Manşet Haber
Featured posts

0 1271
Söyleşi: Mustafa Baflı

Aynı Gökyüzü Altında filmin ismi. Öylesine konulmuş bir isim değil ancak bu. Afişte de yazdığı gibi hür, özgür ve kardeşcesine yaşamak için konuldu filmin ismi. Caney Göray’ın yönettiği kısa filmin galası Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi’nde 20 Mayıs 2015’te yapıldı. Mor Salonda görücüye çıkan filmin konusu LGBT üyeleri.

Caney Göray 1991 Gazimağusa doğumlu. Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV Sinema bölümünden birincilik ile mezun oldu. Şu an yine İletişim Fakültesi Dijital Medya ve Film bölümünde yüksek lisansına devam ediyor. Göray ile yaptığımız söyleşide bize filminin ve LGBT bireylerin hikayesini anlattı.

caneyafisAynı Gökyüzü Altında Kısa filminin hikayesini öğrenebilir miyiz ?
Bu filmi yapmak hep hayalimdi. Fırsat geçmişken elime bunu yapmam gerektiğini düşündüm.  Çok sevdiğim bir insan için bunu yapmayı hep istemiştim ve sonunda oldu. Çok da güzel oldu sanırım. Çok zordu çünkü maalesef bu konu ülkemizde halen çok gizlenen, saklanan bir konu. O yüzden onları tam olarak göstermeden ama tamamen saklamadan da anlatmak için çok çabaladım. Doğayla, mekanla iç içe, duygularla onların hayatını anlatmaya ve aktarmaya çalıştım. Filmde 3 Ana karakter var. Her birinin ayrı yaşadıkları zorlukları ve hak ettikleri hayat için ne kadar çabaladıklarını görüyoruz. Her birinin çok değerli, çok güzel mesajlarıyla, dolu bir kısa film oldu. Filmin süresi de 28 dakika.

Bu filmin ardından size gelen tepkiler nasıl oldu ?
Geri dönüşler müthiş oldu.  Onları tanımak,onların içine girmek, onlarla yaşamak paha biçilemezdi benim için. En güzeli de onlarla beraber birçok insanı daha tanımak. O güzel insanların bana benden çok inanması ve başarmamı sağlaması. Bana her defasında dedikleri şey ‘’sen bizim için bunu yapıyorsan biz senin için her şeyi yaparız.’’  Film bittikten sonra, bana söyledikleri, onların mutluluğu hiçbir şeye değişilmezdi. İzleyen herkesin tepkileri beni çok mutlu etti. İnanılmaz güzel yorumlar aldım. Hiç tanımadığım bir sürü insanla tanıştım ve bir sürü insandan yorum aldım. İşte şimdi o yüzden amacıma sanırım ulaştım diyebiliyorum.

LGBT üyelerinin toplum tarafından kabullenilmesi sürecinin hızlandırılması için neler yapılabilir?
Maalesef bu süreç çok yavaş gelişiyor. Kıbrıs küçük bir yer ve insanlarımız hep, “aman o ne dieyecek aman bu ne diyecek” kafasında olduğu için, halen çok sınırlı kafa yapısında. O yüzden bu süreç maalesef çok durgun. Bunun için önce ilk temel aile. Aileler önce çocuklarına destek olursa, toplumda destek olur. Aileler çocuklarına bu şeyin hastalık olmadığını, herkesin insan olduğunu, eşit bir hayata sahip olması gerektiğini anlatırsa bu ailelerden, çocuklardan yavaş yavaş topluma yayılacak ve toplum yapısı da değişmeye başlayacak. Tabi ki bunun yanında devletin de bu insanlara desteği önemli. Bu insanların da herkes gibi her şeyde hakları olmalı. Devlet de desteğini gösterse zaten kabullenme süreci böyle böyle çabuklaşır.

LGBT üyelere saygı duyuyorum, hak vermek gerekir, yapacak bir şey yok gibi kelimelerle yanaşılması toplum içinde ayrımı en baştan yaratmaz mı ?
En başta ayrımı maalesef böyle yaklaşımlar başlatır. Hani uzaktan herkese bir şeyler hakkında yorum yapmak kolay gelir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın hesabı. Ama bu durum, bu insanların varlığı her gün giderek artıyor ve herkesin etrafında, çevresinde, ailesinde olabilir.  İşte o yüzden insanlar “insanca” düşünüp desteğini, anlayışını gerçekte, isteyerek ve tamamen göstermeli. Söz ile hiç kimse kimseye destek olamaz ve hiçbir şey yapılamaz. O yüzden de bu sözleri aktarmaktan çok bunları aktifleştirmek burada en önemli.

