cep telefonları sayesinde artık herkesin doğru veya yanlışta olsa gazetecilik faaliyeti yürüttüğünü belirten Akter, “herkes adeta bir medya patronu olabiliyor. En sıcak gelişme ve görseller sosyal medya alanından edinilebiliyor. TV ve basılı gazeteler yeni medya karşısında yenik durumdalar. Sosyal medya çok daha ucuz, hızlı ve interaktif bir güç olarak günümüzü domine ediyor”, dedi. Ayrıca habercilerin sosyla medya takibinin önemine de değinen Akter, günümüzde artık ABD ve Rusya başkanlarının dahi twitter üzerinden birbirlerine meydan okuduklarını belirtti.

“Sosyal medya devrim yapabiliyor”
Sosyal medya üzerinden ciddi bir aktivizm hareketi başladığına da değinen Akter, “artık sosyal medya devrim yapabiliyor. Dünyada ‘Arap Baharı’, Türkiye’de ‘Gezi Parkı’, Kıbrıs’ta ‘Reddediyoruz Platformu’ gibi büyük yankı uyandıran aktivist hareketler yeni medya mecralarında örgütleniyor”, dedi.

“Muhabirler yerli halkın reflekslerini barındırmaz”
Birinci körfez savaşında konvensiyonel medyanın bilinçli kurgularla toplumları nasıl yönlendirdiğinin ortaya çıkışının ardından yeni medyanın öneminin daha da arttığını belirten Akter, “çağ o kadar değişti ki; Suriye’deki bir savaş o coğrafyada çalışan muhabirlerden ziyade orada yaşayan yerli halk tarafından yeni medya aracılığıyla daha iyi aktarılabiliyor. Nitekim o muhabirler, yerli halkın reflekslerini bünyelerinde barındırmıyorlar”, dedi.

“Sosyal medya hepimizi çıplak ve savunmasız bıraktı”
Bireylerin kendilerini sosyal medyada diledikleri gibi gösterbildiklerine de değinen Akter, “fiziksel hayatlarımızda da sosyal medyadaki hesaplarımıza bürünüyoruz. Burada ciddi bir kimlik sanrısı yaşanıyor. Öte yandan internette birey hakkında ne varsa iş dünyasından emniyet alanına kadar istihbarat için kullanılabiliyor. Sosyal medya hepimizi çıplak ve savunmasız bıraktı…”

“Yeni medya ile hukuk arasında farklı bir bağ kuruluyor “
Bu alanda örnek olarak Wikileks belgelerini gösterebileceklerini belirten Akter, belgelerdeki iddialar ve bu belgeleri ortaya çıkaranlar hakkında davalar açıldı. Yeni medya ile hukuk arasın da farklı bir bağ kuruluyor artık”, dedi. Akter ayrıca, hackerlerin geçmişe oranla toplumsal olayların ortaya çıkarılması açısından itibarlarının artmış olduğu yönündeki düşüncelerini de sözlerine ekledi.

“Bilişim yasasının oy potansiyeli yok”
Son olarak Kıbrıs’ta bilişim yasasının halen olmayışına da değinen Akter, “bu durumun özel bir nedeni olduğunu sanmıyorum. Bu yaz Meclis Komisyonuna davet edildim. Yasa tasarısında bazı değişiklikler yapıldı ama hantal ilerliyor. Çünkü Bilişim Yasasının oy potansiyeli yok”, diyerek sözlerini noktaladı.

Organizasyon, Doç. Dr. Nurten Kara’nın Aysu Basri Akter’e katılımlarından ötürü hediyesini vermesi ve toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.

 

0 271
Haber: İbrahim Emre Sugel Fotoğraflar: Ozan Üstüntaş

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi “2. Geleneksel Türk Dünyası Belgesel Film Festivali”ne Ev Sahipliği Yaptı

DAÜ İletişim Fakültesinde 6 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen Festivalde “Mağusa”, “Blank Sheet”, “The Way”, “7 Maidens Theatre”, “Kırmızı”, “Oymak” adlı filmler katılımcılarla buluştu.

