Kültür-Sanat

Gazimağusa Belediyesi’nin bu yıl 19.’sunu düzenlediği Uluslararası Mağusa Kültür-Sanat ve Turizm Festivali’nin programı 15 Haziran 2015 saat 12:00’da Gazimağusa Palm Beach Hotel’de düzenlenen basın tanıtım yemeği ile kamuoyuna açıklandı.
gokhan_turkmenBu yıl da dolu dolu bir programla Kıbrıslılar’ın karşısına çıkmaya hazır olan 19. Uluslararası Mağusa Kültür-Sanat ve Turizm Festivali, 18 Haziran-9 Temmuz tarihleri arasında Salamis Antik Tiyatroda yine binlerce sanat severlerle buluşacak. 18 Haziran’da Gazimağusa Namık Kemal Meydanı’nda ücretsiz olarak yapılacak Yüksek Sadakat konseri ile açılacak festival, 9 Temmuz’da dünyaca ünlü sanatçı Lara Fabian konseri ile sona erecek.

cristina_brancoGazimağusa Belediye Başkanı İsmail Arter yaptığı konuşmada, göreve gelmeden önce aynı salonda yine basınla bir araya geldiğini ve Gazimağusa’nın kültür-sanat şehri olması için çalışacağına dair halka söz verdiğini ifade ederek, geçen sürede şehrin dört bir yanında farklı etkinlikler düzenleyerek, Gazimağusa’yı ülkemizin kültür ve sanat başkenti yapmak için çeşitli organizasyonlara imza attığını, halkın etkinliklere gösterdiği ilgi ve memnuniyetin kendileri için en değerli ödül olduğunu söyledi.

lara_fabianUluslararası Mağusa Kültür Sanat ve Turizm Festivali’nin sadece Gazimağusa için değil ülkemiz için de çok önemli ve değerli bir organizasyon olduğunu, uluslararası düzeyde bilinen ve dünyanın önemli sanatçılarını Gazimağusa’da buluşturan festivali “Kıbrıs’ın Festivali” olarak adlandırdığını söyledi. Arter, bugüne kadar gerçekleştirilen 150’ye yakın etkinliğe, 450’den fazla sanatçı konuk olurken, 400 bini aşkın kültür sanat dostunun festivali takip ettğini, 19. yaşına giren festival kapsamında bugüne kadar Natalie Cole, Lorenna McKennitt, Bonney M, Bonnie Tyler, Goran Bregovic gibi dünyaca ünlü sanatçıların yanı sıra ülkemizin ve Türkiye’nin önemli sanatçılarının Gazimağusa’da sahneye çıktığını belirtti.

toplanti_3Festivalin ayrıntılarını basınla paylaşan Belediye Başkanı İsmail Arter, festivale bu yıl, dünyaca ünlü sanatçılardan, Lara Fabian, Christina Branco ve Burhan Öcal konuk olurken, ülkemizin önemli sanatçılarından Hüseyin Kırmızı ve Aysun Kahraman’ın da sahneye çıkacağını söyledi. Türkiye’den de önemli dans topluluğu olan Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu “Arda Boyları” oyununu sahnelerken, Muammer Ketencoğlu’nun izleyenleri Balkan Yolculuğuna çıkaracağını söyleyen Arter, yaptıkları müzik ile fark yaratan ve muhteşem üçlü olarak adlandırdığı Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu’nun yanı sıra, Yüksek Sadakat grubu, Gökhan Türkmen ve Zara’nın bu yıl festivalde yer alacak sanatçılar olduğunu aktardı.

ankara_devlet_operaFestival kapsamında, 18 Haziran’da Yüksek Sadakat Namık Kemal Meydanı’nda, 22 Haziran’da Aysun Kahraman Çukurova Senfoni, 23 Haziran’da Bülent Ortaçgil Erkan Oğur İsmail Hakkı Demirciler, 25 Haziran’da Cristina Branco, 26 Haziran’da Ankara devlet opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu, 29 Haziran’da Muammer Ketencoğlu Balkan Yolculuğu, 30 Haziran’da Zara, 2 Temmuz’da Burhan Öcal ve İstanbul Oriental Ensemble, 5 Temmuz’da Hüseyin Kırmızı Project, 7 Temmuz’da Gökhan Türkmen ve 9 Temmuz’da Lara Fabian Salamis Antik Tiyatro’da sahne alacak ve tüm etkinliklerin başlama saati 21:30 olacak.