Kıbrıs’ta yaşayan insanların bakışı ne?
Dediğim gibi Kıbrıs küçük bir yer ve bizde yabancı ülkelerde olduğu gibi bir gelişme, anlayış ve destek yok bu insanlara. Biz burada onlara desteği geçtim tam tersi hatta daha da kötüye sürüklediğimiz bir hayat yaşatıyoruz. Maalesef kısıtlılar burada. Umarım en kısa zamanda önce aileler, sonra toplum daha anlayışlı hale gelir ve herkesin eşit bir yaşam hakkına sahip olması gerektiğini anlar.

Bu konuda sizden başka projeler de görecek miyiz?
Bu konuda başka projem oldu. Bu filmle aynı dönemde, aynı ay içinde yaptığım bir de kamu spotum var. Bundan sonra da daha olabilir tabi neden olmasın. Onlara karşı sevgimi, saygımı, desteğimi gösterebilmek için, insanların bilincini artırabilmek için  farkındalık yaratmak için daha çoklarını yapmayı isterim.

Caney Göray SİM TV’de yayınlanan Haftasonu Ekspresi programına konuk oldu

0 654

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde (DAÜ) Uluslararası Yaz Okulu Tanıtım ve Teşekkür Toplantısı gerçekleştirildi. DAÜ Senato Odası’nda, 12 Haziran 2015 Cuma günü, saat 16:00’da gerçekleştirilen tanıtım ve teşekkür toplantısı ile şeffaf ve hesap verilebilirlik ilkesine uygun olarak Uluslararası Yaz Okulu’nda neler yapılacağı ve nasıl bir yol izleneceği hakkında personele bilgilendirme yapıldı.

DSC_3440
Ulaş Gökçe’nin bilgilendirme sunumu senato odasında gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Necdet Osam: “DAÜ Güçlü Bir Üniversitedir.”
Toplantıya katılarak bir konuşma yapan DAÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Necdet Osam, göreve geldikleri ilk günden itibaren iyi bir ekip kurarak, DAÜ mevzuatları ve genel prensipleri çerçevesinde çalıştıklarını ve tüm yapılan işlerin kayıt altına alındığını kaydetti. Uluslararası Yaz Okulu ile ilgili her türlü bilgiye ve tüm detaylara dileyen herkesin ulaşabildiğini aktaran Prof. Dr. Osam, “DAÜ güçlü bir üniversitedir. Kararlı ve güçlü insanların, insan sevgisinin olduğu her yerde başarı elde edilir. Biz de bu bilinçle hareket ediyoruz. Yaptığımız her işi doğru yapacağız, doğru bilgi paylaşarak, insanca davranacağız ve birlikte başaracağız.” diyerek, Uluslararası Yaz Okulu’na katkı koyan herkese teşekkürlerini iletti.

DSC_3432
DAÜ Tanıtım İşleri’nden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Amca

Prof. Dr. Hasan Amca: “Uluslararası Yaz Okulu Büyük Bir Tanıtım Kampanyasıdır.”
DAÜ Tanıtım İşleri’nden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Amca ise, Uluslararası Yaz Okulu’nun kendi kendini finanse eden büyük bir tanıtım kampanyası olduğunu dile getirerek, birçok farklı coğrafyaya ulaştıklarını ve değişik coğrafyalardan gelen öğrencilerin DAÜ’ye hayran kalarak üniversite eğitimleri için kayıt yaptıranlar olduğunu vurguladı. Bu yılki Yaz Okulu süresince 1000 – 1500 civarında yabancı öğrenciyi DAÜ Uluslararası Yaz Okulu’nda ağırlamayı planladıklarını kaydeden Prof. Dr. Amca, yaz aylarında kullanılmayan Üniversite kaynaklarının da böylece verimli hale getirildiğini ve tüm bunlar yapılırken şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleri çerçevesinde herşeyin kayıt altına alındığını söyledi.

