Bir paradoks olarak vejetaryenlik

0
3625

firatnecatiguner Fırat Necati Güner[/caption] İnsanoğlunun çok zengin bir yemek anlayışı vardır. Tabii ki bunun sebebi çok fazla farklı kültürün olmasıdır. Solucanından devesine, atından çekirgesine, kaktüsün suyundan ağacın yaprağına kadar herşeyi tüketmektedir insanoğlu besin kaynağı olarak. Tabii ki kültürel farklılıktan dolayı bazı ülkelerde tüketilen hayvanların, başka bir ülkelerde kutsal sayılabilir. Ya da hayat arkadaşı olarak görülebilir. Örnek verecek olursak İsviçre, Güney Kore, Çin gibi ülkelerde köpek eti tüketilmektedir. Aynı zamanda dünyanın çoğu ülkesinde de  inek tüketilmektedir. Fakat buna karşın Hinduizme inanan insanlar vejetaryen olduğu gibi Hindistan’da inek kutsal bir hayvandır. Tabii bu çok kültürlülüğün getirdiği farklılıklar da bazı tartışmalara sebep oluyor.  Bazı ülkelerde köpek, at, kedi ve kuş gibi hayat arkadaşı olan hayvanların tüketilmesi etik olmamakla birlikte aynı zamanda vejetaryan olan grubun da et tüketilmesinin tamamen etik dışı olduğunu düşünüyor. Bir de etten hiç hoşlanmadığı için hayatına sokmayan insanlar da var. Vejetaryenin karşılığı et yemezliktir. Fakat bunun çok daha ötesindedir. Kendi içinde de bir çok kola ayrılmaktadır. Veganlar hayvanların ürettiği veya hayvanların kullanıldığı hiç bir şeyi tüketmemektedirler. Bal ,yumurta, kürk ve hayvanların kobay olarak kullanılıp üretildiği bazı ilaçlar gibi. Bunlara istisna olarak süt ürünlerini kullanan lakto-vejetaryenlere ilâveten yumurta da yiyen ovo-vejetaryenler vardır. Aslına bakarsak bu vejetaryenlik bir paradokstan ibarettir (sevmediği için hayatına eti sokmayan vejetaryenler hariç). Temelde hayvanların hayatına saygı duydukları ve zarar vermenin etik olmadığı düşüncesiyle hayvanları tüketmemektedirler. Fakat ironiktir ki besin kaynakları diğer bir canlı olan bitkilerdir. Sonuçta bitkiler de doğar, büyür, ürer, nefes alır ve ölürler. Hatta ek olarak tüm canlıların yaşaması için fotosentez yapıp oksijen üretirler. Buradaki paradoks herhangi bir canlıya zarar vermemekse bitkiler niye tüketiliyor? Şayet bu sadece hayvanlar için geçerliyse o zaman burada kocaman bir ırkçılık yatmıyor mu? Peki bu ırkçılığın sebebi ne? Bana göre bitkilerin hayvanlar gibi jest ve mimiklerinin, seslerinin olmaması  hatta tepki veremiyor olmaları insanları böyle bir ırk ayrımına sürüklüyor. Yine de bu sebeplerin bir ırkçılığa yol açmaması lazım. Sonuçta iki canlı varklıktan söz edilmektedir. Bu ırkçılık hakkında değinmek istediğim diğer bakış açısı ise kedi, köpek, at ve kuş gibi dost canlısı hayvanların tüketilmesine karşı olup akşam mangalda balık ya da kırmızı et yiyen insanlar. Tabii ki karşı olabilirsin buna saygım sonsuz. Fakat başka bir ülkede kedi, köpek yendiği zaman buna tepki gösterip akşama et döner yersen, hatta bu olaya karşı tepkini kahvaltıda sucuklu yumurta yerken gösteriyorsan o zaman sen de bir ırkçı oluyorsun. Tabii ki bu tepkilerin nedenleri yukarıda söylediğim sebeplerden kaynaklanıyor. Sonuç olarak ne yapılması gerekir diye soracak olursak henüz bunun bir cevabı yok. Malasef her canlının beslenmesi gerekir, buna insanolğlu da dahil. Ama bana göre en azından kültürel farklılıklara tepki verip kendimizi hayvan dostu adı altında ırkçılığa iteceğimize, bu farklılıklara saygı duyup kendimizin de her öğünde canlıları tükettiğimizi unutmamamız gerektiğini düşünmekteyim.]]>