|
Birleşik Çeroki Ulusu’nun
Avrupa ve Orta Doğu şefi ve sözcüsü olarak
atanan Tony’ye ödülünü Sabah Yıldızı getirdi…
Radikal duruşunu “ben bir
Kıbrıslı Rum Türk’üm” diyerek ortaya koyan
belgesel yapımcısı ve barış aktivisti Tony
Angastiniotis, son dönemlerde ise “Ben bir
Kızılderili’yim” diyerek Kıbrıs’ta alışılmışın
dışında bir kimlikle ortaya çıkıyor. Saçındaki
örgü ve boynunda taşıdığı tüy ile tıpkı bir
Kızılderili’yi andıran Tony, genetik olarak da
bir Kızılderi olduğunu ispat ettiğini
belirtiyor. Kanada’daki Kızılderililer’in
uğradığı
soykırımın Avrupa’da duyurulması için
çalışmalar yapan Tony, geçen Ekim ayında
Birleşik Çeroki Ulusu’nun Avrupa ve Orta Doğu
şefi ve sözcüsü olarak atandı. Bu atanma ise ona
“Bugüne kadar alıp alabileceğim en değerli ödül”
olarak tanımladığı bir kartal tüyü kazandırdı.
Bu, yerli Amerikan kültüründeki en büyük ve en
onur verici ödül olarak tanımlanıyor. Ödülünü
kendisine Sabah Yıldızı getirdi. Henüz iki buçuk
yaşındayken ailesinden koparılan bir
Kızılderili
olan Sabah Yıldızı, geçtiğimiz ay Kanada’dan
onca yolu çıkıp geldi ve Tony’ye kartal tüyünü
getirdi. Sabah Yıldızı DAÜ İletişim
Fakültesi’nde bir SPIKE etkinliğinin de konuğu
oldu ve öğrencilere Kanada yerlilerin kültürünü
ve yaşadıkları acıları anlattı. Tony Afrika
Gazetesi’nde Sabah Yıldızı başlıklı yazısında
onu ve onun gibi pek çok Kanada yerlisi çocuğun
trajedisini şu sözlerle anlattı:
Sabah Yıldızı, Kanada'dan gelip
adayı ziyaret eden ve birçoğumuzun da yaptığımız
açıklamalardan ve köşe yazılarından tanımış
olduğunuz arkadaşımın Kızılderili dilindeki
adıdır.
Sabah Yıldızı, Kanada ve ABD
hükümetlerinin istiflerini bozmadan
gerçekleştimeye devam ettikleri sessiz
soykırımın kurbanlarından biridir. Sabah Yıldızı
gibi Kanada'daki yerli çocuklarının %70'i,
geçtiğimiz 10 yıla kadar ailelerinden koparılıp
ya dini yurtlara ya da beslenip büyütülmeleri
için beyaz ailelerin yanına
yerleştiriliyorlardı. Hükümetin amacı,
Kızılderilinin içindeki Kızılderiliyi öldürüp,
Kızılderilileri beyaz toplumun içerisine asimile
etmekti. Çocukların ana dillerinde konuşmalarını
ve kültürleriyle ilgili herhangi bir ilişkiyi
engellemek onların kimliklerini öldürmenin tek
yoluydu.
Sabah Yıldızı daha iki buçuk
yaşında iken sosyal danışmanların evine
girdiğini görmüştü. Bu kişiler, onu, kardeşini
ve 11 çocuğu daha alıp, 18 yaşına kadarki
çocukların bulunduğu bir çiftliğe götürmüşlerdi.
Annesini çok yıllar sonra, ancak kendisi de anne
olduğu zaman bulmuştu. Bu çiflikte, Sabah
Yıldızı ana dilini unutmuş ve kültürüyle bütün
bağlarını kaybetmişti. Her Pazar zorunlu bir
şekilde gittiği kilisede, ona, kabul edilebilir
tek dinin Hristiyanlık olduğunu empoze
etmişlerdi.
Sabah Yıldızı, küçük bir
çiftliğe ve iyi bir aileye düştüğü için şanslı
çocuklar arasında sayılabilir. Çocukların çoğu,
dini yurtlara düşmüştü. Bu yurtlardaki çocuk
tacizlerinin yanında, Hitler melek gibi kalır.
Cinsel tacizler, kürtajlar, dayaklar,
elektroşoklar, tıbbi deneyler ve akıl almaz
işkenceler. Bu yurtlarda yaklaşık 50,000 çocuk
kayboldu. Kevin Annett'in yakın tarihte yapmış
olduğu belgeseldeki tanıklara göre, 1984'te
kapanmış olan bu yurtlarda içi çocuklarla dolu
yüzlerce toplu mezar bulunuyor.