Prof. Dr. Amca ve Prof. Dr. Osam’ın konuşmalarının ardından DAÜ Tanıtım İşleri’nden Sorumlu Rektör Yardımcılığı’na bağlı Uluslararası Yaz Okulu Koordinatörü Ulaş Gökçe, yaz okuluyla ilgili bir sunum yaparak toplantıya katılanlara geniş bilgi verdi. DAÜ Uluslararası Yaz Okulu yaz döneminde farklı ülkelerden gelen 12 yaş üstü kişilere kısa dönem akademik program sunuyor. 2 haftadan 4 aya kadar farklı zaman dilimlerinde katılımcılara DAÜ’de var olan tüm eğitim programlarında talepleri doğrultusunda akademik dersler verilecek. Sabah saatlerinde gerçekleştirilen dersler sonrasında, öğrenciler kendileri için hazırlanan eğlence programlarına, sosyal aktivitelere ve DAÜ Deniz Tesisleri’ndeki etkinliklere katılıyorlar. Çok kültürlü gecelerin de organize edildiği Uluslararası Yaz Okulu kapsamında şehir turları da gerçekleştirilerek, yabancı öğrencilerin Kıbrıs kültürünü yakından tanımalarına imkan veriliyor. Eylül ayı sonuna kadar devam edecek olan DAÜ Uluslararası Yaz Okulu’na Haziran ayı içerisinde şu ana kadar 150’ye yakın öğrenci katılarak, hem eğitim programlarından yararlanmış ve hem de gerçekleştirilen etkinliklerle yaz mevsiminin keyfini yaşamışlardır.

Ulaş Gökçe’nin bilgilendirme sunumunun ardından DAÜ Uluslararası Yaz Okulu’na katkıda bulunan personele Prof. Dr. Osam ve Prof. Dr. Amca tarafından teşekkür belgesi takdim edildi. Uluslararası Yaz Okulu Tanıtım ve Teşekkür Toplantısı verilen kokteylin ardından sona erdi.

1 1001
Haber: Tuğçe Seren Karakoç, Fotoğraflar: Çağlayan Dursun

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), İletişim Fakültesi’nin Halkbankası sponsorluğunda bu yıl üçüncüsü düzenlediği FoneFilmFestivali muhteşem bir finalle son buldu.

Mutaz_Qanabita_uluslararasi_kategori_mansiyon_odulu
Mutaz Qanabita Uluslararası Kategori mansiyon ödülü
Onur_Cinar_uluslararasi_kategori_ikincisi
Onur Çınar, Uluslararası Kategori üçüncüsü

Festivalin jüri üyeliğini, Uluslararası Kategori’de Kıbrıslı Türk Sinema Yönetmeni Derviş Zaim, sanatçı Anber Onar, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Birsel Matara, kısa filmci ve gazeteci Vasvi Çiftçioğlu ile aktivist ve antropolog Olga Demetriou üstlendi.

arastirma_gorevliler
İletişim Fakültesi Araştırma Görevlileri

Liselerarası Kategori’de ise filmleri DAÜ İletişim Fakültesi RTVS bölümü öğretim üyesi Mashoed Bailie, kısa filmci ve köşe yazarı Elvan Levent ve DAÜ İletişim Fakültesi RTVF bölümü öğretim görevlisi Ahmet Goran’dan oluşan jüri değerlendirdi.

Festivalde uluslararası kategoride Soner Sert Ses filmiyle birinci, Deniz Özden Bir Maç Günlüğü adlı filmi ile ikinci oldu.  Soner Sert aynı zamanda Burdayım Burdayım adlı filmiyle üçüncülük ödülünü, Onur Çınar’ın yönettiği We are Watching filmiyle paylaştı.  Ayrıca Elvan Toprak; Yusuf, İbrahim Eren;Cızırtı, Mutaz Qanabita; Beauty of the Sea (Denizin Güzelliği) filmleriyle jüri özel ödülü aldılar.

gorevli_ogrenciler
Festivalde görev alan İletişim Fakültesi öğrencilerine ve Sinema Kulübü üyelerine de sertifika verildi

Lise kategorisinde ise Oğuzhan Çakmak ve Bedirhan Atlıhan Darağacı filmiyle birinci, Zeynep Naz Ercan Döngü filmiyle ikinci olurken, Yusuf Faruk Tunç ise Komşu filmiyle üçüncü oldu. Festivalde ödül kazanan ve ödül törenine katılamayan yarışmacıların ödüllerinin en kısa sürede ulaştırılacağı açıklandı.