11253985_369780216565746_8500800825236236900_oFestivalin açılışını yapacak Yüksek Sadakat dışındaki etkinlikler tarihle sanatın içiçe olduğu Gazimağusa’daki Salamis Antik Tiyatro’da yapılacak. Bu yıl önemli sanatçıları, yine sembolik ücretlerle izleme fırsatını sunacak festivalin açılış konseri Yüksek sadakat ücretsiz olurken, diğer etkinlikler “Aysun Kahraman ve Çukurova Senfoni”, ve “Hüseyin Kırmızı Project” 10TL, “Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu” “Bülent Ortaçgil Erkan Oğur İsmail Hakkı Demirciler”, “Cristina Branco”, “Muammer Ketencoğlu Balkan Yolculuğu” “Zara”, “Burhan Öcal ve İstanbul Oriental Ensemble”, ve “Gökhan Türkmen” 20 TL, “Lara Fabian” 30 TL olacak.

TURKISH POSTERTüm etkinlikleri kapsayan kombine biletler 120 TL fiyatla satışa sunuldu. Etkinlik biletleri, Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne Deniz Plaza’dan ve Gazimağusa Belediyesi Halkla İlişkiler Birimi’nden alınabilir. Festival hakkında Gazimağusa Belediyesi Halkla İlişkiler Birimi’nin 630 0 500 numaralı telefonu ve http://www.magusa.org/festival isimli web sayfasından daha fazla bilgi edinilebilir.

 

 

 

 

 

Festivalin Tanıtım Videosu

 

1 1007
Haber: Tuğçe Seren Karakoç, Fotoğraflar: Çağlayan Dursun

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), İletişim Fakültesi’nin Halkbankası sponsorluğunda bu yıl üçüncüsü düzenlediği FoneFilmFestivali muhteşem bir finalle son buldu.

Mutaz_Qanabita_uluslararasi_kategori_mansiyon_odulu
Mutaz Qanabita Uluslararası Kategori mansiyon ödülü
Onur_Cinar_uluslararasi_kategori_ikincisi
Onur Çınar, Uluslararası Kategori üçüncüsü

Festivalin jüri üyeliğini, Uluslararası Kategori’de Kıbrıslı Türk Sinema Yönetmeni Derviş Zaim, sanatçı Anber Onar, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Birsel Matara, kısa filmci ve gazeteci Vasvi Çiftçioğlu ile aktivist ve antropolog Olga Demetriou üstlendi.

arastirma_gorevliler
İletişim Fakültesi Araştırma Görevlileri

Liselerarası Kategori’de ise filmleri DAÜ İletişim Fakültesi RTVS bölümü öğretim üyesi Mashoed Bailie, kısa filmci ve köşe yazarı Elvan Levent ve DAÜ İletişim Fakültesi RTVF bölümü öğretim görevlisi Ahmet Goran’dan oluşan jüri değerlendirdi.

Festivalde uluslararası kategoride Soner Sert Ses filmiyle birinci, Deniz Özden Bir Maç Günlüğü adlı filmi ile ikinci oldu.  Soner Sert aynı zamanda Burdayım Burdayım adlı filmiyle üçüncülük ödülünü, Onur Çınar’ın yönettiği We are Watching filmiyle paylaştı.  Ayrıca Elvan Toprak; Yusuf, İbrahim Eren;Cızırtı, Mutaz Qanabita; Beauty of the Sea (Denizin Güzelliği) filmleriyle jüri özel ödülü aldılar.

gorevli_ogrenciler
Festivalde görev alan İletişim Fakültesi öğrencilerine ve Sinema Kulübü üyelerine de sertifika verildi

Lise kategorisinde ise Oğuzhan Çakmak ve Bedirhan Atlıhan Darağacı filmiyle birinci, Zeynep Naz Ercan Döngü filmiyle ikinci olurken, Yusuf Faruk Tunç ise Komşu filmiyle üçüncü oldu. Festivalde ödül kazanan ve ödül törenine katılamayan yarışmacıların ödüllerinin en kısa sürede ulaştırılacağı açıklandı.