Festivalin açılış konuşmasını Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Mehmet Demir yaptı. Demir konuşmasında, ev sahipliği ve katkılarından ötürü Doğu Akdeniz Üniversitesine, DAÜ Rektörü Prof Dr. Necdet Osam’a, DAÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Can Tanova’ya ve katkılarından ötürü T.C Başbakanlık Tanıtma Fonu ile Başbakan Bİnali Yıldırıma teşekkürlerini sundu. Türk Dünyası Film Festivalini bu yıl Türk coğrafyasının 23 bölgesinden gelen filmlerle gerçekleştirdiklerinin altını çizen Demir, “filmlerin konusu proje kapsamında Türk kültürü ve Türk Milletinin dünyaya bakış açısını kapsamaktadır”, dedi.

İkinci konuşmacı olarak söz alan DAÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Can Tanova ise, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyon Başkanı Mehmet Demir ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin kurulduğu tarih olan 1979’dan itibaren adanın ve dünya üzerinde yer alan en iyi 10 Türk üniversitesinin biri olduğunu belirten Tanova, “KKTC Türk akraba topluluklarından uzun süre ayrı kaldı fakat günümüze gelindiğinde ise Türk coğrfayasıyla olan ilişkilerimiz gelişerek devam etmektedir. Bu bağlamda 2. Geleneksel Türk Dünyası Belgesel Film Festivaline ev sahipliği yapmaktan da büyük mutluluk duyuyoruz”, dedi. Tanova ayrıca katılımcılardan Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Menderes Demir’e, Festival Direktörü Turan Şahin’e, KKTC Başbakanlık Basın Görevlisi Züleyha Karaman’a, KKTC Genç TV Onursal Başkanı Ertem Birinci’ye, Sanat Yönetmeni Mehmet Sabit Buma’ya, DAÜ Öğretim Görevlisi Pembe Tölük’e plaketlerini takdim etti.

Açılışta ayrıca bu yıl ikinci kez sanat severlerin beğenisine sunulan “Kuzey Kıbrıs Fotoğraf Seçkisi” adlı sergide yer aldı. Sergi, eğitmenliğini DAÜ Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük’ün yaptığı temel fotoğrafçılık dersi öğrencilerinin objektiflerinden yansıyan karelerden oluştu.

Organizasyon, yönetmenliği DAÜ Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük’e ait olan, yönetmen yardımcılığını ve müziklerini ise DAÜ Öğretim Üyesi Dr. Engin Aluç’un yaptığı, “Mağusa” adlı belgesel filmin gösterimi ile devam etti. Ardından Özlük ve Aluç’un katılımıyla gerçekleştirilen söyleşiden öne çıkanlar ise şöyleydi:

“Biz Üzerimize Düşeni Yaptık”
KKTC’ de bugüne dek çektiği 10 kısa filmin yanı sıra ilk kez bir belgesel filmin yönetmenliğini yaptığına değinen DAÜ Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük, “Mağusa belgeselini yapmaktan onur duyuyorum. Filmin 2. bölümünde sözlü tarih çalışmaları ve insan hikayeleriyle karşınızda olacağız”, dedi. Ayrıca Gazimağusa Sur İçi’nin restorasyon çalışmaları hakkında gelen soru üzerine ise Özlük, “biz üzerimize düşeni yaptık. Filmimiz ne kadar çok yerde gösterilirse, bu konuda farkındalık yaratmak açısından o kadar çok katkı sunabileceğini umut ediyorum”, dedi.

“Bir Hüzün Var Sur İçinde”
Mağusa filmi yönetmen yardımcısı ve müzik direktörü DAÜ Öğretim Üyesi Dr. Engin Aluç ise, “filmin özgün müziklerinin elektronik ortamda kurguyu bitirdikten sonra kendisinde uyanan hislerin rehberliğinde yaptığını belirterek, “Uzun zamandır buradayım, çok kültürlü bir şehir ve bir hüzün var Sur İçin’de. Böylesi harkulade tarihi yapıları içeren görüntülerin fonunda kullandığımız müziğin hüzün tınısı ise bununla ilişkilidir”, dedi.

Ayrıca, Özlük-Aluç ikilisi “Mağusa” belgesel filminin fikir babası Doç. Dr. Ümit İnatçı’ya, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Osam’a, DAÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Can Tanova’ya ve DAÜ Sinema Televizyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahire Özad ile filme katkı sunan tüm asistan öğrencilere teşekkür etti.

