DAÜ

 


 DAÜ TV

 


Radio DAÜ

 

 
SPİKE

                                          

                                       

Archive/Arşiv  

 

    Öğrenci Adayları    Öğrencilerimiz    Kayıt Kabul    Aile ve Ziyaretçiler     Fakülte ve Personel  Mezunlar
 

  Mail Server   : :   Student Portal   : :   Academic Portal

 
 Türkçe Haberleri

DAÜ Kıbrıs’ta vardır ve olacaktır

Bu bahçe ‘yıkılmaz’

DAÜ’den iki uluslararası organizasyon

Maskeli Beşler Kıbrıs’ta” ve DAÜ’den yüzler

Tarih ve medeniyet mirasımız

Sudan ucuz spor keyfi

Hasan Hüseyin Önder: ‘‘Çevremize önem gösterelim’’

“Tercih kurbanları sanatı seçiyor”

Gönençgil: “Küresel ısınma kaçınılmaz. İnsanlara düşen mücadele ve adaptasyon”

Okulda kullandığınız suyun nereden geldiğini biliyor musunuz?

Ruhsal gelgitler

Tarihin tek çatı altında toplandığı yer

Tony Angastiniotis’e Kartal Tüyü Ödülü

SPIKE yoksa, diploma da yok

Esnaf dertli, vatandaş şikâyetçi, siyasiler umutlu

Zafer Burnu ışıklandı

 

 

DAÜ Kıbrıs’ta vardır ve olacaktır

February/Şubat 2008      

Metin Ersoy     

Kuzey Kıbrıs’taki bu idare, bu düzen, bu mekanizma bu ülkede olduğu sürece DAÜ Kıbrıs’ta vardır ve olacaktır

28 yıllık bir geçmişe sahip olan ve adanın en büyük üniversitesi olarak gösterilen Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde (DAÜ) en uzun süre (10 yıl) rektörlük yapan Prof. Dr. Özay Oral’ın görevinden ayrılmasından sonra DAÜ’de dört farklı profesör rektörlük görevini yürüttü ve yürütüyor.

   Son beş yıl içerisinde beş rektör değiştiren bu büyük kurumda geçtiğimiz aylarda yine bir rektör değişimi yaşandı. 1 Mart 2004 tarihinde DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) tarafından rektör olarak atanan ve 31 Kasım 2007 tarihinde görevini VYK ile karşılıklı anlaşarak bırakan Prof. Dr. Halil Güven’den sonra rektörlük bayrağını YÖDAK Başkanlığı’ndan ayrılan Prof. Dr. Tahir Çelik devraldı.

   Rektörlük bayrağını vekaleten alan Prof. Dr. Tahir Çelik ile Gündem Gazetesi olarak bir röportaj gerçekleştirdik.

   Prof. Dr. Tahir Çelik, göreve gelirken DAÜ’nün içinde bulunduğu sorunları ve çözümlerini vurgulayan bir de mesaj yayınlayarak işe başladı. Prof. Dr. Çelik, DAÜ’nün asıl sorununun rektörlüğün sorunları çözecek bir mekanizma olmaktan çıkarak zayıflaması olarak görüyor. DAÜ yasası konusunda da açıklama yapan Rektör Vekili Çelik, meclisteki yeni DAÜ yasasını kimsenin sahiplenmediğini ve DAÜ içerisinde genel eğilimin mevcut DAÜ yasasında bir takım düzenlemelere gidilerek, sorunlara çözüm bulmak yönünde olduğunu kaydetti.

   DAÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Tahir Çelik ile yaptığımız röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

 

YURT DIŞINDA GEÇEN BİR EĞİTİM HAYATI

Soru: Öncelikle DAÜ’nün yeni rektör vekili olarak Gündem Gazetesi adına sizleri tebrik ediyorum. Biraz kendinizi tanıtır mısınız?

