COVID-19 ‘un Psikolojik Boyutu

0
1063

Korona virüsü sadece sağlığımızı değil, ekonomimizi de büyük ölçüde sarsmış bulunmaktadır. Mevcut durumun getirmiş olduğu maddi ve sağlık sıkıntılarıyla mücadele ettiğimiz bu günlerde Doğu Akdeniz Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Şerif Türkkal (MSc) ve aynı üniversiteden mezun Psikolog Eren Bulut(MSc) ile bu konular hakkında konuştuk.

 

Kaygı ve Korku

Kaygı ve korkunun arasındaki farka dikkat çeken  Öğretim Görevlisi Şerif Türkkal, kaygı geleceğe yönelik oluşan endişelerimiz, korku ise şimdiki ana verilen tepkilerimizdir diyor. Her ikisinin de anormal bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen genç akademisyen, içerisinde bulunduğumuz bu süreçte kaygının ve korkunun oldukça doğal tepkiler olduğunu ve kaygıyı öteleyip yokmuş gibi davranmak yerine, onunla yüzleşmemiz gerektiğini savunuyor. ‘Nefes egzersizi yaparak, ana odaklanma yöntemini deneyerek rahatlamaya çalışabilirsiniz. Rahatlatacak ve ana dönmeyi sağlayacak nefes egzersizleri kaygıyla anlık baş edebilmeyi sağlayan yöntemlerdendir. ‘ diyerek, ana dönebilmek için odamızdaki bir bitkinin detaylarına odaklanmanın, bir müzik açarak müziğin, notalarını, sözlerini takip etmeye çalışmanın ve gökyüzünde mavinin tonlarına dalıp gitmenin içinde bulunduğumuz zamana odaklanabilmek anlamına geldiğini ve kaygıyla mücadele için etkili bir yöntem olacağını söylüyor. Ayrıca bize iyi gelen aktiviteleri günlük rutin hayatımıza eklememiz gerektiğinin de altını çiziyor.

Maddi İmkansızlıktan Kaynaklanan Kaygı

Daha şimdiden bir çok ülkede ekonomik krizin gündeme geldiği bu günlerde, virüsten kaynaklı oluşan kaygı boyutu halkı birde ekonomik açıdan kaygıya sürüklüyor. Belirsizliklerden oluşan korku, bundan sonra ne olacak düşünceleri ve geçim sıkıntısının etkisi bugünlerde insanlar üzerinde çok fazla strese sebep oluyor. Ücretsiz izinler ve işten çıkartmalar kişilerde ayrı bir travmaya neden olacaktır diyen psikolog Eren Bulut, ‘Bu olumsuzlukların ve maddi yıpranmaların azaltılmasında en önemli görev yetkili kişilerin tabii ki. Çalışan veya çalışmayan kişilerin haklarının korunması, gelecek kaygısı ve maddi kaygıları azaltacaktır.’ ifadelerini kullandı.

Farkındalık

Hepimizin farklı yönlerden etkilendiğimiz bu süreçte, üretme ve çalışmanın psikolojik ağırlığını hissedenler, bu süreçte çocuğuna da “yeterince iyi bir ebeveyn” olmaya çalışanlar, çocuğunu tek başına yetiştirmek durumda kalanlar, geçinme derdi olanlar, ev içi şiddete maruz kalanlar, psikolojik sorunlar yaşayanlar, enfekte olan, enfekte yakınları olan, etiketlenen, dışlanan, psikolojik olarak da izole edilenler, hali hazırda diyaliz, kanser, diyabet gibi kronik hastalıkları olup bu süreçle daha da sıkıntılı hale gelenler, ilişki problemleri yaşayanlar, yalnız kalanlar var. Dolayısıyla olaya farklı açılardan bakmanın ve dezavantajlı durumda olabilecek kişiler hakkında herkesi farkındalığa davet etmenin önemine değinen Türkkal, ‘Var olan sistem içerisinde yukarıda da saydığım kesimler hâlihazırda dezavantajlı durumdayken şimdi daha da zorlu bir süreç yaşıyorlar. Farkında olmak ve bu kesimlerin sosyal, psikolojik ve ekonomik olarak desteklenmesine öncelik vermek gerekiyor‘ diyor.

Sosyal Medyaya Dikkat

İzole bir şekilde yaşadığımız bu günlerde, normal rutin hayatın stresinden kaynaklı saklı kalmış yeteneklerimizi keşfedebileceğimizi söyleyen Psikolog Bulut, çok isteyipte  zaman bulamadığımızdan dolayı ertelediğimiz hobilerimize zaman ayırabilmemiz açısından bir fırsat olabileceğini söyledi. Kaygıya teslim olmak yerine kaygıyı doğru yönetebilmenin çok önemli olmasıyla birlikte, bu kaygıların artmasıyla ilgili sosyal medyayı daha dikkatli kullanmamız gerektiğinin altını çizdi. ‘Sosyal medya da fenomen kişileri takip ettiğimizde yaşam standartları karşılaştırıldığında bizi ayrıca bir tükenmişliğe iter ve yaşam doyumumuzun azalmasına sebep olabilir‘ diyen Bulut, sosyal medyada insanların üretkenliğine ve yaşam koşullarına kendimizi kaptırarak kıyas yapmamamız gerektiğinin önemine değindi.

Sürekli Üretken Olmak Zorunda Değiliz

Günün büyük bir kısmını evde geçirdiğimiz bu günlerde üretkenliğin önemine normalinden çok değiniliyor. İnsanlarda sürekli bir şeyler üretmek ve zamanı değerli geçirmek üzerine kurulmuş bir baskı gözlemleniyor. Bu konuda uzmanlar bunun yanlış olduğu ve herkesin sürekli üretken olmak zorunda olmadığı fikrinde buluşuyor. ‘Sürekli üretken olmayı isteyerek kendimizi bu konuda strese sokmak yerine, içimizden sadece oturup televizyon izlemek geliyorsa bunu gerçekleştirmeliyiz‘ diyen Bulut, bunun da stresle başa çıkmak için bir yöntem olabileceğini söylüyor. İki uzman da bu süreçte kendimizi üretken olmaya zorlamak yerine sağlıklı kalmaya odaklamamız gerektiğinin önemine dikkat çekiyor.

Ev İçi Şiddette Artış Gözlemlendi

Ev içi şiddette artışın görüldüğünü söyleyen Türkkal, şiddete maruz kalanların bu dönemde şikayet etmekte ve yardım istemekte de daha çekingen olduğunu belirtti. ‘Bu bireyler arasında Covid-19 sebebiyle işini kaybedip partnerine/ailesine bağımlı hale gelenler ve bu yüzden onların uyguladığı psikolojik/fiziksel/cinsel şiddete ses çıkarma konusunda kendini daha güçsüz hissedenler var. Şiddete uğrayanlara destek veren oluşumlar var. Yalnız değiller. Destek için burada olan ve ne yaşıyor olduklarını anlayan profesyoneller mevcut‘ ifadelerinde bulundu.

Psikolojik Destek

Hepimizi çok yönlü etkileyen bu zor günlerde psikolojik desteğin önemini vurgulayan Türkkal, bu dönemde hizmet veren yerlerin adreslerini bizimle paylaştı.

DAÜ-PDRAM

Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi

Kıbrıs Türk Psikolohlar Derneği

We Can Cope Cyprus Ekibi

LTB Kadın Sığınma Evi

CEVAP VER

Yorumunuzu bırakın
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.