Etiketler Posts tagged with "Kuzey Kıbrıs"

Kuzey Kıbrıs

0 684

Kuzeyden Mağusa Suriçi Derneği ile güneyde Derinya bölgesinden Anagennisi Derneği tarafından yürütülen UNDP ACT Renewal projesi kapsamında Gazimağusa’ya güneyden turist taşınması ve Salamis bölgesini de içine alan geniş bölgede geziler yapılması projesiyle ilgili Gazimağusa Belediyesi’nde sunum yapıldı.

Gazimağusa Belediyesi’nde bugün (31 Temmuz 2015) saat 10:30’da yapılan sunuma Gazimağusa Belediyesi meclis üyeleri, UNDP Act Programı Genel Sorumlusu Christopher Louis, renewal projesi çalışanları ve belediye çalışanları katıldı. Turizmde genişletilmiş Mağusa Bölgesi isimli projede Ayia Napa ve Protaras’taki turistlerin Derinya ve Gazimağusa’ya taşınması, farklı noktaların ziyaret edilmesi ve turizmden daha fazla fayda sağlanması hedefleniyor.

2Gazimağusa Belediye Başkanı İsmail Arter yaptığı konuşmada, ciddi emek sarfedilen çalışma için teşekkür ederek, 2 toplumlu olarak sivil toplum örgütlerinin çalışma yürüttüğü Renewal Proje’nin ilk gündeme geldiği zamandan beridir belediyenin destek verdiğini, hedeflere ulaşma konusunda belediyeye de görevler düştüğünü söyledi. Arter, konuyla ilgili Gazimağusa’daki farklı paydaşlardan belediyeye dosyalar geldiğini, belediyenin görevinin projeleri örtüştürmek olduğunu ifade ederek, projeyi yapan sivil toplum örgütlerinin belediyenin desteğinden şüpheleri olmamasını istedi. Ayrı ayrı özelliklere sahip 2 bölgenin kaynaştırılması yönü de olan çalışmanın her 2 tarafa da fayda sağlayabileceğini, başlangıç olarak olumlu oluğunu ancak Kıbrıs sorununun ortada olduğu bir ortamda bu gibi çalışmaların istenen düzeyde olmadığını söyledi. Güneyden gelen ziyaretçileri Gazimağusa’da daha çok görmek istediklerini, kuzeyden güneye daha çok geçiş olduğunu, tur operatörlerinin projeye uyması gerektiğini söyledi. Vatandaşların sonuç görmek istediğini ve fiili olarak projeyi hissetmesinin önemli olduğunu ifade ederek, konunun siyasi anlamda engele takılmaması gerektiğini, UNDP’nin projelerine gerek olmadan güneyden ziyaretçileri belediyenin yaptığı çeşitli etkinliklerde görmek istediğini söyledi.

Projeyle ilgili ön bilgi veren Renewal Projesi Mağusa Danışmanı Serdar Atai, UNDP Act Renewal Projesi’nin Amerikan hibeleri ile desteklenen bir proje olduğunu ve Suriçi Derneği ile Derinya Belediyesi’ne bağlı Anagennisi Derneği tarafından yürütüldüğünü söyledi. Atai, proje kapsamında sivil toplum örgütlerini bir araya getirme, girişimcilik seminerleri verme, tiyatro oyunu sahneleme, Derinya ve Gazimağusa yiyecek içecekleri ile ilgili festival yapma, gençlik konseri düzenleme, vatandaşların günlük yaşamlarıyla ilgili belgesel yapma gibi farklı konular olduğunu söyledi. Özel ilgi turizme yönelik çalışmaları olan Phoebe Katsourı, sunumunda, turizm pastasında az paya sahip Derinya ve Gazimağusa’ya pilot uygulama olarak eylül, ekim ve kasım aylarında acentelerin turist getireceğini, Derinya’dan başlayarak, Mağusa suriçi, Salamis ve Mormenekşe köyü güzergahında tur yapılacağını söyledi.

