Tags Posts tagged with "restorasyon"

restorasyon

0 851
Haber: İbrahim Köse

Mağusa surlarında restorasyon çalışmaları devam ederken DAÜ Gündem Gazetesi olarak bir kent gazetesi olmanın sorumluluğuyla geçen hafta Mağusa Surları dosyasını sizlerle paylaşmaya başlamıştık. Özel dosyamızın bu haftaki bölümü için Çocukluğumuzun Mağusalıları ve Has Gıbrıslılar adlı sosyal medya gruplarıyla bir araya geldik.

Çocukluğumuzun Mağusalıları grubundan Eyüp Hüdaverdioğlu ve Has Gıbrıslılar grubundan Mehtap Çelikoğlu sorularımızı yanıtladılar. Sosyal medya grupları, Yunus Emre’nin “Paylaşırsak tokuz, bölünürsek yokuz.” sözünü slogan olarak kullanıp bir çalıştay başlattı. Çalıştay Ekim ayı içinde şehrin etrafında bulunan surları korumak ve restorasyon çalışmalarını başlatmak amacıyla Mağusa’da yapıldı.

sur_dosya_fotoEyüp Hüdaverdioğlu, amaçlarının tüm Mağusalıları aynı çatı altında toplamak olduğunu belirtirken; Mehtap Çelikoğlu ise, restorasyon isteyen bölgelerin fotoğraflarını çalıştaya sunduklarını söyledi. Hüdaverdioğlu konuşmasına şöyle devam etti:

“Çocukluğumuzun Mağusalıları grubu olarak geçmişte Mağusa’da neler yapıldığı ve gelecekte neler yapılacağıyla ilgili kültürel çalışmalarla katkı koyuyoruz. Geçtiğimiz hafta Mağusa surlarına acil müdahale çalıştayını, Mağusa Belediyesi’nin de katkılarıyla başlattık. Bu çalıştaya Gazimağusa Kaymakamlığı, İlgili Dernekler, Sivil Toplum Örgütleri, Milletvekilleri, Tarihi Eserler Dairesi, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) de katkı sağladı.”

Bu restorasyonların Avrupa Birliği’nin katkılarıyla yapıldığını belirten Hüdaverdioğlu, kendi katkılarının ise fikirlerle, fotoğraflarla tüm Kıbrıs’ı ayağa kaldırmak ve farkındalık yaratmak olduğunu söyledi. Hüdaverdioğlu sözlerine şöyle devam etti:

“Sivil toplum örgütlerinin katkısıyla Othello Kalesi bir restorasyondan geçerken kalenin liman tarafına dokunulmadı. Bu çalıştaydan sonra kalenin liman tarafı da bakıma alındı. Biz bu çalıştayın başlamasına önayak olduk ve şu anda bazı pilot bölgeler seçildi. DAÜ, mimarisini hazırlayacak ve kalan yerlerde restorasyon çalışmalarına başlanacak.”

Mehtap Çelikoğlu ise çalıştayda, kalenin Mağusa’ya bakan tarafının bakıma alındığını belirterek çalışmaların devam ettiğini fakat meyvelerinin yeni yeni alınmaya başlandığını söyledi. Çelikoğlu konu ile ilgili:

“Has Gıbrıslılar grubunu, Kıbrıs’a aşık bir insan olarak Serra Çiçekseven kod adı ile açtım. Bu yola Eyüp Hüdaverdioğlu’nun paylaşmış olduğu fotoğraflarla başladık. İlk olarak kendi içimizde iletişim kurduk ve daha sonra tüm Kıbrıs halkını bir çatı altında toplayacak sosyal medya grubu oluşturduk. Çalışmaya en büyük katkımız, restorasyon isteyen bölgelerin fotoğraflarını çalıştaya sunmak oldu. DAÜ’de Ege Uluca bir çalışma başlattı ve kalenin deniz tarafının restorasyonu başlatıldı. İkinci çalıştayımızda ise kalenin Mağusa’ya bakan tarafı Tarihi Eserler Dairesi tarafından bakıma alındı. İki yıldır devam eden çalışmalar yeni sonuç vermeye başladı” dedi.

0 994

Üç maymunla sembolize edilen bir Japon atasözü: ‘‘Gör-duy-konuşma.” Görüyoruz, duyuyoruz, konuşuyoruz ama değişen bir şey yok. Duyarlı birçok insanın üç maymunu oynamaması bir işe yaramıyor çünkü üç maymunları oynayanlar yetkeyi temsil edenlerin ta kendileri. Her şey olacağına varıyor ve son dakika müdahalesi olarak bazı hamleler yapma gereksinimi ortaya çıkıyor. Yani zorunluluk kapıyı çalmadan ve son çare arayışları kaçınılmaz olarak bir kararı dayatmadan bizim yöneticilerin bir şey yapma iştahı yok. Bu her alanda böyle… Eğitimden sağlığa, sağlıktan adalete… Kültür, sanat, kültürel miras zaten dekoratif unsurlar olarak algılanıyor.

Hal böyle olunca çağdaş yaşamdan nasibini almamış bir kent yaşamıyla karşı karşıya kalırız. Mağusa’da yaşamak işte bu tür duyguların akarına sürükler insanı. Antik bir kent; onca tarih, onca yaşanmışlık, onca efsane… Üniversitesiyle eğitim, tarihi eserleriyle bir turizm, kültür ve sanat merkezi olabilecek bir kent Mağusa… Ama yaşlı, ama bitkin, ama kırılgan… Gündelik yaşam ihtiyaçlarının ve geleceğe yönelik tasarıların planlanamadığı bir kent yönetimi. Kaba materyalist, tecimsel kaygılarla kurgulanan bir düzen. Kapkaççı bir  ekonomi anlayışıyla günü kurtarmaya çalışırken geleceğini yitiren bir toplum oluverdik.

İyi de, tüm bu yakınmalar ve marazi kötümserlik ilerleme iştahımızı hep böyle köreltecek mi(?) yoksa, başımızı kaldırıp sorumlu kurum ve şahıslar olarak daha dayanışmacı bir anlayışla gereken neyse onu yapma azmini gösterecek miyiz? Mağusa’nın kentsel doku, tarihsel doku ve sosyokültürel düzlemde kendi öz karakterine kavuşması yaşama dönmesi demektir. Bunun için de kararlılık ve vizyon gerekir. Tarihine, dokusuna, belleğine dokunabileceğimiz bir yaşam tarzının Mağusa kentine kazandırılması kaçınılmazdır; bunun aksi umursamazlık ve değerbilmezliktir.

Mağusa kendi içine çöken çürük bir domatesi andırıyor. Acilen bütünsel bir rehabilitasyon planlamasına ihtiyaç vardır. Konsolidasyon, restorasyon ve çevre düzenlemesiyle birlikte kent müzesi, arkeoloji müzesi ve kültür sanat merkezleriyle çağdaş yaşama öncülük yapacak olan bir kent anlayışına hayat vermek her kurum ve bireyin yurttaşlık ödevi olmalıdır. Ama elbette ki her şeyden önce anlayış, kararlılık ve bilinç gelir… Evet, Mağusa tabutundan çıkmalı! Geriye bir tek yaşam öpücüğü kalır; platonik aşk işe yaramıyor.