Ödül töreninde festivale katkı koyan İletişim Fakültesi ve Sinema Klubü üyelerine de sertifika verildi.

 

3. Fone Film Festivali
Fotoğraflar: Fırat Necati Güner ve Çağlayan Dursun - Video Röportaj: Fırat Necati Güner

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi, Radyo TV ve Sinema (RTVF) Bölümü tarafından 2012 yılında ilki düzenlenen Fone Film Festivali’nin üçüncüsü 11 Haziran 2015 Perşembe günü görkemli bir törenle başladı. Açılış konuşmasını komite üyelerinden ve RTVF Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Yetin Arslan’ın yaptığı törenin davetli konuşmacısı aynı zamanda festivalin jüri üyelerinden olan Anber Onar’dı.

DAÜ Aktivite Merkezi’nde gerçekleştirilen festival 12 Haziran Cuma günü İletişim Fakültesi bahçesinde yapılacak ödül töreniyle sona erecek.

Festivalin tanıtım videosu

DAÜ RTVF Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hanife Aliefendioğlu’nun verdiği bilgiye göre; Kıbrıs’ın kuzeyinde bir kısa film kültürü oluşturmak, kısa film yapmayı özendirmek amacıyla başlatılan festivalin yarışma bölümleri, ‘Liselerarası Kısa Film Yarışması’ ve 18 yaş üstü yetişkinlerin yarışmacı olabileceği ‘Uluslararası Kısa Film Yarışması’ kategorilerinden oluşuyor.

Her yıl bir tema ile ortaya çıkan Festival’in bu yılki teması “Benim Meselem”. Üç yıldır HALKBANK sponsorluğunda gerçekleştirilen Festival, hem Lise hem de Uluslararası kategorilerde yarışan kısa filmcilere, birincilik, ikincilik ve üçüncülük için para ödülü veriyor.

Bu yıl daha çok film yarışıyor!

Festival Komitesi’nden, RTVF Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Yetin Arslan, 23’ü lise kategorisinden olmak üzere toplam 100 filmin Festivale başvurduğunu, bu rakamın geçen yıllara göre çok yüksek olduğunu, ön elemenin Festival tarafından tamamlandığını ve jurinin kararının 12 Haziran Cuma günü yapılacak ödül töreninde duyurulacağını belirtti.

3. Fone Film Festival’inde ‘Uluslararası Yarışma Kategorisi’nde ön elemeden geçmiş filmleri Kıbrıs’lı Türk Sinema Yönetmeni Derviş Zaim, sanatçı Anber Onar, UKÜ İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Birsel Matara, kısa filmci ve gazeteci Vasvi Çiftçioğlu ile aktivist ve antropolog Olga Demetriou’dan oluşan jüri değerlendirecek. Liselerarası Yarışma Kategorisi’nde yarışan filmler ise, fotoğrafçı Cemal Özay, kısa filmci ve köşe yazarı Elvan Levent ve DAÜ İletişim Fakültesi RTVF Bölümü öğretim görevlisi Ahmet Goran’dan oluşan juri tarafından değerlendirilecek.
İlk günün Festival programında Anber Onar’ın açılış konuşması, özel gösterimler ve atölye çalışması yer aldı. Festivalin tamamen yarışma filmlerine ayrılmış ikinci gününde ise seyirci, filmciler, film meraklıları ve iki kategorinin Festival Jüri’leri yarışma filmlerini birlikte izleyecek. Jüri değerlendirmelerinin ardından saat 19:00’da İletişim Fakültesi Bahçesi’nde yapılacak ödül töreni ile Festival son bulacak. Festival ile ilgili detaylı bilgilere aşağıdaki linklerden ulaşılabiliyor.

http://fonefilmfest.emu.edu.tr/
https://www.facebook.com/groups/fonefilmfest

Konuyla ilgili festival komitesinden DAÜ İletişim Fakültesi öğretim görevlisi Ahmet Goran, Yrd. Doç. Dr. Pembe Behçetoğulları ve Radyo TV Sinema ve Gazetecilik bölüm başkanı Doç. Dr. Hanife Aliefendioğlu ile röportaj yaptık. Komite üyeleri geçen senelere göre katılımın artmasına ve her geçen yıl büyüyen bir festival olduğuna dikkat çektiler.