Phoebe Katsourı, bölgelerin turizm açısından önemli sorunlarından birinin konaklama imkanlarının olmaması ve denize kapalı durumda olması olduğunu ifade ederek, hazırladıkları modelin turistlerin çevreyi gezerek görebileceği bir model olduğunu, Gazimağusa’ya güneyden gelen turistlerin burada çok zaman geçirmediğini ve birşey satın almadığını, bu modelde turistlerin sur içinden Salamis ve Mormenekşe’ye kadar olan geniş alanda tüm gün boyunca bölgede kalacağını ve bundan fayda sağlanacağını söyledi. Katsourı, tur operatörleri ile görüşmeler yaptıklarını, 1 gün boyunca Mağusa bölgesinde kalacak turistlerin şirketlere daha az maliyeti olacağını, operatörlerin yeni bir Pazar olarak projeye ilgi gösterdiğini söyledi. Geleneksel ürünlerin görüleceğini, kültür turu olacağını, tercihe göre Salamis ve Mormenekşe’de kadınların el işi ürünlerinin de görülebileceğini söyleyen Katsourı, Girne’deki turistleri de önce Mağusa’ya ardından Derinya’ya götürmek istediklerini, kazan kazan ilkesiyle her 2 tarafın da kazancı olacağını, Derinya’nın tarihi yerleri olmadığını ancak büyük bir çilek üretimi ve yerel üretimleri olduğunu söyledi.

0 1726
Söyleşi: Bahadır Konuk

Barış gazeteciliğinin Kıbrıs’ta, Türkiye’de ve Dünya’da uygulanabilirliği üzerine Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) eski Müdürü Emir Ersoy ile röportaj yaptık. Geçmişten günümüze barış gazeteciliğini irdelediğimiz röportajda bilhassa Kıbrıs ve Türkiye’deki barış gazeteciliğine değinildi. Barış gazeteciliğinin konumundan, barış gazeteciliğinin dünyadaki yerine kadar çeşitli konular ele alındı.

emirersoy
Gazeteci Emir Ersoy

Kıbrıs gazetelerinin barış gazeteciliğinde konumu nedir?
Kıbrıs gazetelerinin Kıbrıs’ın kendi konumundan kaynaklanan farklı özellikleri var. Nasıl? Malum, Kıbrıs sorununda geçmişte 1950’lere-58’lere dayanan bir süreçten bugüne geldik. O zamanlarda Rumlar Kıbrıslı Türkler’e karşı onları bu adada yok etme gayretinde olduklarından o dönemdeki gazeteler bir mücadele gazetesi şeklindeydi. Kıbrıs Türkü’nün hakkını, menfaatini koruyacak şekilde yayınlar yaparlardı. Zaman içinde bu süreç değişti. O günlerde sayıları 2-3’ü geçmeyen gazeteler bugün günde 16 gazeteye kadar çıktı Kıbrıs’ta. Bunların bir kısmı barış gazeteciliği noktasında daha ilerici yayınlar içerisinde, bir kısmı temkinli habercilikle bu sürece bakıyorlar. Malum, şimdi yeni bir süreç yeni bir cumhurbaşkanı Rum tarafının lideriyle müzakereler başlamış bir umut ve olumlu bir bakışları söz konusu şu anda. Gönül arzu eder ki, bu görüşmelerin sonunda her iki halkın da beğeneceği bir anlaşma söz konusu olsun.

TAK’ın barış gazeteciliğine etkisi nedir?

TAK Ajansı’nın kuruluş amacı Kıbrıs Türkü’nün haklı sesini dünyaya duyurmaktı. Niçin böyle bir haber ajansına ihtiyaç duyuldu? Malum,Kıbrıs’ta Rumlar Türkleri yollardan bellerden alıp öldürürken Türk köylerine Rumlar saldırırken dış dünyada bu haberler düzgün bir şekilde yer almadığından böyle bir haber ajansına ihtiyaç duyuldu. O günkü lider, daha sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu cumhurbaşkanı olan Rauf Raif Denktaş, Atatürk’ün milli mücadeleyi yürütürken Anadolu Ajansını kurmasını örnek alarak o da bir haber ajansının kurulmasını istedi. Türk Ajansı’nı devreye koydu. Türk Ajansı daha çok her haber kaynağına eşit mesafede duruyor, her türlü haberi veriyor ama en çok haber etkinlikleri devlet ve hükümet makamlarından olduğu için bir yerde neredeyse onlara hizmet eder gibi görünürdü. Ama değil yani. Siyasiler kendi bakış açılarına göre ve siyasi duruşlarına göre mücadele içerisindeki yerlerine göre açıklamalar yaparken TAK Ajansı da onu veriyor. TAK Ajansı ülkede olan haber konularına ilgi gösterir. TAK’ın bir servisi de Güney’deki gazetelerin haberlerini çevirerek hem devlet makamlarına hem de basına servis etmektir. Bu şekliyle kendine düşen payı barış süreci içinde yerine getirmektedir.