Tahir Çelik: 1952 yılında Kıbrıs’ta Kalavaç Köyü’nde doğdum. 1978 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum ve aynı yıl Proje Mühendisi olarak devlette çalışmaya başladım. 1981 yılında o dönemki ismi ile Yüksek Teknoloji Enstitüsü’ne girdim. İnşaat Mühendisliği Bölümü’nün atölye ve laboratuar sorumlusu olarak girdim. Bu kadro akademik değil teknik bir kadroydu. Fakat girdiğim günden itibaren akademik olarak da görev yapmaya başlamıştım. Derslere giriyordum.

   Bir süre sonra 84 yılında master yapmak için İngiltere’ye gittim, British Council Bursu ile. 85 yılında bir sene sonra döndüm. Dönerken part-time doktoraya kayıt yapmıştım. Masteri Loughborough University of Technology’de yaptım. Bir, bir buçuk sene kadar Kıbrıs’ta part-time olarak doktoraya devam ettikten sonra 87’nin Şubatı’nda full time olmak üzere tekrar British Council bursu ile İngiltere’ye gidip 89’da tezimi vererek geri döndüm. DAÜ’de, o zamanki ismi DAÜ olmuştu artık, İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden öğretim görevlisi olarak başladım. 92 yılında Bölüm Başkan Yardımcısı oldum. 94’te Bölüm Başkanı oldum İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde. Bu arada 93’te doçent oldum. 94’ün Eylül’ünden itibaren Teknik İşlerden Sorumlu Rektör Danışmanlığı’na atandım. Bir sene o görevde bulundum. 95’te Teknik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı olarak atandım ve 2000 yılına kadar bu göreve devam ettim.

   1999 yılında profesör oldum. 2000 yılında Haziran’dan itibaren bir yıllığına Şikargo’da Illinois Institute of Technology’de kıdemli araştırma görevlisi olarak bir yıl görev yaptım. 2001’in Haziran’ında döndüm. 2001’in Ekim ayından 2005’in sonuna kadar, Yakın Doğu Üniversitesi’nde İnşaat Bölümü’nde görev yaptım. 2006’nın başında tekrar DAÜ’ye “Provost” (Amerika ve Canada’da yüksek öğrenimde kıdemli akademik yöneticilere verilen bir sıfat. Akademik İşlerle ilgilenen rektör yardımcısı) olarak geldim. Kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı tarafından YÖDAK Başkanlığı’na atandım. Temmuz ayından DAÜ’den ödeneksiz izin alarak tam zamanlı YÖDAK Başkanı olarak göreve devam ettim.

   1 Aralık 2007’ye kadar da Yükseköğretim Denetleme ve Akreditasyon Kurulu (YÖDAK) Başkanı görevini yaptım. YÖDAK’ın kuruluşunu yaptık. İlk defa 2005, 13 Aralık tarihinde geçen Yüksek Öğretim Yasası çerçevesinde oluşturulmuş bir YÖDAK vardı. Kıdemli öğretim üyelerinden oluşan bir YÖDAK vardı. Bu YÖDAK yüksek öğrenim kurulunun kurumsallaşması için görev yaptı. Birtakım yasalar, tüzükler, uygulamalar konusunda çalıştık. Yüksek öğretim kurumlarımızın, üniversitelerimizin yurt dışında tanıtımı üzerine ciddi çalışmalar yapıldı. “The European Assocıation for Quality Assurance in Higher Education”a üye olduk. Bologna Süreci’ne dahil olabilmek için çalışmalarımız oldu. 1 Aralık’tan itibaren DAÜ’ye VYK tarafından teklif edilen rektörlük vekalet görevini kabul ederek DAÜ’ye geldim.