Fotoğraf Galerisi (Fırat Necati Güner)

Fotoğraf Galerisi (Çağlayan Dursun)

0 964

Söyleşi: Tuğçe Seren Karakoç
Reklam yazarlığı ile başlayan iş hayatına kitap yazarlığı ile devam eden genç bir yazar Hatice Üzgül. Birçok kişinin belki ilgisini bile çekmeyen efsaneler onun kitaplarının konusu oluyor. Kitaplarında efsaneleri anlatan ve neden efsaneler diye sorduğumuzda “Onlar eskimezler. Etkilerini yitirmezler. Dönem dönem unutulabilirler fakat yeniden gün yüzüne çıktıklarında ne kadar taze kaldıklarına şaşırırsınız.” cevabını verdi.

Hatice Üzgül reklam yazarlığından, edebi yazarlığa uzanan hikâyesini bizlere anlattı.

Bize biraz kendinizi tanıtabilir misiniz?
1980 yazında İstanbul’da doğdum. İstanbul Üniversitesi’ni bitirdikten sonra okuduğum branş olan reklamcılığa adım attım. Uzun yıllar reklam yazarı olarak büyük reklam ajanslarında çalıştım. Bir ara ödül bile kazandım. Fakat bu benim için vazgeçilmez bir sektör değildi. Biranda geride bıraktım. Şimdi ise Türk efsanelerini romanlaştırmak üzere yola çıkmış genç bir yazarım. Amacım kadim efsaneleri günümüz okuyucularının hayatında yeniden canlandırmak.

Ne zamandır edebiyatla ilgileniyorsunuz?
Bana göre hayatın içinde edebiyatla ilgilenmemek gibi bir durum söz konusu değildir. Edebiyatla çok küçük yaştan itibaren tanışılır. Ve bu durum herkes için geçerlidir. Okuma yazma bilmeyen biri bile, kulağına çalınan bir türkünün sözleriyle kendisinden geçiyorsa bu edebiyatın gücüdür. Bir anne beşiğindeki bebeğe her gece masal okuyorsa, o çocuk edebiyatla yoğruluyor demektir. Dolayısıyla bu sanata ilk olarak nasıl ilgi duyduğumu hatırlamıyorum. Fakat şunu çok iyi biliyorum, ilkokul sıralarından itibaren geniş bir kütüphane yaratmaya başlamıştım. Profesyonel olarak sektöre adımımı atmam ise, 2013’ün Kasım ayında ilk kitabım “Gece Yolcusu”nun basılmasıyla gerçekleşti.

Yazarlığa başlama hikâyeniz nedir? Bu oldukça cesaret isteyen bir şey olsa gerek.
Reklamcılık mesleğimi bir kenara bırakıp İstanbul’dan ayrıldıktan sonra Ankara’ya taşındım. Burada Avrasya Yazarlar Birliği Hikâye Atölyesi ile tanıştım. Bu benim için mesleki bir adım değildi o sıralar. Açıkçası kendime hobi arıyordum. Fakat sonrasında her şey hızlı gelişti. Bir de baktım, kurs bitmeden bir roman bir de öykü kitabı yazmışım. Bu kitapları yazmaktaki amacım, ödevini yapan bir öğrenci gibi öğrendiklerimi pekiştirmekti. Hocalarımın desteği nedeniyle dosyalarım yayınevlerine gitti. Yayınevlerinin ilgisi ise benim için güzel bir sürpriz oldu diyebilirim.

İlk başlarda hiç “Ben bunu yapamam, vazgeçiyorum.” dediğiniz oldu mu?
Hikâye atölyesine başlamadan önce yazarlık aklımın ucundan bile geçmezdi. Fakat başladıktan sonra “Yapamıyorum, vazgeçiyorum.” dediğim tek bir an dahi olmadı.

Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız? Kitap yazmanın sizin için bir sonu var mı?
Dört kitap yazdım, biri henüz basılmadı. İlk kitabım bir öykü kitabı olan “Gece Yolcusu”. Bu ilk kitabın hemen ardından, birkaç hafta sonra, “Efsanenin Adı Şahmeran” basıldı. Ardından “Lokman Hekim Efsanenin Nuru” isimli ikinci roman geldi. Üçüncü romanım “Efsanenin Ateşi Anka Kuşu” ise yolda. Şahmeran, Lokman Hekim ve Anka Kuşu bir üçleme serisi. Bu serinin ardından başka efsaneler de gelecek. Hazırda bekleyen birçok projem var.

Bence kitap yazmanın sonu elbette ki yok. Fakat ömrün bir sonu var. Tek bir hayatım mevcutken, hayata geçirmek istediğim bir sürü proje olması ilginç bir durum değil mi?

Reklamcılıktan yazarlığa geçişte zorlandınız mı?
Hayır, zorlanmadım. Çok kısa süre içinde dört adet kitap yazabildim.

Neden efsaneler? Kitaplarınızın konularına nasıl karar veriyorsunuz?
Efsaneler edebiyatın en sihirli ve en güçlü dallarından biridir. Anlatıldığı zamana ve mekana göre değişiklik gösterdikleri için ölümsüz eserlerdir. İlk ne zaman anlatıldığı bilinmez. En son ne zaman anlatılacakları da kestirilemez. Onlar eskimezler. Etkilerini yitirmezler. Dönem dönem unutulabilirler fakat yeniden gün yüzüne çıktıklarında ne kadar taze kaldıklarına şaşırırsınız. Ben efsanelerdeki bu gücü seviyorum. Dolayısıyla günümüzde de yaşatılması gerektiğini düşünüyorum. Biraz araştırma yapınca fark ettim ki, unutulmaya yüz tutmuş birçok efsanemiz var. Açıkçası onları yazmamak benim için büyük bir kayıp olurdu.

Oldukça genç bir yazarsınız. Sizin gibi genç yaşta bu alana yönelmek isteyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Bana göre ortalama bir yazarda olmazsa olmaz kurallar; çok okumak, Türkçeye hakim olmak, insanları iyi tanımak, duygularıyla yaşayıp duygularıyla yazmak, iyi bir kurgu yaratabilecek zeki olmak, yetenek, çalışkanlık ve bol bol sabır sahibi olmaktır. Ortalamanın üstünde bir yeteneğe sahip yazar adaylarına ise zaten bir şey demeye gerek yoktur.

Yazarın kitapları:

0 775

DAÜ İletişim Fakültesi, Radyo TV ve Sinema Bölümü (RTVF) tarafından 2012 yılında ilki düzenlenen Fone Film Festivali’nin üçüncüsü 11 Haziran 2015 Perşembe günü başlıyor. DAÜ Aktivite Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan festival iki gün sürecek. Festival, 12 Haziran Cuma günü saat 19:00’da İletişim Fakültesi’nde yapılacak ödül töreniyle sona erecek.

RTVF Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hanife Aliefendioğlu’nun verdiği bilgiye göre; Kıbrıs’ın kuzeyinde bir kısa film kültürü oluşturmak, kısa film yapmayı özendirmek amacıyla başlatılan festivalin yarışma bölümleri, ‘Liselerarası Kısa Film Yarışması’ ve 18 yaş üstü yetişkinlerin yarışmacı olabileceği ‘Uluslararası Kısa Film Yarışması’ kategorilerinden oluşuyor.

Her yıl bir tema ile ortaya çıkan Festival’in bu yılki teması “Benim Meselem”. Üç yıldır HALKBANK sponsorluğunda gerçekleştirilen Festival, hem Lise hem de Uluslararası kategorilerde yarışan kısa filmcilere, birincilik, ikincilik ve üçüncülük için para ödülü veriyor.

Bu yıl daha çok film yarışıyor!

Festival Komitesi’nden, RTVF Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Yetin Arslan, 23’ü lise kategorisinden olmak üzere toplam 100 filmin Festivale başvurduğunu, bu sayının geçen yıllara göre çok yüksek olduğunu, ön elemenin Festival tarafından tamamlandığını ve juri kararının 12 Haziran Cuma günü yapılacak ödül töreninde duyurulacağını belirtti.