TAK’ın Kıbrıs gazetelerindeki barış gazeteciliği politikası nasıldır?
İmkanları ölçüsünde kuzeydeki haberleri de güneydeki haberleri de izleyerek kendi abonelerine ki bunlar devlet organları, hükümet organları, günlük gazete ve televizyonlardır. Hepsine de bu servisi veriyor. Ajansın haberlerinde yorum söz konusu değildir. Haber salt haber olduğu için verilir. Tarafsız,yorumsuz haber verdiğini dikkate alırsak bu süreçte de barış gazeteciliğine katkısı olumludur diye düşünüyorum.

Kıbrıs gazetecilerinin barış gazeteciliğinde yeri nedir?
Kıbrıs gazetecileri de geçmişten bugüne onlar da süreç içerisinde kendilerine düşen görevleri o günün şartlarına göre; o günün şartlarına göre ilk neydi bir milli mücadele söz konusuydu. Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi söz konusuydu. O süreçte gazeteler tabii Kıbrıs Türk halkının hak ve menfaatlerini dikkate alarak hareket ederlerdi. Bugün yine o esas olmak kaydıyla barış görüşmelerine yaptıkları yayınlarla tarafsız yayınlarla ve olumlu ifadeler kullanarak bu süreci desteklemeye gayret ediyorlar. Ama, bir kısmı acaba ne olacak geldiğimiz süreçte? Bu görüşmeler yine sekteye uğrayacak mı? diye de düşünüyorlar. Rumlar geçmişte referandumda hayır diyerek bu barış sürecini olumsuz etkilemişlerdi. Şimdi aynı süreç olur mu diyenler var. Bence onlar da haklı. Çünkü, barış iki tarafı da memnun edecek bir şekilde yapılmalı.

TAK’ın Kıbrıs Medyasındaki rolü nasıldır? Bu ne kadar barış gazeteciliğiyle bağdaşır?

TAK Ajansı, Kıbrıs Türkü’nün sesini dünyaya duyurmak için kuruldu. Bütün gazetelere hizmet verme durumundadır. Uluslararası haber ajansları, Reuters, AFP ve benzeri haber ajansları ve Anadolu Ajansı neyse Türk Ajansı da odur. O da, kendi abonelerine bu hizmeti verir. Verirken de, onun barış gazeteciliğine katkısı tarafsız ve düzgün haber vermiş olması. Saptırma, yalan, yorum falan yok. Salt haber vererek gerçekleri yansıtarak bu sürece katkı koyduğunu düşünüyorum.

Barış Gazeteciliğine Kıbrıs mı yoksa Türkiye mi daha fazla uyuyor?
Haberler zaman zaman eksik bilgiyle yapılıyorsa ister Kıbrıs’ta olsun, ister Türkiye’de olsun yalan ve yanlış olabilir. Doğru, düzgün ve dengeli bir haber çıksın diye. Barış gazeteciliğinde gazeteciler olayı büyütmek ve kışkırtmak durumunda olmadıklarından ya da olmayacakları varsayılarak her iki tarafın olayla ilgili görüşleri anlatılması beklenir. Bence doğrusu odur. Bir madalyonun iki tarafı var, siz bir tarafına bakarak bir şey yazıyorsanız, söylüyorsanız eksik olabilir hatalı olabilir. Bu da ister Kıbrıs’ta olsun, ister Türkiye’de olsun zaman zaman hatalı haberlerin çıkmasına neden olabilir. Bunu zaten yerine getirdiğinizde bunun adına Barış gazeteciliği mi dersiniz ideal gazetecilik mi dersiniz bilmem.