HARÇLARLA ARAŞTIRMA YAPMA SINIRLIDIR

Soru: Bu noktada YÖDAK’la ilgili bir soru sorayım madem konu açıldı. Kuzey Kıbrıs’ın bir üniversite adası olduğu hep söyleniyor ve biliniyor. YÖDAK Başkanlığı yaptığınız dönemde üniversitelerin sorunlarını daha yakından gördünüz. En önemli sorunu nedir ülkemizde faaliyet gösteren üniversitelerimizin? Çözüm önerileri ne olabilir?

Tahir Çelik: Bir üniversitenin üç tane görevi vardır. Bunlar eğitim, araştırma ve topluma hizmettir. Kıbrıs’taki üniversiteler eğitim konusunda ellerinden gelen çalışmayı yapmaktadırlar. Birisi biraz daha iyi birisi biraz daha kötü ama herkes eğitim konusunda ellerinden gelen çalışmayı yapmaktadırlar. Araştırma konusunda Kıbrıs’taki üniversitelerin bir zafiyeti vardır. Yeterince araştırma yapma imkanları, dolayısıyla yayınları çok azdır. Bu da ciddi şekilde sorgulanması gereken bir unsurdur. Öğrenci gelirlerinden araştırma yapmaya kalkarsanız sıkıntıya girersiniz. Başka ülkelerde araştırmalar başta sektör tarafından desteklenmektedir ve çeşitli araştırma kurumları örneğin Türkiye’de TÜBİTAK, gibi kurumlar tarafından desteklenmekte veya devlet tarafından desteklenmektedir.

   Kıbrıs’ta ne sektör ne de araştırma kurumu vardır ki üniversitelere destek versin. Devletin de bu konudaki katkısı sıfıra yakındır. Dolayısıyla üniversitelerimizin öğrenci harçlarıyla araştırma yapma şansları çok azdır, sınırlıdır. Yine başka üniversitelerde, uluslararası çeşitli fonlara başvurarak araştırma için kaynak yaratılması söz konusudur. İşte bizim tanınmamış olmamızdan dolayı da bu sorunumuz vardır. Dolayısıyla birinci sektörün olmaması, o küçük bir ada olmamızdan kaynaklanır. Diğeri de tanınmamış olmamızdan kaynaklanır. Bu şekilde sorunlarımız vardır. Toplum hizmetine de geldiğimizde, toplumumuz üniversitelerimizden çok az hizmet talep etmektedir. Gene bunun nedeni, içine kapalı bir toplumuz, tanınmamış olmamız, ikincisi sektörümüz yok ki bizden bir şey talep etsin. Devlet, zaman zaman üniversitelerden bir şey talep etmektedir. Örneğin,  Annan Planı görüşmelerinde 70-80 civarında görüşmeci üniversitelerdendi. Toplumsal bir görevdir üniversitelerin yaptığı. Onun haricinde devletin üniversitelerden yoğun bir talebi de yok. Henüz o bilinç düzeyi gelişmemiş.

 

SÜZGECİN DELİKLERİ

   Kıbrıs’taki üniversitelerin öğrenci bulma gibi sorunları vardır. Her üniversite Kıbrıs’ta öğrenci bulma telaşındadır. Türkiye’deki devlet üniversiteleri “elimizde çok öğrenci vardır, öğrencinin sayısını azaltalım” diye mücadele ederken. Kıbrıs’taki üniversiteler bunun tam tersini yapmaktadır. Öğrenci bulmak için günün sonunda yeterince seçici olamıyorsanız öğrencide, bu defa kalite gündeme gelir. Amerika’daki üniversitelere baktığınızda herkes kaç bin başvuru arasından yüzde kaçı kabul ettiği ile övünür. Türkiye’den gelen öğrenciler için bir süzgeç var. ÖSYM tarafından yerleştirilen öğrenciler, 1.5 milyon arasından seçilerek geliyor. Dolayısıyla seçim var. Bizim Kıbrıs’taki öğrencileri kabulde her üniversitenin kendisinin koyduğu bir süzgeç vardır ama o süzgecin delikleri ne kadar büyüktür tartışma konusudur. Dolayısıyla bir sorunumuz da budur.