3. Fone Film Festival’inde ‘Uluslararası Yarışma Kategorisi’nde ön elemeden geçmiş filmleri Kıbrıs’lı Türk Sinema Yönetmeni Derviş Zaim, sanatçı Anber Onar, UKÜ İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Birsel Matara, kısa filmci ve gazeteci Vasvi Çiftçioğlu ile aktivist ve antropolog Olga Demetriou’dan oluşan jüri değerlendirecek. ‘Liselerarası Yarışma Kategorisi’nde yarışan filmler ise, fotoğrafçı Cemal Özay, kısa filmci ve köşe yazarı Elvan Levent ve DAÜ İletişim Fakültesi RTVF Bölümü öğretim görevlisi Ahmet Goran’dan oluşan juri tarafından değerlendirilecek.

fff_program_son_uzun

0 835

Fotoğraf sanatçısı Buket Özatay’ın Lefkoşa Merkezi Cezaevi “Kadınlar Koğuşu”nda gerçekleştirdiği on aylık bir çalışma sürecinin sonucunda çekilen fotoğraflarından oluşan sergi ve kısa video gösterimi 10 Haziran 2015, Çarşamba günü (yarın) Naci Talat Vakfı’nda saat: 19.00’da açılacak.

Özatay’ın projesi, Lefkoşa Merkezi Cezaevi “Kadınlar Koğuşu” üzerine yapılan ilk belgesel fotoğraf çalışmasıdır. Sanatçı söz konusu serginin proje çalışmasıyla önce İtalya daha sonra İspanya’da ödüle layık görülmüştür.

Sergi küratörlüğünü Dilek Karaaziz Şener’in yaptığı etkinlik Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı-Tanıtma Dairesi, Kültür Dairesi, Naci Talat Vakfı ve Özatay Fotoğrafçılığın katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Özatay’ın “Benimle Birlikte Yürür Gökyüzü…” adlı fotoğraf sergisi ve kısa video gösterimi 10 Haziran 2015, Çarşamba günü Naci Talat Vakfı’nda saat: 19.00’da sanatseverlerle buluşacak. Sergi ve video gösterimi 25 Haziran 2015 tarihine kadar Pazartesi-Cuma 09:00-19:00, Cumartesi 09:00-14:00 saatleri arasında izlenebilecektir.

Serginin Fragmanı

0 1207

fff_2015_poster_tr_web

2012 yılından bu yana Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV ve Sinema (RTVS) Bölümü
tarafından düzenlenen Fone Film Festivali 11-12 Haziran 2015 tarihleri arasında DAÜ’de Aktivite Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Festival komitesinden verilen bilgiye göre kısa film yapmayı teşvik etmek ve ve Kıbrıs’ın kuzeyinde bir kısa film kültürünü yerleştirmek üzere başlatılan festivalin yarışma bölümü, lise ve 18 yaş üstü kategorilerinden oluşuyor. Lise kategorisinde yarışmaya katılanlardan fotoğraflarla bir öykü anlatmaları bekleniyor. Aynı zamanda uluslararası olan festivalin yarışma bölümünün 18 yaş üstü kategorisi ise toplam 10 dakikayı geçmeyen kısa filmler katılabiliyor.

Her yıl bir tema ile ortaya çıkan Festival’in bu yılki teması “Benim Meselem”. Üç yıldır Halkbank sponsorluğunda gerçekleştirilen festival, hem lise hem de uluslararası kategoride yarışan birinci, ikinci ve üçüncü filmler için para ödülü veriyor.