TAK ve Anadolu Ajansı’nı incelediğimizde hangisi barış gazeteciliğine yakındır?
Her ikisinin de bir mücadeleden kaynaklanan kuruluş yapıları vardır. Ayrıca, ikisi de ülkelerindeki devlet makamları öncelikli olmak üzere malumat verir. Ama, bana sorarsanız her ikisi de barış gazeteciliğine olumlu katkılar yapmaktadır. Neden? Çünkü, her ikisinin haber ilkelerinde tarafsız, doğru habercilik yatmaktadır. O nedenle, bu kural üzerinden hareket ettiklerini dikkate alırsak Anadolu Ajansı’nın da Türk Ajansı’nın da barış gazeteciliğine doğru düzgün haberleriyle katkı yapmış olmaları söz konusudur.

Türkiye ve Kıbrıs’ta barış gazeteciliğinin olması gereken ideal konumunu tarif eder misiniz?
Barış Gazeteciliği bence ideal gazeteciliğin temeline dayanır. Olayda iki taraf, üç taraf, dört taraf varsa hepsinin de görüşlerini alarak haber yapmak esastır. Yoksa sadece birisinin söylemiyle haber yapıyorsanız hatalı olur. Geçmişte kuzeyle güney arasında irtibat olmadığı için tek taraflı yayınlar söz konusuydu. Bu da doğaldı yani. Ama,şimdi o imkan varken Rumlar gelip Türk tarafında, Rumla Türk gazeteciler gidip konuşabiliyor. O çerçevede bir olayla ilgili, bir konuyla ilgili haberleri yapıyorsa demek ki olumlu katkıları söz konusu.

Barış Gazeteciliğinin dünyadaki yeri nedir?
Barış gazeteciliğinin dünyadaki yeri yeni yeni yer buluyor. Geçmişte her gazeteci kendi ülkesinin hak ve menfaatlerini dikkate alarak haber yapıyordu. Baktığınızda İsrail, Filistinliler’e saldırıyorsa İsrail gazetecileri onu dikkate alarak haber yapar. Her iki tarafın da görüş ve düşüncelerini ele alacak haber yapabilme belki bölge gazetelerinden ve gazetecilerinden çok uluslararası basında çalışan gazetecilere görev düşer. Çünkü,onların her halükarda Kıbrıs’ın kuzeyine de, güneyine de gitme imkanları olur. Öyle olunca da doğru ve düzgün haber oluyor. Geçmişte yapmadıkları ortada. Kıbrıslı Türkler Rumlar tarafından öldürülürken muhabirlere hiç yer vermedikleri zamanlar da olmuştur. Umarız bu süreçte yeni yeni barış gazeteciliği mevhumu gelişir. Bu gelişme süreci içerisinde herkes barış gazeteciliğinin ilkelerine uygun haber olarak haber yapar. Sadece bir tarafı dinleyerek değil her iki tarafı da dinleyerek olmalıdır. Olayın özünü kavrayarak haber yaparlar. Kışkırtıcı, tahrik edici ifadelerden ve ötekileştirme süreçlerinden uzak haber yapabilirler. Öyle olunca da okuyucu o haberlerden doğru bilgiyi elde edebilecek.

Sizlerce barış gazeteciliği dünya üzerinde tam olarak uygulanıyor mu?
Yok. Şu anda tam olarak uygulandığını söyleyemeyiz. Herkes kendi ülkesinin menfaatine göre hareket ediyor. Bir zamanlar, İngiltere Fonkland adalarına çıkarma yapmıştı. O zaman gerçekçi haber yapmasıyla ünlü BBC Radyosu yaptıkları yayından İngiltere hükümeti rahatsız oldu. Çünkü, onun oradaki savaş haliyle ilgili haberlerini etkilediği için ona yasak koydu. Ambargo koydu. Sen şimdi aman barış gazeteciliği yapacağım diye düşmana bilgi sızdıracak bilgi verecek haber içeriyorsa haberin, senin ülkenin yönetimi seni hemen etki altına alır. Tesirsiz hale getirmeye gayret eder. İdeal gazetecilik diyoruz ama, sonuç olarak her ülke kendi hak ve manfaatlerini dikkate alarak hareket eder yayında ve yayımda. Onun için istediğiniz kadar siz ideal gazetecilik, barış gazeteciliği deyin günün sonunda o ülkedeki yöneticiler de gazeteciler kadar barışçıl ve sevecen değillerse sıkıntı olur.