 

HERKES ÜNİVERSİTE MEZUNU OLMAK İSTİYOR

Soru: Sizin üniversite eğitim tanımınız nedir? Örneğin üniversiteye giriş modeli vardır; öğrenci kolay girer kolay çıkar, zor girer zor çıkar gibi... Üniversite giriş modeli ne olmalıdır?

Tahir Çelik: Standart bir model konuşmak zordur. Her ülkenin kendine göre şartları vardır. Kıbrıs’a bakarsak, örneğin geçtiğimiz yıl sadece YÖK’ün Kıbrıs’taki üniversitelere verdiği kontenjan sayısı 12 bin 500 civarı. Geçtiğimiz yıl bizim liselerimizin mezun sayısı da 2 bin 800 civarı. Biz aslında Kıbrıs’taki liselerden mezun olan herkesin 5 katını üniversitelerimize kabul edebiliriz. Belki 6 katını. Böyle bir ortamda, yüksek öğretimi planlamak zordur, diğer ülkelere göre farklı bir yapımız var bizim burada.

   Bizim gibi ülkelerde, kendi içimize kapanmış bir toplum olmanın getirdiği bir yaşam tarzı var, herkes üniversite mezunu olmak istiyor burada, kendini komşusuyla kıyaslayarak yaşamını sürdürmek ister, ama herkes da istediği bölümde bilgi düzeyi itibarı ile okuyacak durumda olamaz. Bu da bir veri elimizde. O zaman nasıl bir süzgeç koyalım lise mezunu öğrencileri kabul ederken. Belki hepsine bir şans vermek lazım işte Almanya örneğinde olduğu gibi. Ondan sonra çok sıkı bir eleme. Birinci sınıfın sonunda kim ne yapabilirse devam eder. Veya İngiltere’de bir model gelişti son zamanlarda temel sene dedikleri bir yıl vardır. Bu temel senede artık İngiliz üniversiteleri kendi sistemleri üzerinde GCI sınavlarına yurtdışından gelenler için bir tarafa bırakmış kendi vatandaşları için bile bazı üniversiteler artık GCI aramayıp, bu temel yıla sokmakta ve orada elemektedir.

 

İNGİLTERE’DE KIBRISLI TÜRK ÖĞRENCİLER ÜNİVERSİTELEŞME ORANI  % 2,5

    İyi üniversitelerde bu temel okulda çok ciddi bir eleme yapılmakta ve gidenlerin sınırlı bir kısmı fakültelere devam edebilmekte başka daha az puanla kabul eden fakültelere öğrenciler kaymakta veya başka üniversitelere kaymakta. İngiltere’de böyle bir sistem var. Biz de ileriye dönük Kıbrıs’ta bir temel yıl sistemi getirelim okumak isteyenler gelsin ama orada sıkı bir eleme sistemine tabi tutalım. Öğrencilerimizi bir giriş sınavı ile sen 3 aldın bunu oku, sen 5 aldın bunu oku demek yerine böyle bir sistem olabilir. Zaten YÖDAK’tayken bu konuda epeyi çalışmalar yapmıştık. Özellikle İngiltere’den mezun olan Kıbrıslı Türk asıllı öğrencileri geri Kıbrıs’taki üniversitelere getirebilir miyiz diye bir çalışmamız vardı. Çok çalıştık proje üzerinde. Orada lisede, iki yıldan sonra öğrenciler bir şekilde liseden ayrılmakta üniversiteye gidecek olanlar kolejlere girmekte takriben 2 yıl içerisinde kolejlerde GCI’lerini yapmakta ve sonra üniversiteye gitmektedirler. İngiltere’de Kıbrıslı Türk öğrenciler diğer milletlere göre üniversiteleşme oranı en düşük olan. Yüzde 2,5 civarı. Üniversitelere girenlerin oranı 2,5 civarı. İngiltere’deki diğer milletlere göre en düşük oran bizim. Bu GCI’ye girip de üniversiteye gitme teşebbüsünde bulunmayan lise 2. sınıftan ayrılan vatandaşlarımızı acaba buraya nasıl getirtiriz ve burada okuturuz diye bir projemiz vardı. Bunlar için Eğitim Bakanlığı, YÖDAK ve üniversitelerle yapılan çalışmalar bu temel yılı getirmek ve başarılı olanları fakültelere sevk etmek. Üniversitelerin önümüzdeki süreçte bir temel sınıfına tabi tutup, başarılı olanları uygun bölümlere aktarmak bir kriter olabilir, bir süzgeç olabilir üniversiteye öğrenci almak için.