Kanada hükümeti bu çocuk
kayıplarını kabullenmek zorunda kaldıysa bile
herhangi bir bilgi vermeyi veya bu toplu
mezarların açılmasını reddediyor….
Tıpkı Atlılar, Muratağa ve
Sandallar için ağladığım gibi yapılan bu suç
için de ağlıyorum. Yine sarsıldım çünkü
kurbanlar yine çocuklardı... veya belki de
insanlığın böylesine büyük bir suç karşısındaki
umarsızlığını gördüğüm için bu kadar
etkilendim... Birkaç aydır web sitemde
(http://fcms.emu.edu.tr/tony/) isteyenlerin
imzalaması için bir mektup bulunuyor. Bu mektup,
daha sonra bu konuda, bir araştırma
başlatılmasını talep etmek için Birleşmiş
Milletler'e gönderilecek. İmzalar 100'ü geçmedi.
Böylesine büyük bir suçun karşısında niye birçok
insan kayıtsız kalmayı seçiyor anlamıyorum.
Sanırım birçok kişi içindeki insanı, milli
kimliği uğruna kurban etti. Kendi gruplarının
daracık sınırlarının dışında olan herşey için
kayıtsız kalıyor... ta ki felaket kendi
kapılarını çalana kadar...
Adamızda olduğun kısacık zaman
dilimi içerisinde benimle paylaştığın değerler
için, sana teşekkür ederim Sabah Yıldızı... Bir
şeylerin değeri geçen zamanla değil, geçtikleri
şiddetle ölçülür. Bu yüzden unutulmaz anlar,
anlatılamaz şeyler ve senin gibi eşsiz insanlar
vardır... çok şükür ki bu lanet olası yurtlar,
senin içindeki o vahşi kızılderiliyi senden
koparıp alamamıştır! (Afrika, 17-12-2007)
Kıbrıs’ta gördüğü ilgiden son
derece memnun kalarak adadan ayrılan Sabah
Yıldızı, Kanada’dan gönderdiği mektubunda
Kıbrıslılara teşekkür etti ve Kıbrıs için
dileklerde bulundu. Sabah Yıldızı’nın Tony’nin
köşesinde yayınlanan mektubu şöyleydi:
Teşekkürler Kıbrıs!
Ülkenize yaptığım ziyaret
gerçekten sıradışı bir deneyim oldu benim için.
Kültürümü, Türk olsun Rum olsun, ülkeniz
insanıyla paylaşmak yaşamıma müthiş bir
zenginlik getirdi. Kalbimin gözleriyle gördüm
ki, Kıbrıslılar iyi insanlar! Şarkılarını ve
öğretilerini sizlere getirerek atalarımı ve
büyüklerimi onurlandırdım. Bu gerçekten
harikulade bir gezi oldu.
Barış yapıcılar olarak daha
fazla varlık göstermeliyiz. Bu, kültürün, ırkın,
ülkenin, korkular ötesine geçmemiz gerektiği
anlamına geliyor. Tüm İNSANLIĞA sarılmalıyız. Şu
an insanlığın ortak ruhu söz konusu. Tüm
dünyanın iyiliği adına ayağa kalkıp, bencil ve
nefret dolu enerjilerin karşısında, bizler
sınırları aşarak elimizden geleni yapmalıyız.
Gelin bugünün gençliğiyle, şefkat dolu sevgimiz
ve aktif zekâmızla insanın yüreğideki karanlığa
karşı duralım.
Üzerinde yaşamı tadabildiğimiz
Dünya Ev’in sevgiyle yaratıldığını hatırlayın.
Bu dünyaya, toprağa, havaya ve suya … ve tabii
ki ağaca … sevgiyle sahip çıkıp onurlandıralım,
gelecek olan sonraki nesiller için! Hepimiz
birbirimizin ve gezegenimizin iyiliği için
kutsal bir sorumluluk taşıyoruz.
Kıbrıs için duam şu:
Tanrı’nın anlayışı, şifasıyla
zihinlerinize dokunsun…
Güzellik, Dünya Ana’nın ruhu,
şifasıyla gözlerinize dokunsun…
Şefkatli bir sevgi, şifasıyla
kalplerinize dokunsun…
Ve Barışın Işığı derinlerden
parlasın ve Gezegen Ailemize şifasıyla dokunsun…
Beni dinlediğiniz için şizlere
çok teşekküre ederim, sizlere mutlu bayramlar ve
Hristiyan dostlarıma da mutlu noeller dilerim,
hepinize Barış dolu yeni yıllar!
Kızkardeşiniz,
Sabah Yıldızı
Wado, Donadago Hvi –
Teşekkürler. Yollarımız yeniden kesişinceye dek.
(Afrika, 24-12-2007)
|