Ödül töreninde festivale katkı koyan İletişim Fakültesi ve Sinema Klubü üyelerine de sertifika verildi.

 

1 740
ozgurkarakaya
Özgür Karakaya

Özgür Karakaya’nın yazısı
Fotoğraf: Eser Karataş

“Her zaman düşünceli olun. Çünkü karşılaştığınız herkes, inanın en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor. Her insan kendi içinde savaş veriyor ve bir çözüm bekliyor” Platon

Zaman, bir kuşa benzer. Kanatlarında renkleri de taşır. Alınıp satılamayan, depolanamayan ve değiştirilemeyendir. Antik Yunan-Roma döneminin anlayışına göre de zaman döngüsel ve süreklidir.

İnsanlar da izini saç, sakal, tüy, kırışıklık, eşyalarda ise toz olarak bırakandır. Anların birikip oluşturduğu okyanustur. Duvara atılan çentiklerin de efendisi olur. Kavramayı ve alışmayı da sağlamaktadır. Bir kadının gözyaşlarının makyajının üzerinden akışıdır.

Saçları beyazlatan, deneyimleri de biriktiren, boyu da uzatmaktadır ve geçtikçe geç kalınandır zaman. Ömür taksimetresi gibidir. Takvim gibi durmamaktadır.

Boşa giden zamansa, yaşamın içinden kopmuş, işe yaramayan bir parça gibidir. Yaşamımızda zamanı ne kadar verimli kullanırsak yaşam için de o kadar birikim yapmış oluruz.

İnsanın verimli çalışması da çalışma zamanın insana uygun olmasıyla mümkündür . 8 saat çalışma, 8 saat sosyal yaşam ve 8 saat uyuma bilime göre insana en uygun zaman dilimleridir. İnsanın en değerli cevheri de zaman ve emeğidir.

Mesafeyi ölçmek için de kullanılan bir ölçektir zaman. Doğum ve ölüm arasında da yerini almaktadır.Tarih ve saat bilgileri ışığında konuşmaktır ve enerjiyi de beraberinde getirir. Bilinen bilgilerin belleklerden silinmesidir. Bilinen varlığın da bilinmez oluşunu getirmektedir zaman.

Algıya ve ortama göre de farklılık gösterebilir. Kimyasal olayların bütününü de kapsamaktadır. Zaman, durmayan, yorulmayan, ilerleyen ve ele avuca sığmayan bir kavramdır. Geleceğe doğru da farklı hızlarda kesintisiz ilerlemektedir.

Sürekli bir devinim, hareket halinde oluşu getirmektedir. Dostluğun, yoldaşlığın da ölçüsüdür. Dostlarınızla da yollarınızın ayrılması ve kesişmesidir. Yıpranan bedenlere inat başlangıçtaki heyecanın hissedilmesindeki mutluluktur zaman.

Fedakarlığın, ihanetin ve sevginin de ölçüsüdür. Yaşama tutunma görevidir. Bir insanın bir insana verebileceği en güzel hediye de ona ayırabileceği zamandır. Şairlere ilham vererek içinde de bir çok anlamı taşımaktadır. Kalıcı olmayan hareketleri de unutturan , büyük işleri de ölümsüz kılandır zaman. Can Yücel’in de dediği gibi “Zamanımız ne kadar azsa yapacak işler çoktur” diyerek yazımızı noktalayalım.

Özgür Karakaya‘ya ulaşın

0 887
Video: Fırat Necati Güner

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen FoneFilmFestivali’nin açılış töreninin en renkli anları koro şefi Erkan Dağlı’nın sürprizi oldu. Açılış konuşmalarının yapılıdığı esnada salona giren koro üyeleri akapella (enstrumansız) ve piyano eşliğinde çok sesli eserler seslendirdiler. Oskay Hoca’nın düzenlemesini yaptığı iki eser “Kızılcıklar Oldu mu?” ve “Hanaylar Yaptırdım Döşetemedim” şarkılarının ardından Kıbrıs ezgilerinden “Vapurum Üç Borulu” ve “Münüsem” konserde seslendirilen eserler oldu. Halk müziği eserlerini çok sesli olarak yorumlayan koronun tüm koristleri DAÜ Müzik Öğretmenliği Bölümü öğrencilerinden oluşuyor.