 

HERKES BİR ŞEY OKUYABİLİR

   Üniversitelere girişte yapabilenleri ilgili bölümlere almak lazım. Bu demek değildir, herkesi üniversiteye koymayacağız. Mühendis olamayan işletmeci olur, işletmeci olamayan turizm okuluna gidebilir. Herkes bir şey okuyabilir günün sonunda. Ama genel yaklaşım böyle bir şey olması gerekir diye düşünüyorum. Üniversiteye girdikten sonra artık, o zaman üniversite içinde bir kalite süzgeci olması lazım. Yine YÖDAK’tayken yaptığımız şeylerden birisi ENQA’ya üye olmak demiştim, bunların üniversitelerdeki kalite güvencesi üzerine yayınlanmış kılavuzları vardır. O kılavuzları ve standartları üniversitelerimizde uygulamamız gerekir. Böylece biz öğrencilerimize güvence vermemiz lazım. Neyin güvencesini vermemiz lazım? Kalitemizin güvencesini vermemiz lazım. Nasıl vereceğiz bunu? Öğrenciler daha üniversitemize gelmeden, biz şöyle bir üniversiteyiz, bunu böyle yaparız, eğitimi böyle yaparız şu imkanlarımız vardır diyeceğiz ve o söz konusu konuştuğumuz kalitenin bu üniversitede var olduğunun güvencesini vereceğiz. Gerek girişte gerek ise üniversite içerisindeki çalışmalarımız bu yöndedir.

 

BİR DEVLET ÜNİVERSİTESİNİN ALINMASI SATILMASI GİBİ ŞEYLER SÖZ KONUSU DEĞİLDİR

Soru: DAÜ zor bir dönemden geçerken rektör vekili oldunuz. Sizden önceki rektör üç tane misyon ve vizyon ile görevlendirilmişti. Bunlardan ilki Doğu Akdeniz Üniversitesi'ni ülkemize ve yaşadığımız çağa yaraşır, özerk, demokratik ve şeffaf bir yapıya kavuşturma, üniversitemizin kalitede zirveyi yakalamasını sağlayacak bir misyon-vizyon geliştirme, ülkemizdeki "toplumsal uzlaşma ve çözüm" hedefine paralel olarak barış sürecinde devletin çabalarına fiilen katkıda bulunmasını sağlama misyonu. VYK size nasıl bir misyon ve vizyon ile görev vermiştir?

Tahir Çelik: Bir önceki rektöre verilen görevlere baktığınızda, demokratikleştirme dediniz üniversite içini, sayın rektör görevden ayrılırken “çok fazla demokrasi var bundan fazlası olamaz” demişti. Barışa katkı, yeterince bu üniversite o görevleri yaptı. Onun için üniversiteyi bulunduğu yerden daha yukarılara çekmemiz lazım. Konuştuğumuz aslında kalitedir. Üniversitede daha iyi bir eğitim yapmak, daha kaliteli, daha iyi yetişmiş insanları hoca olarak kabul etmek. Bunları başarırsanız üniversite bulunduğu yerden daha ileriye gider. Hayat bu şekilde devam ediyor. Üniversitenin bir miktar maddi sorunları olduğu doğrudur. Daha doğrusu, bu konuda da kamuoyunda son derece yanlış, ve kabul edilmesi mümkün olmayan eleştiriler vardır. Bu üniversite için nitelemeler vardır. Bunları bizim kabul etmemiz mümkün değildir.