Festival, Modaretörlüğünü Öğretim Görevlisi Pembe Tölük’ün yapmış olduğu “Türk Dünyası Sinemasında KKTC Sinemasının Yeri ve Gelişimi adlı panelle devam etti. Panelde yer alan konuşmacılar ise, DAÜ Öğretim Üyeleri Yrd. Doç. Dr. Pembe Behçetoğulları, Yrd. Doç. Dr. Yetin Arslan ve Araştırma Görevlisi Mert Yusuf Özlük oldu.

Panelin ardından film gösterimleriyle devam eden organizasyon katılımcılarla birlikte toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

0 1610
Haber: İbrahim Emre Sugel, Fotoğraflar: Burakcan Batuk

Danışmanlığını ve eğitmenliğini usta yapımcı ve yönetmen Osman Sınav’ın yapmış olduğu Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi, Radyo, TV ve Sinema Bölümü öğrencilerinin bitirme projeleri kapsamında hazırladıkları kısa filmler, görkemli bir gala ile izleyici karşısına çıktı. Senaristliğini ve yönetmenliğini Ebru Akıncı’nın yapmış olduğu “Zaman”, jüri tarafından en iyi film seçildi. Akıncı, bu başarısıyla Osman Sınav’ın yanında staj yapma şansını yakaladı.

DSC_8881

DAÜ İletişim Fakültesi Mor Salon’da gerçekleştirilen galanın jüri üyeleri; Yönetmen Osman Sınav, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Metin Ersoy, Radyo TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahire Efe Özad, Bölüm Başkan Yardımcısı Ahmet Goran, Yüksek Lisans ve Doktora Koordinatörü Doç. Dr. Tutku Akter, Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Pembe Behçetoğulları, Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yetin Arslan, Öğretim Görevlisi Pembe Tölük, Öğretim Görevlisi Barçın Boğaç ve Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürü Meryem Çavuşoğlu Özkurt’tan oluştu.

DSC_8907Organizasyonun açılış konuşmasını Radyo TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahire Efe Özad yaptı. Doç. Dr. Özad, “Bu güzel galaya iştirak eden tüm katılımcılara, değerli akademisyen arkadaşlarıma, öğrencilerimize ve bu alanda duayen olan Osman Sınav’a öğrencilerimize sunmuş oldukları katkı, emek ve fedakarlıkları için teşekkür ederim” dedi.

Adobe Photoshop PDFGaladan önce ödüllü film “Evimiz” gösterildi
Etkinlik, öğrenci filmlerinden önce DAÜ İletişim Fakültesi araştırma görevlilerinden senaristliğini Engin Aluç’un, yapımcılığını ve yönetmenliğini ise Mert Yusuf Özlük’ün yaptığı, Yeşil Barış Hareketi 5. Kısa Film Yarışması’ndan ödüllü kısa film “EVİMİZ” adlı yapımın gösterimi ile  başladı. Filmin başrol oyuncuları Hatice Çapkıner ve Edayla Eriş de izleyenler arasındaydı. Film ekibi tamamen DAÜ İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Bölümü mezunlarından oluşuyor.

Galada birbirinden değerli kısa filmler yarıştı
Öğrencilerin hazırlamış olduğu 23 eser arasından elenerek belirlenen; “Çark” (Yağmur Çelik), “Firkat” (M. Hürrem Kutay ), “İşsizlik” (Fırat Gürakansel), “Zaman” (Ebru Akıncı), “İşte Damat Geliyor” (Emre Demirören), “İyilik” (Nurin Gasimov, Afet Süleymanova, Melek Hüseyinzade), “Kendine Yabancı” (Zehra Bilgiç, Selda Bilgiç), “Kırmızı Balon” (Ali Merdan Doğan), “Eksik Yanım” (Nurseli Korucu), “Viran” (Beste Özdağ ) adlı birbirinden güzel 10 kısa filmin gösteriminin yapıldığı ve yarıştığı organizasyonda kazanan film, senaristliğini ve yönetmenliğini Ebru Akıncı’nın yaptığı “Zaman” adlı eser oldu. “Çark” ve “Firkat” adlı filmler ikinciliği paylaşırken, üçüncülüğe ise “İşsizlik” adlı eser layık görüldü.