 

3. Fone Film Festivali
Fotoğraflar: Fırat Necati Güner ve Çağlayan Dursun - Video Röportaj: Fırat Necati Güner

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi, Radyo TV ve Sinema (RTVF) Bölümü tarafından 2012 yılında ilki düzenlenen Fone Film Festivali’nin üçüncüsü 11 Haziran 2015 Perşembe günü görkemli bir törenle başladı. Açılış konuşmasını komite üyelerinden ve RTVF Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Yetin Arslan’ın yaptığı törenin davetli konuşmacısı aynı zamanda festivalin jüri üyelerinden olan Anber Onar’dı.

DAÜ Aktivite Merkezi’nde gerçekleştirilen festival 12 Haziran Cuma günü İletişim Fakültesi bahçesinde yapılacak ödül töreniyle sona erecek.

Festivalin tanıtım videosu

DAÜ RTVF Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hanife Aliefendioğlu’nun verdiği bilgiye göre; Kıbrıs’ın kuzeyinde bir kısa film kültürü oluşturmak, kısa film yapmayı özendirmek amacıyla başlatılan festivalin yarışma bölümleri, ‘Liselerarası Kısa Film Yarışması’ ve 18 yaş üstü yetişkinlerin yarışmacı olabileceği ‘Uluslararası Kısa Film Yarışması’ kategorilerinden oluşuyor.

Her yıl bir tema ile ortaya çıkan Festival’in bu yılki teması “Benim Meselem”. Üç yıldır HALKBANK sponsorluğunda gerçekleştirilen Festival, hem Lise hem de Uluslararası kategorilerde yarışan kısa filmcilere, birincilik, ikincilik ve üçüncülük için para ödülü veriyor.

Bu yıl daha çok film yarışıyor!

Festival Komitesi’nden, RTVF Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Yetin Arslan, 23’ü lise kategorisinden olmak üzere toplam 100 filmin Festivale başvurduğunu, bu rakamın geçen yıllara göre çok yüksek olduğunu, ön elemenin Festival tarafından tamamlandığını ve jurinin kararının 12 Haziran Cuma günü yapılacak ödül töreninde duyurulacağını belirtti.

3. Fone Film Festival’inde ‘Uluslararası Yarışma Kategorisi’nde ön elemeden geçmiş filmleri Kıbrıs’lı Türk Sinema Yönetmeni Derviş Zaim, sanatçı Anber Onar, UKÜ İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Birsel Matara, kısa filmci ve gazeteci Vasvi Çiftçioğlu ile aktivist ve antropolog Olga Demetriou’dan oluşan jüri değerlendirecek. Liselerarası Yarışma Kategorisi’nde yarışan filmler ise, fotoğrafçı Cemal Özay, kısa filmci ve köşe yazarı Elvan Levent ve DAÜ İletişim Fakültesi RTVF Bölümü öğretim görevlisi Ahmet Goran’dan oluşan juri tarafından değerlendirilecek.
İlk günün Festival programında Anber Onar’ın açılış konuşması, özel gösterimler ve atölye çalışması yer aldı. Festivalin tamamen yarışma filmlerine ayrılmış ikinci gününde ise seyirci, filmciler, film meraklıları ve iki kategorinin Festival Jüri’leri yarışma filmlerini birlikte izleyecek. Jüri değerlendirmelerinin ardından saat 19:00’da İletişim Fakültesi Bahçesi’nde yapılacak ödül töreni ile Festival son bulacak. Festival ile ilgili detaylı bilgilere aşağıdaki linklerden ulaşılabiliyor.

http://fonefilmfest.emu.edu.tr/
https://www.facebook.com/groups/fonefilmfest

Konuyla ilgili festival komitesinden DAÜ İletişim Fakültesi öğretim görevlisi Ahmet Goran, Yrd. Doç. Dr. Pembe Behçetoğulları ve Radyo TV Sinema ve Gazetecilik bölüm başkanı Doç. Dr. Hanife Aliefendioğlu ile röportaj yaptık. Komite üyeleri geçen senelere göre katılımın artmasına ve her geçen yıl büyüyen bir festival olduğuna dikkat çektiler.