   Bir kere burası bir devlet üniversitedir. Bir devlet üniversitesinin alınması satılması gibi şeyler söz konusu değildir.

 

BU İDARE, BU DÜZEN, BU MEKANİZMA BU ÜLKEDE OLDUĞU SÜRECE DAÜ KIBRIS’TA VARDIR VE OLACAKTIR

Çirkin çirkin bazı basın organlarında bunları üzülerek okuyorum. Kuzey Kıbrıs’taki bu idare, bu düzen, bu mekanizma bu ülkede olduğu sürece DAÜ Kıbrıs’ta vardır ve olacaktır. Bunu çok ciddi ifade ederim. Üniversitenin bir devlet üniversitesi olması hesabıyla bu krizden çıkmasına tabii ki devlet yardımcı olacaktır. 2008 bütçesinde de olacağını belli etmiştir. Bu konuda yardımcı olacaktır üniversitemize.    

    Dolayısıyla, 2008-2009 akademik yılı içerisinde bu üniversitenin maddi sorunlarının çok büyük oranda azalacağını düşünüyorum. Dolayısıyla üniversitemiz bulunduğu ortamdan nasıl daha öne gidecek, nasıl bulunduğu ortamdan daha da iyi daha da kaliteli eğitim verecek? Nasıl daha çok araştırma yapacak, nasıl daha çok yayın yapacak, nasıl daha çok uluslararası ilişkilerde yerini alacak ve hem kendisinin DAÜ’nün hem KKTC’nin tanıtımına yurtdışında katkı koyacak?

 

REKTÖRLÜK MEKANİZMASI ZAYIFLATILDI

Soru: Göreve gelirken yayınladığınız mesajda iki nokta üzerinde açıklamanız var. Birincisi DAÜ’ye dışarıdan bakanlar tarafından da en büyük sorun olarak görülen maaşlar konusuydu. O konuda bir ilerleme kaydedildi ve geçtiğimiz haftalarda protokol da imzalandı. İkincisi nokta ise, işlevsel bir rektörlük yaratma konusunda yaptığınız açıklamaydı. İşlevsel rektörlükten ne anlıyorsunuz? Rektörlüğün nasıl bir konuma gelmesi lazım?

Tahir Çelik: DAÜ camiasında aşağı yukarı herkesin kabul ettiği geçmişten gelen bir sorun vardır. Bu da rektörlüğün sorunları çözecek bir mekanizma olmaktan, çıkarak zayıflaması. Böylece DAÜ’nün sorunları aslında maddi sorunlar da dahil olmak üzere, bu mekanizmanın zayıflamasından kaynaklanan sorunlardır. Rektörlüğün sorunları çözme mekanizmasının zayıflatılmasından kaynaklanan sorunlardır. Rektörlük, üniversitedeki tartışmasız tek otorite olması gerekir. Otorite rektörlüktür. Rektörlük otorite olmaktan çıkınca doğan boşluğu başkaları doldurur. Bu çerçevede işler karışır. Yetki ve sorumluluklar karışır. Üniversitedeki otorite akademik hiyerarşik bir otoriteye dayanması gerekmektedir.

   Biz işlevsel bir rektörlük yaratacağız derken rektörlüğün yıllar önce olduğu gibi üniversitenin sorunlarını çözebilen, bu hiyerarşik otorite düzenini sağlayan, üniversite çalışanlarının tabiatıyla sorunları çözüldüğü için daha verimli çalışmalarını sağlayan ve aslında üniversitenin motoru üzerinde çalışma olacak. Bu verimli çalışmayla üniversiteyi daha ileriye daha yukarılara çekmek. İşlevsel rektörlük ifademizdeki maksadımız bu.