fff_2015_poster_eng_webFestival komitesi 20’si lise kategorisinden olmak üzere toplam 100 filmin başvurduğunu, bu sayının geçen yıllara göre çok yüksek olduğunu, ön elemenin tamamlandığını ve jurinin kararının 12 Haziran 2015 günü yapılacak ödül töreninde duyurulacağını belirtti. Üçüncü Fone Film Festival’inde lise kategorisinde 3 kişilik ve uluslararası kategoride 5 kişilik iki juri seçmeleri yapacak. Lise kategorisinde yarışan çalışmaları, fotoğrafçı Cemal Özay, köşe yazarı/yönetmen Elvan Levent ve DAÜ İletişim Fakültesi RTVS bölümü öğretim görevlisi Ahmet Goran’dan oluşan juri değerlendirecek. Uluslararası 18 yaş üstü kategorisindeki filmleri ise Kıbrıslı Türk Sinema Yönetmeni Derviş Zaim, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Birsel Matara; gazeteci/yönetmen Vasvi Çiftçioğlu; aktivist ve antropolog Olga Dimitriou ile sanatçı Anber Onar değerlendirecek.

Fone Film Festivali’nin açılışı 11 Haziran 2015 tarihinde saat 13.45’te DAÜ Aktivite Merkezi Aktivite Salonu’nda gerçekleşecek. İlk gün açılış konuşmaları, özel gösterimler ve atölye çalışmaları yer alacak. İkinci gün ise yarışmaya katılan filmler izlenecek, jüri değerlendirmesinin ardından ödül töreni gerçekleşecek.

Festivalin tanıtım videosu:

fonefilmfest.emu.edu.tr
facebook.com/groups/fonefilmfest/

1 1248
Haber ve Fotoğraflar: Engin Aluç

Yönetmenliğini Mert Yusuf Özlük’ün yaptığı Sera adlı kısa film 3. Yeşil Barış Hareketi Kısa Film Yarışması’nın en iyi filmi seçildi. Film ekibinin tamamı DAÜ öğrencilerinden oluşuyor. DAÜ İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Özlük, 2013 yılında aynı film ile Yeşil Kamera Uluslararası Kısa Film Yarışması ikinciliğine layık görülmüştü.

mertodulEn iyi film Sera’nın yönetmeni Mert Yusuf Özlük ödülünü alırken heyecanlı anlar yaşadı

Benim için tüm filmler birinci

Yeşilçam sinemasının usta oyuncusu Ediz Hun, gecede yaptığı konuşmada tüm insanların özünün sevgi olduğunu ve doğayı sevgi ile koruyabileceğimizi vurguladı. Yarışmada dereceye giren filmlerin hepsini birinci olarak gördüğünü, bundan sonraki yarışmalarda da daha güzel filmlerin yapılacağına inandığını belirtti.

edizhun
Yeşilçam oyuncusu ve uzman ekolog Ediz Hun

Gecenin ana sponsorluğunu Limasol Türk Bankası üstlenirken diğer sponsorlar ise Innovia Digital, Malpas ve MTSTur’du. Yarışmada birinciye 5bin TL, ikinciye 4bin TL, üçüncüye 3bin TL para ödülü verildi. Jüri özel ödülü ise 1500 TL’ydi. Jüri özel ödülü de DAÜ öğrencilerinden Ümit Emir’in oldu. Ayrıca dereceye giren tüm filmlere kristal şilt verildi.

Gecenin en iyi filmi Sera’nın künyesi:

Yönetmen: Mert Yusuf Özlük
Sanat Yönetmenleri: Emine Bayır, Buse Taş
Görüntü Yönetmeni: Arınç Arısoy
Senaryo: Ümit Akdeniz, İsmet Egemen Aydın

 

Gecenin sonunda duygulu anlar:

yesilbarishareketitoplufoto
Yarışmada dereceye giren filmlerin yönetmenleri, Yeşil Barış Hareketi ekibi ve jüri üyeleri.
Yeşil Kamera Uluslararası Kısa Film Yarışması'nda DAÜ öğrencileri bir birincilik bir de ikincilik ödülü almışlardı
2013 yılında Yeşil Kamera Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda DAÜ öğrencileri bir birincilik bir de ikincilik ödülü almışlardı

Twitter’da Yeşil Barış Hareketi 3. Kısa Film Yarışması

Haber: Eser Karataş/Fotoğraf: Mert Yusuf Özlük

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü  İtalyan fotoğraf sanatçısı Brunella Longo’yu ağırladı. İtalya’daki Cassino Çağdaş Sanat Müzesi’nin yöneticiliğini yapan sanatçının fotoğraf seçkilerinden hazırlanan bir slayt gösterimi ve söyleşi yapıldı.  DAÜ İletişim Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Ümit İnatçı’nın ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Sözen’in de katıldığı söyleşide Longo’nun İtalyanca’dan çevirmenliğini yine Doç. Dr. Ümit İnatçı yaptı.