Fotoğraf Galerisi (Fırat Necati Güner)

Fotoğraf Galerisi (Çağlayan Dursun)

1 872

Eser Karataş’ın yazısı

KKTC’de son 8 yılda meydana gelen 2 bin 255 iş kazasında, 2 bin 213 kişi yaralanırken, 55 kişi de hayatını kaybetti. Önleyici yasa var, denetim ve uygulamada çok gerideyiz. KKTC’de meydana gelen iş kazalarının bir türlü önüne geçilemiyor. Çalışma Dairesi’nden alınan veriler acı tabloyu ortaya çıkardı. Son yılda toplam 2 bin 255 iş kazası meydana gelirken bu kazaların 55’i ölümle sonuçlandı. 

İş kazası değil cinayet!

10 Haziran 2015 tarihinde Gazimağusa’da özel bir hastanenin yanında inşaat iskelesinin çökmesi sonucu ağır yaralanan işçilerden 41 yaşındaki Mehmet Çetrez hastanede hayatını kaybetti. Bu kaza yine akıllara “iş kazası mı, iş cinayeti mi?” sorusunu getirdi.

is-kazasi-kader-mi-216939İnşaat sektörü ölüm saçıyor

İstatistikler, ölümle sonuçlanan iş kazalarının yüzde 41’nin inşaat sektöründe meydana geldiğini gösteriyor. 55 ölümlü iş kazasının 23’ü inşaat sektöründe meydana geldi. Çalışma Dairesi Müdürlüğü tarafından tahkikatı yapılan iş kazaları istatistikleri verilerine göre en fazla ölümlü iş kazalarının “yüksek yerden düşme” sonucu yaşanması dikkat çekti.

Gerekli önlemlerin alınmaması ve işçi güvenliğinin sağlanamaması nedeniyle son 3 yıl içerisinde 7 kişi inşaat sektöründeki çalışmalar sırasında hayatını kaybetti.
Öte yandan tarım, avcılık ve ormancılık alanında meydana gelen kazalarda 3 kişi, imalat sektöründeki kazalarda 3 kişi, toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıt, ev eşyaları tamiri alanında meydana gelen kazalarda 3 kişi, ulaştırma, depolama ve haberleşmede 1 kişi, gayrimenkul, kiralama, iş faaliyetleri alanında ise 1 kişi hayata veda etti.

Denetlemeler yetersiz

İş sağlığı ve iş güvenliği konusunda yasa olmasına rağmen bu yasa tam anlamıyla uygulanamıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ölümlü iş kazalarının önüne geçmek için önlemler paketi adı altında bir çalışma yaptığı öğrenildi. Bu doğrultuda devlet ihalelerine başvuran şirketlerden artık iş güvenliği ve iş sağlığı kurallarına uyduklarına dair belge istenecek.

0 1426
Haber ve Fotoğraf: Kaan Töngelci

Gazimağusa’da özel bir hastanenin yanında inşaat iskelesi çöktü.  16:30’da meydana gelen olayda yaralı işçiler, diğer işçilerin yardımı ile çıkarıldı.

Mağusa Polis Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, kaza iskele demirlerinin çökmesi sonucunda meydana geldi. Kaza sonucunda, binanın dış cephe boyasını yapmak üzere orada bulunan işçilerden Mehmet Çetrez ve Rüstem Razilolov isimli işçiler yaralanarak hastaneye kaldırılırken, yaralılardan 41 yaşındaki Mehmet Çetrez hastanede hayatını kaybetti.

Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.

Fotoğraf Galerisi

 

Sosyal Medya’dan:

KKTC’de İş GüvenliğiGözlerimizin önünde beş katlı bir inşaatın iskeleti çöktü, üzerinde çalışan iki tane işçi kardeşim…

Posted by Ramazan Aykut Uzun on 10 Haziran 2015 Çarşamba

 

0 621

logoUluslararası İletişim Medya Teknoloji ve Tasarım konferansı 16-18 Mayıs 2015 tarihleri arasında Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri’nde gerçekleştirildi. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen konferansa çeşitli ülkelerden katılımcılar araştırmalarını sunma fırsatı buldular.

umitinatci
Çağrılı konuşmacılardan    Doç. Dr. Ümit İnatçı

32 ülkeden 120 katılımcı
Konferansı düzenleyen ICCMTD (International Conference on Communication Media Technology and Design)
koordinatörü ve DAÜ İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Agah Gümüş konuyla ilgili yaptığı açıklamada konferansta 32 ülkeden 120 katılımcının bulunduğunu ve toplam 30 oturumun gerçekleştiğini, özellikle Doç. Dr. Ümit İnatçı’nın “İletişim ve Sanat” konulu sunumunun katılımcıların dikkatini çektiğini dile getirdi.