 

İCRAATI REKTÖRLÜK, DENETLEMEYİ VYK YAPMALIDIR

Soru: Kamuoyunca çok konuşulan yeni DAÜ yasası ve yeni DAÜ yasasının birçok farklı versiyonu dolaşıyor ortada. Bunlardan bir tanesi Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü ancak halen daha yasalaşmadı. Geçmesi beklenen yasa içerisinde rektörlüğün seçimle gelmesi gibi bir madde var. Bu konuda ve yasa ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Tahir Çelik: ODTÜ’de öğrenci oldum olası hep özerk ve demokratik bir üniversite için yollarda yürüdük, sloganlar attık, kavgalar verdik. Geldiğimiz noktada Doğu Akdeniz Üniversitesi için şeffaf ve demokratik bir yapıya kavuşturulması için gene her türlü mücadeleyi tabiatıyla vereceğiz. Özerk ve demokratik üniversiteden ne anlıyoruz? Bunun altını çizmemiz lazım. Bir kere üniversite kendi kararlarını kendisi verebilmeli. Yönetsel kararlarını.

Devamı 6. sayfada.

Baştarafı 1-4-5. sayfalarda.

 

   Rektörlük katına kadar en son kendi kararlarını kendisi verebilmeli.

   Tabii ki bir mütevelli heyeti veya bizim tabirimizle bir Vakıf Yöneticiler Kurulu vardır. VYK da  çok esaslı bir şekilde denetleme görevini yerine getirmelidir. Yani icraatı Rektörlük yapmalı, denetlemeyi VYK yapmalıdır ve bunlar çok hukuka dayalı hassas bir şekilde yapılmalı. Üniversite kendi kendini bir şekilde yönetirken demokratik prensipleri olmalı. Tamam, kendi kendine yetecek ama despotvari de değil. Bunun için de tabiatıyla çalışanların karar sürecine katkı koymaları esastır. Demokrasi bir yerde nedir?   

Katılımcılıktır. Kararlara insanların katılması.

 

DAÜ’NÜN YASASININ TADİL EDİLMESİ BİZE GÖRE UYGUN DÜŞER

   Bu ana çerçeveye oturan prensipler içerisinde DAÜ’nün yasasının tadil edilmesi bize göre uygun düşer. Yeni yapılan yasa sizin de belirttiğiniz gibi değişik ortamlarda değişik versiyonlar türeten karışık bir yasalar manzumesi oluşturmuş, rektörlüğün hazırladığı yasa demişler, sendikaların hazırladığı yasa demişler, VYK’nın yasası demişler. Milli Eğitim Bakanlığı’nda taraflara sunulan bir yasa var. Sonra YÖDAK Başkanı olarak bize sordukları bir yasa var, ona biz biraz değişiklik yaptık. En sonunda bunlar Bakanlar Kurulu’ndan geçti daha da değişti. Dolayısıyla şimdiki yasa aslında hiç birinin sahip çıkacağı bir yasa değil. Yeni yasa tasarısı hiç kimsenin sahip çıkacağı bir yasa tasarısı değildir.

 