brunella_toplu_foto

Longo fotoğraf geçmişine ilk olarak analog fotoğraf makinesi kullanarak başladığını ve zaman içinde sanatsal bir tarz geliştirdiğini belirti. Fotoğraflarını, ressamların çizim tekniğinden esinlenerek yarattığını söyleyen Brunella,  yaptığı işte hayal gücünün ve odaklanmanın önemli olduğunu belirti. Bir eskiz yaratıp onun üstüne kompozisyonu oturttuğunu ve  çalışmalarının on yıllık bir birikimin sonucunda ortaya çıktığını söyledi. Rönesans dönemi filozoflarının fikirlerinin bir yansıması olarak gördüğü eserlerinde ‘HUMUS’un yani toprağın, kendine esin kaynağı olduğunu söyledi. Çalışmalarının genelde mistik bir yönü olduğunu söyleyen Longo, hiçbir çalışmasının dijital olmadığını, hepsinin analog olarak çekildiğini, daha sonradan dijitalleştirilip farklı görsellerle birleştirilmesi ile oluşturulduğunu belirti. İki farklı fotoğrafın dijital ortamda üst üste konulması ile bu eserlerin ortaya çıktığı söyledi.

Sanatçı dünyanın farklı ülkelerine seyahat ederek “medeniyet olmayan yerleri” bulup oraların fotoğraflarını çekmenin kendini cezbettiğini belirti. Ayrıca gerçekçi şeylerin içine, ruhâni şeyler katmayı sevdiğini söyleyen sanatçı, insan davranışlarını inceleyip onları da karelemekten büyük haz aldığını belirtti.

Sergi 29 Haziran’a kadar açık

Günümüz gezgin fotoğrafçılığının en yetkin temsilcileri arasında sayılan İtalyan sanatçı Brunella Longo’ nun “Art-Emide” isimli sergisi 29 Haziran’a kadar Girne Art Rooms sanat galerisinde izlenebilir.  Sanatçının 2011-2015 arası çalışmalarının seçkisinden oluşan sergide, gizem ve dramın eşleştirildiği egzotik imgelem ağırlıklı fotoğraflarının her biri şiirsel bir görselliği içeriyor. Sanatçının, bilgi, denge, sezgi ve gözlemle yaratığı gerçek ötesi alanların her biri, içsel bir dinginlik hissiyle izleyiciyi içine alan bir maceraya dönüşüyor.

Twitter’da Brunella Longo

 

0 811
Haber: Bahadır Konuk / Fotoğraf: Uğurcan Taşdelen

Ünlü tiyatrocu Nilgün Belgün, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Müzikal Topluluğu’nun Dünya Tiyatrolar Haftası nedeniyle düzenlediği 5. Müzikal Şenliği kapsamında 25 Mart 2015 tarihinde Rauf Raif Denktaş Kültür ve Kongre Sarayı’nda iki perdelik Aşk ve Komedi adlı müzikal oyunu sahneledi.

Oyun öncesinde seyirciyle diyalog kuran Belgün, DAÜ’de sahne almaktan gurur duyduğunu, heyecanlı ve çok mutlu olduğunu belirtti. Tiyatro oyununa 900 kişiden fazla katılım vardı.

Nilgün Belgün, “İçimdeki Kadın Aşk ve Komedi” isimli kitabından sahneye uyarlanan oyunda, kendi hayat hikâyesini şarkılar ve danslarla içten bir dille anlattı.

Tiyatroculuğa nasıl başladığını, kimlerin meslekte kendisinin elinden tuttuğunu, meslekte nasıl yükseldiğini ifade eden Belgün, Metin Akpınar ve Ali Poyrazoğlu gibi ustalarla çalışmanın kendisini çok geliştirdiğini söyleyerek, bu ustalara duyduğu derin minnettarlığı da dile getirdi.