Vicki_Mayer
Çağrılı konuşmacılardan     Vicki Mayer (ABD)

ABD’den Vicki Mayer, Belçika’dan Nico Carpentier ve Kuzey Kıbrıs’tan Doç. Dr. Ümit İnatçı’nın çağrılı
konuşmacı olarak katıldıkları konferans 3 gün boyunca devam etti.

DAÜ tanıtıldı
ICCMTD konferansının açılış oturumunda detaylı olmak üzere her oturum başlangıcında Doğu Akdeniz Üniversitesi katılımcılara tanıtıldı ve bu tanıtımlar neticesinde DAÜ’ye yoğun ilgi gösterildi.

Nico_Carpentier
Çağrılı konuşmacılardan    Nico Carpentier (Belçika)

Çağrılı konuşmacılardan DAÜ İletişim Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Ümit İnatçı bu tarz konferansların, akademisyenler ve üniversitelerin uluslararası düzlemde görünür olmasını sağlayan önemli etkinlikler olduğuna dikkat çekti.

Bir sonraki konferans DAÜ’de
Konferans koordinatörü Doç. Dr. Agah Gümüş’ten aldığımız bilgiye gore katılımcıların talebi üzerine bir sonraki konferansın DAÜ’de yapılması planlanıyor.

0 769

DAÜ İletişim Fakültesi, Radyo TV ve Sinema Bölümü (RTVF) tarafından 2012 yılında ilki düzenlenen Fone Film Festivali’nin üçüncüsü 11 Haziran 2015 Perşembe günü başlıyor. DAÜ Aktivite Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan festival iki gün sürecek. Festival, 12 Haziran Cuma günü saat 19:00’da İletişim Fakültesi’nde yapılacak ödül töreniyle sona erecek.

RTVF Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hanife Aliefendioğlu’nun verdiği bilgiye göre; Kıbrıs’ın kuzeyinde bir kısa film kültürü oluşturmak, kısa film yapmayı özendirmek amacıyla başlatılan festivalin yarışma bölümleri, ‘Liselerarası Kısa Film Yarışması’ ve 18 yaş üstü yetişkinlerin yarışmacı olabileceği ‘Uluslararası Kısa Film Yarışması’ kategorilerinden oluşuyor.

Her yıl bir tema ile ortaya çıkan Festival’in bu yılki teması “Benim Meselem”. Üç yıldır HALKBANK sponsorluğunda gerçekleştirilen Festival, hem Lise hem de Uluslararası kategorilerde yarışan kısa filmcilere, birincilik, ikincilik ve üçüncülük için para ödülü veriyor.

Bu yıl daha çok film yarışıyor!

Festival Komitesi’nden, RTVF Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Yetin Arslan, 23’ü lise kategorisinden olmak üzere toplam 100 filmin Festivale başvurduğunu, bu sayının geçen yıllara göre çok yüksek olduğunu, ön elemenin Festival tarafından tamamlandığını ve juri kararının 12 Haziran Cuma günü yapılacak ödül töreninde duyurulacağını belirtti.

3. Fone Film Festival’inde ‘Uluslararası Yarışma Kategorisi’nde ön elemeden geçmiş filmleri Kıbrıs’lı Türk Sinema Yönetmeni Derviş Zaim, sanatçı Anber Onar, UKÜ İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Birsel Matara, kısa filmci ve gazeteci Vasvi Çiftçioğlu ile aktivist ve antropolog Olga Demetriou’dan oluşan jüri değerlendirecek. ‘Liselerarası Yarışma Kategorisi’nde yarışan filmler ise, fotoğrafçı Cemal Özay, kısa filmci ve köşe yazarı Elvan Levent ve DAÜ İletişim Fakültesi RTVF Bölümü öğretim görevlisi Ahmet Goran’dan oluşan juri tarafından değerlendirilecek.

fff_program_son_uzun