YENİ YASADA ÇOK TEHLİKELİ UNSURLAR VAR

   Çok tehlikeli unsurlar var içerisinde. Örneğin mevcut yasamızın bir maddesinde diyor ki “üniversitenin bütçe açığını devlet bir şekilde kapatır.” Mesela bu yeni yasada yoktur. Bu çok ciddi bir sıkıntı yaratır. Dolayısıyla yeni yasayı da kimse savunmaz. Bu son maaş düzenlemeleri çerçevesinde DAÜ’deki üç tane sendikanın yöneticileriyle yaptığım görüşmeler esnasında yeni fikirler gelişti ve bu fikirler yönetsel hizmetler sendikalarıyla yaptığımız protokolde direkt olarak yansıdı. O da neydi? Yeni yasa tasarısı değil ama mevcut DAÜ yasasına tadilat yaparak az önce bahsettiğim demokratik ve özerk üniversite ruhunu yansıtmak. Bu öneriyi aslında DAÜ-SEN Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlar önermişti. Akademik personel sendikası ama onların protokolüne in-direkt olarak yansıdı. Genel görüş yeni yasa değil, mevcut yasada tadilat yaparak bu işi yapmaktır. Biz bunu destekleriz ve ilk fırsatta bu konuda çalışmalara başlayacağız.

 Soru: Son olarak neler söylemek istersiniz? Üniversitedeki çalışanlara ve öğrencilere mesajınız nelerdir?

Tahir Çelik: Son olarak şunu söyleyebiliriz, üniversitede yeni yapılaşmaya gidilip, üniversitenin misyon ve vizyonu yeniden belirlenecektir.

DAÜ REKTÖRLERİ

1980-2008

 

Prof. Dr. Erzat G. ERDİL         MÜDÜR

1980 – 1983

 

Prof. Dr. Okay CAMGÖZ       MÜDÜR

6 Nisan 1987 – 1 Ağustos 1987

 

Prof. Dr. Ali Ş. YALÇIN         REKTÖR

1 Ağustos 1987 – 13 Eylül 1988

 

Prof. Dr. Okan TARHAN        REKTÖR

30 Eylül 1988 – 31 Aralık 1992

 

Prof. Dr. Özay ORAL  REKTÖR

1 Şubat 1993 – 9 Nisan 2003

 

Prof. Dr. Ahmet ERİŞ  REKTÖR VEKİLİ

10 Nisan 2003 – 16 Haziran 2003

 

Prof. Dr. Zafer ERTÜRK         REKTÖR VEKİLİ

16 Haziran 2003 – 1 Mart 2004

 

Prof. D.r Halil GÜVEN            REKTÖR

1 Mart 2004 – 31 Kasım 2007

 

Prof. Dr. Tahir ÇELİK    REKTÖR VEKİLİ

1 Aralık 2007 -

 

 

 

 

 English News

  Evaluating the year 2007 in retrospective

How friendly are you?

The plight of the Greek Cypriots

A cold unique Christmas in North Cyprus

Discovering  EMU’S south campus

Re-educating ourselves

How far can they go?

Imagine a life without sports

King Kaka rules the World Of Soccer

Dawn of a new era as former rector bows out of office

EMU student elected as ESN Cyprus Representative

 

 

Faculty of Communication and Media Studies

 

 

 

 


Kıbrıs Politikalar Merkezi

 

 


DAÜ Hakkında  Rektör   Akademik   Yönetim   Spor  Üniversite Servisleri  Kütüphane   Araştırma

                                    

                   Sahibi: Doğu Akdeniz Ünıverstitesi adına                                  Genel Yayın Yönetmeni                                                Web Tasarımı

                                        Publisher: On behalf of Eastern Mediterranean University                                   Editor in Chief                                                     Webpage designer

                                                                                Rector/ Rektör                                                                  Metin Ersoy                                                               Darya Alekseeva

                                                                         Prof. Dr. Tahir Çelik                                                                                 

                                                                                                                                                                                                    İnglizce Bölümler                      Grafik Tasarim

                                                                                                                                                Haber Editörü                          English News Editor                  Graphic Dersign

                                                                                                                                                 News Editor                                   Odiley Festus                            Metin  Ersoy

                                                                                                                                              Alkan Muhtaroğlu

                                                                                                                                                  Bahar Taşeli

                                                                                                                                               Gülden Hacımevlüt

 

                                                                        © 2005-2008 Faculty of Communication and Media Studies, EMU ®. All rights reserved.

   

www.turkafe.com dating, singles