DSC_8909
Fırat Gürakansel “İşsizlik” adlı filmiyle üçüncülük ödülünü BRT Genel Müdürü Meryem Çavuşoğu’ndan aldı.
DSC_8914
İkincilik ödülünü “Çark” filmiyle Yağmur Çelik ve “Firkat” filmiyle M. Hürrem Kutay yapımcı ve yönetmen Osman Sınav ve Radyo, TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahire Efe Özad’tan aldılar.
DSC_8916
En iyi film “Zaman”ın yönetmeni Ebru Akıncı ödülünü İletişim Fakültesi Dekan vekili Doç. Dr. Agah Gümüş’ten aldı.

 “Bu benim ibadet ediş şeklim”
Ödül töreninin ardından galada söz alan usta yapımcı ve yönetmen Osman Sınav, konuşmasında öğrencilerine ortaya koymuş oldukları emeklerinden ötürü teşekkür ederek, sinemanın tüm sanatların üzerinde tepede yer aldığını belirtti. Tanrı’nın kendisine sinema alanındaki yetisini, bilgi ve birikimini aktarması için verdiğini dile getiren Sınav, “Sinema benim ibadet ediş şeklim. Bünyemde barındırdığım bilgi ve birikimimi gençlerle paylaşmak için burada bulunuyorum. Başka türlü mahşerde hesap veremem” dedi.

DSC_8921
Yapımcı ve yönetmen Osman Sınav gala sonrası öğrencilerine teşekkür etti.

“Gerçekliğin inşaasını bugün artık sinema yapıyor”
Sinemanın gerçekliğe tanıklık edip anlatan bir görselleştirme sanatı olduğuna da değinen Sınav, “İnsanın kendisiyle ve medeniyetle ilk tanışması, kayaların ve mağara duvarlarının üzerine çizmiş olduğu görsellerdir. Rönesansın gerçekliğini de ressamların eserleri belgelemiştir. Günümüzde ise, gerçekliğin inşaasını bugün artık sinema yapıyor”, diyerek sözlerini noktaladı. Organizasyon, toplu fotoğraf çekiminin ardından, kokteyle geçilerek son buldu.

0 944

DAÜ İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinin ünlü yönetmen Osman Sınav danışmanlığında hazırlamış oldukları kısa filmler seyirciyle buluşuyor.

İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü son sınıf öğrencileri, aldıkları dört yıllık eğitimin sonucunda edindikleri teknik, estetik ve entellektüel birikimlerini çekmiş oldukları kısa filmleriyle sergileme olanağı buluyorlar. Türkiye’nin önde gelen sinema ve televizyon dizisi yapımcısı ve yönetmeni Osman Sınav danışmanlığında yürütülen projelerde öğrenciler kendi senaryolarını yazmanın yanında yapımcılık ve yönetmenlik görevlerini de üstleniyorlar.

Dört aylık yapım süreci boyunca Osman Sınav ile düzenli olarak defalarca bir araya gelen öğrenciler, ünlü yönetmenin yıllar boyunca sinema ve televizyon alanında edindiği tecrübeleri ışığında neredeyse gerçek sektör koşullarında film üretme olanağına sahip oluyorlar. Bireysel yaratıcılıkları motive edilirken bir yandan da yaptıkları hatalara anında dönüt alan öğrenciler, sinema ve televizyon sektörünün hızlı ve engellerle dolu çalışma koşullarının küçük ölçekteki uygulama alanını henüz üniversite eğitimi aşamasında deneyimleme şansına sahipler.

Galada gösterilen öğrenci filmleri, başta jüri başkanı ve proje danışmanı Osman Sınav olmak üzere BRTK müdürü sayın Meryem Özkurt ve Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğretim üyeleri ve görevlilerinin oluşturduğu jüri tarafından değerlendiriliyor. Başarılı bulunan projelerin sahipleri mezuniyete bir adım daha yaklaşırken en başarılı bulunan projenin sahibini ise yine bir sürpriz bekliyor. Radyo TV ve Sinema Bölümü Başkanı Doç Dr. Bahire Özad’ın belirttiğine göre önceki dönemde de olduğu gibi birinci gelen projenin sahiplerine ünlü yönetmen Osman Sınav tarafından kendi yönettiği bir film setinde staj yapma olanağı verilecek. Tüm sinemaseverlerin davetli olduğu etkinlik 9 Haziran Cuma (yarın) saat 14:00’da FCMS011 numaralı salonda gerçekleşecek.